İsviçre – Türkiye ortak yapımı olan Şerife Tavşan filimi Zürih Film Festivali çerçevesinde dünya prömiyerini yaptı. Yönetmen ve oyuncular ve teknik ekibin bir kısmı da gösterimde hazır bulundu. Film 31 Aralık 2026 tarihinden itibaren İsviçre’de gösterime girecek.
Eşi Necati’nin evin bahçesinde geçirdiği kalp kriziyle hayatını kaybetmesinin ardından başlayan hikâye, Şerife’nin kendi yaşam horizonu içindeki gidiş gelişler ile örüntülü. Bu örüntü ise Şerife’nin çocuklarının kendisinden beklemediği hesaplanamaz içsel bir itkinin çekimine bağlanmış. Köylük ortamda büyüyen şiir tutkusu ( Ki bu tutkunun kaynağına dair senaryoda boşluklar var) ve aşkınlık duygusunu içinde taşıyan Şerife’nin babasının zorlamasıyla bir evliliğe maruz bırakılmış olması yarım kalmış bir arayışın itkiye dönüşmesinin temel nedeni. Necati’nin ölümüyle bu arayış senaryoda yeniden canlandırılmış. Öyle ki Necati’nin mezarına yapılan ziyarette verilen mezar taşı görüntüsü, izleyicide Necati’nin ölümünün nasıl sükûnet sağlayıcısı olduğu konusunda soru işareti oluşturacak türden. Odaklanılan konu ileri yaşta olmasına rağmen Şerife’nin evlilik ile yarım kalmış hayallerini gerçekleştirmek üzere harekete geçmesini ele alsa da senaryoda Türkiye’nin sosyoekonomik değişimi, rant paylaşımı ve aile de olsa çıkar ilişkilerinin öncelenmiş olacak kadar baskınlaşmasını kısa replikler ve görüntüler eşliğinde işlenmeye çalışılıyor. Ağaçtan ormana uzanan bakışların çölleştirilmiş araziyle karşılaşması sonrası yaşanan sarsıntı bundan olsa gerek.
İsviçre – Türkiye ortak yapımı olsa da konunun Türkiye merkezli olması, İsviçre’nin senaryo ve film içerisinde varlığı sadece Şerife’nin okul sonrası İsviçre’ye yerleşen oğlu ve torununun öznel durumuna kısaca değinilmesiyle sınırlı. Oysa sorun Şerife’nin torunu Onur’un babaannesinin yanına sadece gözetmen olarak yerleştirilmesi sorunu değil ve Onur İsviçre’de göçmen kökenli oluşundan kaynaklı sorunlara sahip bir genç olarak konuşmalar arasında tasvir edilmesine rağmen bu sorunların kaynağına dair film boyunca bir veri elde etmek pek olanaklı olmuyor. Oysa beklenirdir ki filmin ortak yapımı sadece teknik ve maddi olanakların ortaklaştırılmasıyla sınırlı kalmasın.
Şerife’nin yarım kalan hayallerinin adresi olan geçmişiyle kaldığı yerden başlamak üzere yeniden harekete geçmesi, kadın cinayetlerinin, zirve yaptığı ve kadınlar üzerindeki kuşatma çemberinin giderek daraltıldığı, toplumsal nefes borularının tıkandığı bir zaman diliminde tekil ve öznel bir yönelimi anlatıyor. Bu önemli ama ihtiyacımız olanın kolektif bir çıkış olduğunu da unutmamız lazım. (Arkadaş)
Film Hakkında
Filmin Yönetmeni Tareq Daoud 1976 yılında Kabil’de doğdu ve İsviçre’de yaşıyor. Önce Cenevre Üniversitesi’nde biyoloji, ardından Küba’daki San Antonio de los Baños’ta bulunan EICTV’de sinema eğitimi aldı. SERIFE TAVSAN, YABAN’dan sonra yönetmenin ikinci uzun metrajlı sinema filmidir. Senaryoyu Emine Yıldırım ile birlikte yazdı. Hikayenin uzun bir yapım öncesi süreci bulunuyor. SERIFE TAVSAN, daha 2021 yılında İstanbul Film Festivali’nin “Köprüde Buluşmalar” (Meetings on the Bridge) programında geliştirilmiş ve CNC Ödülü’ne layık görülmüştü. Dönemin jürisi, projenin yaştan ve sosyal çevreden bağımsız olarak özgürlüğe ve kadının güçlenmesine (emansipasyonuna) olan inancını özellikle vurgulamıştı. 2024 yılında İsviçre Federal Kültür Ofisi (BAK), filme 800.000 Frank seçici film desteği vermişti. (Kaynak: https://arttv.ch/film/serife-tavsan-anleitung-zum-gluecklichsein/)
Filmin Künyesi
Nihal Koldaş – Şerife
Onur Gözeten – Onur (Şerife’nin torunu)
Selin Köseoğlu – Gülay
Berkan Şal – İskender
Yiğit Sertdemir – Murat
Fehmi Karaarslan – Vedat
Murat Çelik– Emre


