UDC/SVP, İsviçre yurttaşlığına geçiş koşullarını daha da ağırlaştırmayı hedefleyen yeni bir girişimde bulundu. Aralık ayı sonunda federal parlamentoya sunulan bir önergeyle UDC/SVP’li milletvekilleri, İsviçre pasaportu almak isteyen göçmenlerin konuşma dilinde ileri seviye (B2), yazılı dilde ise orta seviye (B1) yeterlilik göstermesini talep ediyor.
Oysa mevcut yasal düzenlemeler hâlihazırda dil yeterliliğini zorunlu kılıyor. Bugün İsviçre’de yurttaşlığa başvurabilmek için adayların, günlük yaşamda bir ulusal dili kullanabilmeleri gerekiyor. Bu da konuşmada B1, yazıda ise A2 seviyesine karşılık geliyor. UDC/SVP’nin talep ettiği düzey, bu şartların belirgin biçimde üzerine çıkıyor.
“ENTEGRASYON” ADI ALTINDA YENİ BİR ELEME MEKANİZMASI
Önergenin mimarı olan UDC/SVP Ulusal Meclis üyesi Jean-Luc Addor’a göre, mevcut dil yeterlilikleri “yetersiz”. Addor, kamuoyuna yaptığı açıklamada, vatandaşlığa geçiş süreçlerinde görev alan meslektaşlarından bu yönde geri bildirim aldığını iddia ediyor. Ona göre yurttaşlık, “başarılı bir entegrasyonun tescili” olmalı ve bunun temel unsurlarından biri de dil üzerinden ölçülen “özerklik”.
Ancak bu yaklaşım, entegrasyonu toplumsal, ekonomik ve siyasal boyutlarıyla ele almak yerine, dar bir dil sınavına indirgemekle eleştiriliyor. Sol çevrelere göre UDC/SVP’nin asıl hedefi entegrasyonu güçlendirmek değil, yurttaşlığa erişimi daha da zorlaştırmak.
ÇOK DİLLİ ÜLKEDE TEK DİLLİ STANDART
DAYATMASI
Önergeye karşı çıkan isimlerden biri, İsviçre’de yurttaşlığa erişimi kolaylaştırmayı amaçlayan Demokrasi Girişimi’nin komite üyesi Nadra Mao. Mao, böylesi bir dil seviyesinin entegrasyon için gerekli olmadığını vurguluyor: “İsviçre dört ulusal dili olan bir ülke. Buna rağmen birçok İsviçreli yalnızca kendi bölgesel dilini konuşuyor ya da diğer dillerde çok sınırlı bilgiye sahip. Bu durum, ülkenin işlemesine engel olmadı.”
Mao’ya göre toplumsal entegrasyon için ileri düzey dil yeterliliği değil, gündelik yaşamı sürdürebilecek temel beceriler yeterli: okul ile iletişim kurmak, işyerinde anlaşmak, komşularla ve kamu kurumlarıyla ilişki yürütebilmek.
SINIFSAL VE EĞİTİM TEMELLİ AYRIMCILIK RİSKİ
Eleştirilerin en sert noktası ise önergenin ayrımcı etkileri. Düşük eğitim düzeyine sahip, ağır işlerde çalışan ya da ileri yaşta göç etmiş kişilerin yüksek dil seviyelerine ulaşmasının son derece zor olduğu biliniyor. Bu nedenle yeni düzenleme, fiilen sınıfsal bir eleme mekanizması işlevi görebilir.
Nadra Mao, İsviçre’nin zaten Avrupa’nın en katı yurttaşlığa geçiş sistemlerinden birine sahip olduğunu hatırlatarak, UDC/SVP’nin bu yöndeki hamlelerinin göçmenleri dışlayan uzun vadeli bir siyasi hattın parçası olduğunu belirtiyor.
GERÇEKLER UDC/SVP’Yİ DOĞRULAMIYOR
Öte yandan veriler, UDC/SVP’nin iddialarını desteklemiyor. OECD’nin bu ay başında yayımladığı bir rapora göre, İsviçre’de göçmenlere yönelik dil kursları büyük ölçüde etkili. Raporda, kurslara katılanların yaklaşık yarısının beş yıl içinde temel seviyeden akıcı dil kullanımına geçtiği belirtiliyor.
Bu bulgular, dil öğreniminin zaten ilerlediğini ve ek kısıtlamaların entegrasyonu teşvik etmekten çok dışlayıcı bir bariyer yaratacağını ortaya koyuyor.
VATANDAŞLIK HAK DEĞİL, “LÜTUF” MU?
UDC/SVP’nin önergesi, yurttaşlığı demokratik bir hak olarak değil, sürekli daha yüksek eşikler konularak verilen bir ayrıcalık olarak gören anlayışın yeni bir örneği. Sol ve göçmen hakları savunucuları, entegrasyon söylemi arkasına gizlenen bu tür girişimlerin, İsviçre toplumunda eşitsizlikleri derinleştirdiği ve göçmenleri kalıcı biçimde ikinci sınıf konuma ittiği uyarısında bulunuyor.
İsviçre’de tartışma yalnızca dil seviyeleriyle sınırlı değil; kimin “yeterince İsviçreli” sayılacağına kimin karar verdiği sorusunun cevabı da esnekliğini artırarak koruyor. (Arkadaş)
