SİGORTALAR SİBER KORKUYU PAZARA DÖNÜŞTÜRDÜ

2025 yılında siber saldırı ve dolandırıcılık girişimlerinde kaydedilen artış, İsviçre’de yeni bir “güvenlik pazarı”nın hızla genişlemesine yol açıyor. Devlet kurumları ve özel şirketler bir yandan “farkındalık kampanyaları” yürütürken, diğer yandan sigorta sektörü bu büyüyen risk alanını kârlı bir yatırım sahasına dönüştürüyor.
İsviçre Sigorta Birliği’ne göre veri hırsızlığı, fidye yazılımları ve faaliyet kesintileri gibi saldırılar ciddi ekonomik kayıplara neden oluyor. Bu zararları karşılamayı vaat eden siber sigortalar, hem şirketler hem de bireyler arasında giderek yaygınlaşıyor. Ancak bu poliçeler, her ne kadar “koruma” söylemiyle sunulsa da, çoğu zaman önemli sınırlamalar içeriyor: Özellikle fidye ödemeleri ve silahlı çatışmalarla bağlantılı zararlar genellikle kapsam dışı bırakılıyor.
Sektör temsilcileri, standart bir siber sigorta modelinin bulunmadığını açıkça kabul ediyor. Her şirketin sunduğu poliçeler farklı koşullar içerirken, bu durum tüketiciler açısından ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Yaklaşık 20 sigorta şirketinin bu alanda faaliyet gösterdiği İsviçre’de, sigorta seçiminde “karşılaştırma yapma” önerisi öne çıkarılıyor. Ancak bu öneri, karmaşık sözleşme yapıları içinde bireylerin ne ölçüde bilinçli karar verebileceği sorusunu da beraberinde getiriyor.

KOBİ’LER RİSK ALTINDA, AMA SİSTEM
DIŞINDA
Verilere göre İsviçre’de 400 binden fazla birey ve yaklaşık 67 bin şirket siber sigorta kapsamında bulunuyor. Buna rağmen, toplam şirketlerin yalnızca %10,8’i bu tür risklere karşı sigortalı. Bu oran büyük şirketlerde %50’nin üzerine çıkarken, küçük ve orta ölçekli işletmelerde (KOBİ) %5 ila %10 arasında kalıyor.
Bu tablo, kapitalist ekonomide riskin eşitsiz dağılımını bir kez daha gözler önüne seriyor. Büyük şirketler finansal araçlara erişim sayesinde kendilerini koruma altına alabilirken, KOBİ’ler hem saldırılara daha açık hale geliyor hem de krizlerin mali yükünü doğrudan üstlenmek zorunda kalıyor. Sigorta sektörü ise bu kırılganlığı yeni bir müşteri potansiyeli olarak görüyor.

DÖRT YILDA ÜÇ KAT BÜYÜYEN PAZAR
Siber sigorta primleri son dört yılda üç kat artarak 2020’de 57 milyon franktan 2024’te 172 milyon franka yükseldi. Bu hızlı büyümenin arkasında yalnızca artan saldırılar değil, aynı zamanda şirketlerin “itibar yönetimi” kaygıları da bulunuyor.
Borsaya kote şirketler için bir siber saldırı yalnızca teknik bir sorun değil, aynı zamanda kamusal bir kriz anlamına geliyor. Bu nedenle sigorta desteğine sahip olmak, şirketler açısından bir tür “sorumluluk göstergesi” olarak pazarlanıyor. Böylece güvenlik, teknik bir gereklilikten ziyade, piyasa içinde bir imaj unsuruna dönüşüyor.

GÜVENLİK Mİ, SORUMLULUĞUN
ÖZELLEŞTİRİLMESİ Mİ?
2025 yılı itibarıyla İsviçre’de 64.733 siber saldırı bildirimi yapıldı; bu, bir önceki yıla göre %3’lük bir artış anlamına geliyor. Vakaların %55’ini sahte yetkililer tarafından yapılan telefon dolandırıcılıkları oluşturuyor.
Bu artış karşısında Federal Siber Güvenlik Ofisi, sigorta sektörü, İsviçre Federal Demiryolları ve İsviçre Postası ile birlikte yeni bir farkındalık kampanyası başlattı. Polis güçlerinin de desteklediği bu kampanya, yurttaşları daha dikkatli olmaya çağırıyor.
Ancak burada temel bir çelişki ortaya çıkıyor: Siber güvenlik giderek kamusal bir mesele haline gelirken, çözüm mekanizmaları büyük ölçüde özel sektöre devrediliyor. Riskin toplumsallaştığı, ancak korunmanın piyasalaştırıldığı bu model, güvenliği bir hak olmaktan çıkarıp satın alınabilir bir hizmete dönüştürüyor.
Sonuç olarak, siber saldırılardaki artış yalnızca teknolojik bir sorun değil; aynı zamanda kapitalist ekonominin kriz üretme ve bu krizleri yeni kâr alanlarına dönüştürme kapasitesinin güncel bir örneğini oluşturuyor. (Arkadaş)