TÜTÜN LOBİSİ İŞ BAŞINDA

Çokuluslu tütün şirketleri, patron örgütleri ve parlamenterler ağı her türlü
düzenlemeyi bloke ediyor

İsviçre, tütün endüstrisinin kamu politikalarına müdahalesi bakımından dünyada sondan ikinci sırada yer alıyor. Avrupa’da ise Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’ni hâlâ onaylamamış tek ülke konumunda. Sigara düzenlemeleri açısından Avrupa sıralamasında da sondan ikinci. Bu tablonun arkasında ise üç çokuluslu şirket, güçlü patron örgütleri ve tütün sektörüyle doğrudan ya da dolaylı bağları olan yaklaşık otuz federal parlamenter bulunuyor. Yılda 9.500 kişinin ölümüne yol açan tütün ürünleri, İsviçre’de hâlâ kuralları belirlemeye devam ediyor.

PARTİLERE BAĞIŞ, PARLAMENTOYA NÜFUZ
2023 federal seçimleri sırasında UDC/SVP ile PLR, Philip Morris International’dan kişi başı 35.000 frank bağış aldı. Bu bilgiler, Federal Mali Denetim Kurumu tarafından yayımlanan verilerle ortaya çıktı. Parti bütçeleriyle kıyaslandığında görece sınırlı olan bu meblağlar, yine de Bern’de kimin çıkarlarını temsil ettiğini açık biçimde gözler önüne seriyor.
Ancak bu bağışlar yalnızca görünen kısmı oluşturuyor. Asıl mesele, İsviçre’yi Avrupa’da benzersiz kılan çok daha derin ve sistematik bir etki ağı.

DÜNYA SIRALAMASINDA DİPTE
İsviçreli Lobbywatch derneğinin katkı sunduğu “Global Tobacco Industry Interference Index 2025” raporu durumu net biçimde ortaya koyuyor: 100 üzerinden 96 puan alan İsviçre, tütün endüstrisinin kamu politikalarına müdahalesi bakımından dünya genelinde sondan ikinci sırada. Daha kötü durumda olan tek ülke Dominik Cumhuriyeti.
Ayrıca İsviçre, DSÖ’nün 183 ülke tarafından imzalanan Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’ni onaylamayan Avrupa’daki tek ülke. Avrupa’da sigara düzenlemelerini ölçen Tobacco Ranking Scale endeksinde ise 36 ülke arasında 35. sırada yer alıyor; gerisinde yalnızca Bosna-Hersek bulunuyor.

ÜÇ DEV, TEK PAZAR, ORTAK LOBİ FAALİYETLERİ
Bu vahim tablonun anlaşılabilmesi için tütün lobisinin İsviçre’deki yapısına yakından bakmak gerekiyor. Ülke pazarına üç uluslararası dev hâkim: Philip Morris International (Lozan, pazarın %41’i), British American Tobacco (Cenevre, %33), Japan Tobacco International (Cenevre, %26). Bu üç şirket, İsviçre’de satılan neredeyse tüm sigara ve elektronik tütün markalarını kontrol ediyor.
Lobi faaliyeti tarlalarda başlıyor. İsviçre’deki 112 tütün üreticisini temsil eden Swiss Tabac, güçlü İsviçre Çiftçiler Birliği’nin (USP) üyesi. Lobbywatch’a göre Konfederasyon, tütün ekimini hektar başına yaklaşık 40.000 frankla sübvanse ediyor. Bu kamu destekleri, dolaylı olarak çokuluslu şirketlere yarıyor.
Üretimin ardından devreye, üç şirketin ortak lobi örgütü Swiss Cigarette giriyor. Parlamento nezdinde üreticilerin çıkarlarını savunan bu yapının direktörü Martin Kuonen, Valais milletvekili Philippe Nantermod (PLR) tarafından kendisine verilmiş Federal Saray’a kalıcı giriş kartına sahip.
Dağıtım ayağında ise, başkanlığını Zürih milletvekili Gregor Rutz’un (UDC/SVP) yürüttüğü Swiss Tobacco bulunuyor.
Tüm bu aktörler, İsviçre Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Birliği (USAM) himayesinde kurulan “Ölçülü Önleme Politikası İçin Ekonomi İttifakı” (AWMP) çatısı altında birleşiyor. Amaç açık: Federal Halk Sağlığı Dairesi’nin düzenleme girişimlerini engellemek. İttifakta Gastrosuisse, Çiftçiler Birliği, kumarhaneler birliği, grafik sanayi temsilcileri gibi pek çok patron örgütü yer alıyor. UDC/SVP ve PLR’da bu çizgiye yakın duruyor.

PARLAMENTO İÇİNDEKİ AĞ
Lobbywatch’a göre Federal Parlamento’da yaklaşık 30 milletvekili, tütün sektörüyle doğrudan ya da dolaylı ilişkilere sahip. Bunlar arasında, sektörü düzenleyen Sosyal Güvenlik ve Sağlık Komisyonu ile Ekonomi ve Vergi Komisyonu üyeleri de bulunuyor.
Bu etki, yasama sürecinde somut sonuçlar doğuruyor. En çarpıcı örnek, 2022’de halk oylamasıyla kabul edilen “Tütünsüz Çocukluk” girişiminin uygulanması sürecinde yaşandı. Gençleri hedef alan reklamların yasaklanmasını öngören girişim, yeni Tütün Ürünleri Yasası hazırlanırken parlamentoda büyük ölçüde sulandırıldı. Etkinlik sponsorlukları fiilen serbest bırakıldı ve yasa metnine ciddi boşluklar eklendi.
Beobachter gazetesi muhabiri ve Lobbywatch eş başkanı Thomas Angeli’ye göre, Kantonlar Konseyi komisyonunda yapılan bir değişiklik yasağı neredeyse tamamen etkisizleştirdi. Üstelik bu değişikliğin dili, Swiss Cigarette ve tütün devlerinin istişare sürecinde sunduğu metinlerle neredeyse birebir örtüşüyordu. Komisyonda yer alan Damian Müller (PLR/LU) ve Hannes Germann (UDC/SH), endüstriye yakın isimler olarak biliniyor. Germann’ın, British American Tobacco adına çalışan lobi uzmanı Renate Hotz’a parlamenter geçiş kartı verdiği de biliniyor.

9.500 ÖLÜM, MİLYARLARCA FRANKLIK MALİYET
DSÖ standartlarına uyum çağrılarına karşılık olarak economiesuisse ve USAM, kısa süre önce DSÖ Sözleşmesi’nin “ideolojik” olduğu ve ulusal egemenliği sınırladığı iddiasıyla bir açık mektup yayımladı. Patron örgütleri, bireysel sorumluluk ve diyalog söylemini öne çıkarırken, sektörün 15.000 kişiyi istihdam ettiğini vurguluyor.
Ancak tablo ağır: Tütün kullanımı İsviçre’de yılda 9.500 ölüme ve sağlık sigortası sistemine 3 milyar franktan fazla ek maliyete yol açıyor. İsviçre Tütünle Mücadele Derneği Başkanı ve Cenevre milletvekili Laurence Fehlmann Rielle (SP), güç dengesizliğinin açık olduğunu belirtiyor. Fehlmann Rielle, DSÖ Sözleşmesi’nin onaylanması için parlamentoya bir önerge sundu; Federal Konsey de bu önergenin kabul edilmesini tavsiye etti.

DÜŞÜK VERGİLER, YÜKSEK KÂRLAR
İsviçre’de sigaralardaki vergi oranı yalnızca %50,1 (DSÖ’nün önerisi %75). IQOS gibi “alternatif” ürünlerde ise vergi oranı sadece %16. İsviçre Tütünle Mücadele Derneği Direktörü Luciano Ruggia’ya göre, üreticiler bu ürünleri halk sağlığı için değil, daha yüksek kâr marjları için teşvik ediyor. Nitekim Fransa’da IQOS, sigarayla aynı oranda vergilendirildiği için çok daha az yaygın.
Philip Morris, 2024’ü “olağanüstü” bir yıl olarak tanımladı: IQOS ve ZYN ürünleri şirket satışlarının %39’unu, yani 15 milyar doları oluşturdu.

ŞEFFAFLIK MI, ŞİRKET EGEMENLİĞİ Mİ?
Global Tobacco Industry Interference Index 2025, İsviçre için yapılması gerekenleri açıkça ortaya koyuyor: şeffaflık, net kurallar ve çıkar çatışmalarının sınırlandırılması. Parlamenter kartları, yasa metinlerine doğrudan müdahaleler ve karanlık finansman ilişkileri, tütün endüstrisinin elini güçlendiriyor.
Economiesuisse’in savunduğu “demokratik diyalog”, çokuluslu şirketler partileri finanse edip kendilerini düzenlemesi gereken yasaları yazarken inandırıcılığını yitiriyor. DSÖ Sözleşmesi’nin onaylanıp onaylanmaması, İsviçre’nin gerçekten yön değiştirip değiştirmeyeceğini ya da sigara üreticilerinin kuralları yazmaya devam edip etmeyeceğini gösterecek. (Arkadaş)