Ulusal Konsey’e bağlı Dış Politika Komisyonu (CPE-N), Malezya ile imzalanması planlanan serbest ticaret anlaşmasına onay vererek, çevre ve insan hakları alanındaki ciddi ihlallere rağmen tartışmalı bir karara imza attı. Karar, özellikle zorla çalıştırma ve tropikal ormanların yok edilmesi gibi kritik başlıklarda bağlayıcı önlemler içermemesi nedeniyle kitle örgütlerinin sert tepkisine yol açtı.
PALMİYE YAĞI UĞRUNA ORMANLAR YOK EDİLİYOR
Malezya ile yapılan anlaşma kapsamında, ülkenin en önemli ihracat kalemlerinden biri olan palmiye yağı üzerindeki gümrük vergileri düşürülüyor. Oysa palmiye yağı üretimi, küresel ölçekte yağmur ormanlarının yok edilmesinin başlıca nedenlerinden biri olarak biliniyor. Dahası, bu sektörde zorla çalıştırma ve ağır emek sömürüsü vakalarının yaygın olduğu uluslararası raporlara yansımış durumda.
Normal koşullarda bu tür vergi indirimlerinin yalnızca “sertifikalı sürdürülebilir” ürünler için geçerli olması gerekiyor. Ancak İsviçre Federal Konseyi, Malezya’da yasal olarak üretilen tüm palmiye yağını “sürdürülebilir” olarak tanımlama ihtimalini değerlendiriyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilirlik kriterlerini fiilen anlamsızlaştırma riski taşıyor.
TOHUM ÜZERİNDE PATENT DAYATMASI
Anlaşmanın bir diğer tartışmalı yönü ise tohumlar üzerindeki patent haklarına ilişkin katı düzenlemeler. Birleşmiş Milletler, müzakereler sırasında İsviçre’yi bu konuda eleştirmiş ve söz konusu hükümlerin çiftçilerin tohumlara erişimini kısıtlayarak gıda güvenliğini tehdit edebileceği uyarısında bulunmuştu. Bu durum, özellikle küçük üreticilerin çok uluslu şirketlere daha fazla bağımlı hale gelmesi anlamına geliyor.
Kalkınma politikaları alanında faaliyet gösteren Alliance Sud’un ticaret politikaları sorumlusu Isolda Agazzi, kararı sert sözlerle eleştirdi: “Bağlayıcı sürdürülebilirlik hükümleri ve eşlik eden önlemler olmadan, zorla çalıştırma ve yağmur ormanı tahribatıyla üretilmiş ürünleri ithal etme riskiyle karşı karşıyayız. İsviçre bu şekilde hem ormanların korunması hem de işçi haklarının güçlendirilmesi konusunda yanlış bir mesaj veriyor.”
Sivil toplum kuruluşları, Avrupa Birliği örneğinde olduğu gibi, zorla çalıştırma ve ormansızlaşmaya karşı bağlayıcı düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesini talep ediyor.
MERCOSUR ANLAŞMASI: AYNI SENARYO MU?
Benzer tartışmalar, şu anda yine CPE-N gündeminde olan Mercosur ile yapılacak serbest ticaret anlaşması için de geçerli. Bu ülkelerde düşük maliyetli endüstriyel et üretimi, başta Amazon Ormanları olmak üzere geniş orman alanlarının yok edilmesine yol açarken, yerli halkların hakları üzerinde de ciddi baskı oluşturuyor.
Buna rağmen mevcut anlaşma taslağı, çevre ve insan hakları açısından yeterli koruma sağlamaktan uzak. Aksine, bu tür ithalatı teşvik ederek mevcut sorunları derinleştirme riski taşıyor.
REFERANDUM UYARISI
İsviçre Parlamentosu’nun yaz aylarında bu anlaşmaları gözden geçirmesi bekleniyor. Ancak anlamlı iyileştirmeler yapılmaması durumunda, çevre ve insan hakları örgütleri referandum seçeneğini masaya koymuş durumda.
Bu gelişmeler, İsviçre’nin serbest ticaret politikalarının yalnızca ekonomik çıkarlar doğrultusunda şekillendiğini ve küresel ölçekte çevresel yıkım ile emek sömürüsüne dolaylı katkı sunduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. (Arkadaş)
