| İsviçre | Yazılar

Reform kadın emekçileri vuruyor

Yunus Ekrem

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi; İsviçre’de de kadın hareketi, hız kesmeyen ve sürekli alana çıkma inadını sürdüren, en güçlü muhalefet olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda yoğun şekilde, kadınların aleyhine olan, cinsiyet ayrımına dayalı, politikaları protesto amaçlı, kadınların yüz binler halinde İsviçre sokaklarındaki eylemlilikleri bunun en somut göstergesidir.  İsviçre devleti, kadınların “eşit işe eşit ücret “, ” cinsiyetçi ve cinsel şiddete karşı daha iyi koruma» ve “emeklilik yaşının düşürülmesi maaşlarının arttırılması” ana taleplerini sokaklarda sloganlarla kitlesel olarak dile getirmelerine rağmen, 14 Haziran feminist grevinden beş gün önce, Ulusal Konsey, Kantonları temsil eden Devletler Konseyi’ni izledi ve kadınların emeklilik yaşının 64’ten 65’e yükseltilmesini 124’e karşı 69 oyla onayladı.
Parlamentodaki sağ çoğunluk göz önüne alındığında bu karar bekleniyordu.  Ama yine de kadınları kızdıran  ve kabul edilemez bir karardı bu!  Federal Konsey’in tasarısı 2019’da masaya yatırıldığından beri başta işçi ve emekçi kadınlar olmak üzere her kesimden kadınlar, kadınların emeklilik yaşının yükseltilmesini haklı çıkarmak için kullanılan asılsız argümanları defalarca kınadılar.  Mart 2021’de bu projeye karşı İsviçre Sendikalar Birliği tarafından Bern’de toplanan 300.000’den fazla imza parlamentoya sunuldu.

Kadınların sosyal haklarına yönelik bu saldırının yanı sıra; Federal Konsey geçtiğimiz günlerde Eşitlik Stratejisi 2030’u yayınladı. Bu strateji gerçek bir hayal kırıklığı olmasından başka, İsviçre’deki kadınların  ve özellikle annelerin gerçeklikleriyle hiç uyumlu değildir.  Annelerin 7/24 sorumlu olduğu temel işi tanıyacak gerçek bir eylem planı formüle etmiyor.  “İşgücü piyasasında ücretsiz, görünmez, eşitsiz dağıtılan ve hatta ayrımcılığa uğrayan ev içi ve bakım işlerimizin tanınmasını ve değer verilmesini talep ediyoruz!” diyerek imza kampanyası başlattılar kadın örgütleri 14 Haziran’da.
Önümüzdeki sonbaharda parlamentoda yasalaşması beklenen emeklilik yaşının 64’ten 65’e çıkarılmasına karşı kadın örgütleri, emek örgütleri büyük bir kızgınlık ve öfkeyle; taleplerinin kabul edilmesi yönünde, halk oylamasına sunulmak üzere, yeni bir imza kampanyası başlattı ve 18 Eylül’de  Bern’de  büyük bir mitingle taçlandırma kararı aldılar.
Peki, kadınları bu eylemliliklere iten koşullar nelerdir, kadınların talepleri nelerdir, devlet bu talepleri karşılamaktan neden uzak duruyor?

“İsviçre’de emekli kadınlar emekli erkeklere oranla daha düşük emekli maaşı alıyorlar. Emeklilikte sefalet ücretleri tüm aktif yaşam boyunca biriken ayrımcılıkların sonucu eşit olmayan ücretler ve yarı zamanlı çalışma yüzünden ücretlerimiz erkeklerinkinden yaklaşık %32 daha az. Ücretlerin azlığı emekli primlerimize doğrudan etki ediyor erkeklerden %37 daha az emeklilik ücreti alıyoruz.
Emeklilik yaşının yükseltilmesi ; öncelikle kötü çalışma koşulları ve düşük ücretli olan, bir yandan ücretli iş diğer yandan ev işleri yüzünden fiziksel ve psikolojik olarak bitap kalanlar, güvencesiz işler ve düşük ücretlerle ay sonunu getirmeye çalışanlar. Özellikle yalnız yaşayan anneler 50 yaş ve üstü olup uzun süredir işsiz durumda olan kadınların yaşamını etkileyecek.
Federal konsey anayasada yer alan kadın erkek eşitliği maddesine dayandırarak kadın ve erkeklerin emeklilik yaşlarının aynılaştırılması için uzun zamandır uğraşıyor, kadınların ve İsviçre halkının farkına varması gereken şey; konu kadınların yararı için eşitliği sağlamaya gelince yapılması gereken onca başka şey varken federal konseyin ve parlamenterlerin bunlara isteksiz olduklarıdır. Eşitlik yasasının eşit ücret mazeret reformuna veya o zamanlarda getirilen yükümlülükler kanunumuzdaki yönetim kurullarında ve şirket  yöneticilerinde kadınların temsiline bir bakın bunlara uymayan işletmeler için hiçbir zorluk ve ceza yok.” diye açıklıyordu kadın kolektifi kurucularından biri arkadaşımız Müslime Karabatak’ın sorularını Mart sayımızda yanıtlarken.

Toplumsal öfke arttı

Bütün bu toplumsal öfkeye rağmen; yine de sağcı parlamenterler sosyal sigortayı kaldırmaya, çalışma saatlerini artırmaya ve daha esnek hale getirmeye devam ediyor.  Topluma bu hapı yutturmak için, burjuva partileri nüfusun yaşlanması argümanını kullanıyor.  Liberal Radikal Partinin gençlik örgütünün erkekler ve kadınlarda emeklilik yaşının 66’ya çıkarılması için Temmuz ayında 145 000(bin) topladıkları imzayı halkoyuna sunmak için parlamentoya verdiler. Önümüzdeki 25 yıl içinde 200 milyar frank zarar edileceğini öne sürerek emeklilik reformu istiyorlar. Elbette, daha yüksek ücretlerin ve eşit ücretin AVS fonlarını çok daha kalıcı bir şekilde kurtaracağını gizleyerek bu yalana sarılıyorlar emek düşmanı burjuva partilerin tümü.

Sağ partilerin  iddialarının aksine, AVS iyi gidiyor (2020’de 1,9 milyar kâr)elde etti. Elbette emeklilerin sayısı artıyor, ancak AVS’nin serveti de öyle.  Yine de, onu finanse eden ortak katkılar, 1975 ile 2020 arasında, onları %0,3 oranında (%8,7’ye) yükselten RFFA’nın(19 Mayıs 2019 yılındaki federal oylamada nüfusun % 66,4’ü tarafından kabul edilen AVS’nin vergi reformu ve finansmanı projesi)uygulanmasına kadar değişmedi.  AVS emeklilerinin oranı artarsa, çalışan sayısı ve ücret miktarı da arttığı için AVS gelirleri de artıyor. AVS, bireysel tasarruflara dayalı 2. sütundan (LPP) farklı olarak, maaşların bir kısmını yeniden dağıtan bir fondur: katkı paylarında herhangi bir sınırlama yoktur, diğer yandan emekli maaşları, ayda maksimum 2390 frank ile sınırlandırılmıştır.  Anayasa’ya göre (madde 112) AVS «temel ihtiyaçları uygun bir şekilde karşılamalıdır».  Ancak ödenen emekli maaşları çok düşük!  Asgari emekli maaşı 1.195 franktır ve evli çiftler 3.585 franklık bir emekli maaşını paylaşırlar.  Sonuç olarak yaklaşık 337.000 emekli, hayatta kalabilmek için ek yardımlara başvurmak zorunda kalıyor.

Uzunca bir dönemdir farklı reform paketleri altında emekçilere zayıf ta olsa ‘sosyal güvence’ sağlayan uygulamaları, budanarak kuşa çevrilen sosyal sigortalar sistemi içerisinde yaşlılık sigortası, egemen sınıfların politik ve ekonomik ihtiyaçlarını cevaplamak ve sistemin tıkanıklıklarının faturasını da çalışan emekçilere çıkarmak üzere giriştiği saldırıların anlaşılması için en önemli verilerden biridir. Bunun için arttırılması planlanan katma değer vergisi, ücretlerden yapılan prim kesintileri, dar gelirli emekçilerin alım gücünü vurmaktadır. Konseyin göz doldurmak adına 1959 ve 1964 yılları arasında doğan kadınlara fazladan bir emekli maaşı ödenmesini ( aylık 50 ila 150 Frank arasında) iyileştirme olarak sunması, acı ilacı içirmeden önce ağza bal çalmayı hedeflemekten öteye bir anlam taşımıyor.

 AVS 21’e karşı kampanyanın daha da güçlenmesi lazım 

AVS’nin daha iyi finanse edilmesi gerekiyorsa, emekli maaşlarını artırmak ve emeklilik yaşını düşürmektir yapılması gereken. Alınan vergiler buna katkıda bulunmalı, aynı zamanda Ulusal Banka’nın (SNB) büyük kârlarını kullanarak bu gerçekleştirilebilinir ve ülkenin ekonomik olarak buna gücü de var. Ancak sorun karşıt sınıflar ve bunları çıkarı olunca egemen olan çıkarını yasalarla da korumaya alıyor. Bugün girişilen ‘reform’ paketi de böyle. Dolayısıyla bu pakete karşı mücadele sadece kadın emekçiler için değil, tüm çalışan emekçiler için de önemli. Bu yüzden  AVS 21’e hayır, referanduma evet!- kampanyasına ve 18 Eylül’de  Bern’de gerçekleşecek protesto mitingine güçlü katılmak gerekmektedir.