Savaşçı Helvetia`nın yanına oturup  bir solukta biz alalım

 

 

 

Nilgün Özdal

 

Basel`in tarihi (Mittlere Brücke)  köprüsünün kenarında İsviçre’nin mitolojik kahramanı ve ulusal sembolü Helvetia bütün ihtişamıyla oturur. Yüzünü güneşe nehrin aktığı yöne çevirip sınırların ötesine doğru bakıp düşüncelere dalmıştır Helvetia. Arkasına  mızrağını, kalkanını bavulunu bırakıp, kısa bir mola vermiştir. Savaşlardan ve uzun yolculuklardan biraz yorgun bir hali vardır. Bir solukluk dinlenmeye, bir sonraki yolculuğunu için düşünmeye, güç toplamaya ihtiyacı vardır.

Helvetia  bize mücadeleye, savaşmaya devam etmemizi ama ara sıra bir soluk alıp yönümüzü hedefimizi çizmeyi işaret eder..

Helvetia`nin bavulu ve savaş aletleri biz göçmen kadınlar için daha farklı şeyler ifade eder, Arkasına bıraktığı bavulu, bıraktığımız memleketimizden,  geride bıraktığımız evlerimizden  birkaç parça hatırayı, belki özlediğimiz yakınlarımızın bir kaç tane resmi, çeyizimden bir yazmayı,bir örtüyü temsil eder. Hepimizin vardır bir kaç parça memleket hatırası ömür boyu oradan oraya taşıdığımız. Bazılarımız ise savaşlarda yakılan yıkılan evlerimizden, memleketlerimizden kaçarken belkide sadece anılarımızı ve gözyaşlarımızı koyabilmişizdir bavula.

Helvetia`nın mızrakla kalkanı ise, var olma kavgamızı, ayakta kalma mücadelesini ve hep beraber insan onuruna yaraşır bir yaşam için verdiğimiz ve bizden önce milyonlarca kadının verdiği  mücadelenin sembolüdür.

 

Biz kadınlar her gün çocuklarımız, evimiz, yakınlarımız için evde, dışarıda ve iş yerlerinde didinir, bir yandan da hayatta kalma, var olma  savaşı veririz. Hepimiz kimbilir neler yaşadık nelerin mücadelesini verdik, kapalı kapılar arkasında acı tatlı neler yaşandı, neler yaşıyoruz.

Umutlarımız ve cesaretimiz acılarımızdan çok daha büyük olmalıdır dünyayı değiştirmek için.

Evet 14 Haziran kadın grevi yaklaşıyor. Rengarenk giyinip kız kardeşlerimizle kolkola omuz omuza İsviçre sokaklarını inletmenin zamanı şimdi. Helvetia`nın Ren Nehri‘ne hem de sınırların ötesine bakması boşuna değildir. Söylenecek her sözümüz, kazanacağımız her hak  dünyadaki diğer kız kardeşlerimiz içindir aynı zamanda. Umuttur, dayanışmadır.  Büyük nehirler yer altındaki ve üstündeki irili ufaklı sesli sessiz akan küçük derelerin birleşmesiyle devasa olur  tıpkı Ren gibi. Yol olur ülkeleri, insanları birbirine bağlar, toprakları bereketlendirir ekmek olur.

 

2019 Kadın Grevi yüzbinlerce kadını birleştirdi. Umut ve cesareti hem İsviçre’de hem dünyada büyüttü. Diğer dünya  kadınlarından destek yağdı.Kadınların birlik ve beraberliğinin güçlendiğini, örgütlenip arı gibi çalıştığını, vazgeçmeyeceğini gören sağcı popülistler, birliği bozmak için grev arifesinde  kadın kollektivinin altını oynamaya başladılar. Buna rağmen 14 Haziran 2019`da resmi rakamlara göre yarım milyondan fazla kadın caddeleri sokakları doldurdu. Bu güç karşısında korkuya kapılan gerici basın grevin böyle coşkulu eğlenceli olmayacağını yazdı günlerce.

 

Gündemi değiştirip, acil ve önemli talepleri sabote etmek için her fırsatta bölücü tartışmaları gündemde tutmaya hala devam ediyorlar. Kadınların başlıca sorunları olan, ücret eşitsizliği, aile içi şiddet, taciz ve buna karşı önlemlerin yetersiz olması, kadın cinayetleri, ceza hukukunun yeniden düzenlenmesi, kreş sorunları, çalışma saatlerinin kısaltılması, emeklilik yaşı ve emeklilikte yoksulluk gibi pek çok sorun çözüm beklerken, kadın ve feminist örgütlerinin birleşen noktaları değil farklılıkları bilenmeye devam ediyor.  Ancak her fırsatta bu oyuna gelinmeyeceğini vurgulayan kadınlar, ortak taleplerde birleşmekte ki kararlılıklarından taviz vermemeye,  herşeye rağmen  ayrımcılığın her çeşidine ve toplumsal bölünmeye karşı mücadele etmekte kararlılar.

Bizi bölmeye, ötekileştirmeye çalışan sisteme  inat daha coşkulu daha bol kahkahalı olmalı sokaklar. Bizde tek tek gücümüzü birleştirerek, nehirler gibi sokakları doldurarak, haklı mücadelemizde inat ederek, herkes için insan onuruna yaraşan bir yaşam için inatla mücadeleye  devam ederek, önümüzdeki engelleri  cadı süpürgelerimizle süpürüp geçebiliriz ancak.

Geleneksel kadın  modeli rolüne uymayan  Helvetianin, 42 yıl önce mızrağı  ve kalkanıyla  köprünün baş köşesine kurulması da, tıpkı kadınların birliği gibi birtakım çevreleri rahatsız etmiştir. Hatta sanat tarihçilerinin bir kısmı daha ileri giderek  heykeltraş Bettina Eichin`ìn eserini küçümsemiş ve  Basel sanat tarihinde bir yer edinemiyeceğini söylemişlerdir. Insan hakları savunucusu ve özellikle kadın hakları için mücadele eden Bettina Eichin, bugün İsviçre’nin önemli ileri gelen sanatçıları, heykeltraşları  arasındadır. Ve sanatını küçümseyenlerden  bahsederken sadece gülmektedir..

Evet Helvetia mücadeleye ve bunun için gerekli uzun  yolculuklara tıpkı yaratıcısı gibi  her zaman hazır. Ve kadınlar onu her 14 Haziran`da, 8 Mart’ta rengarenk sarıp sarmalayıp hep beraber yürüyorlar.( 02.06.2022)