REKABETİN VE TASARRUFUN KESKİN AĞZI EMEKÇİLERİN BOYNUNDA

Uzunuca bir süredir işgücü piyasası ve İsviçre’nin nüfusuna dair şiddetli tartışmalar yürütülüyor ve tartışmaların alevlenmesinde SVP’nin 10 Milyonluk İsviçre İnisiyatifinin rolü de haliyle büyük. Bir taraftan AB ile imzalanmış olan serbest dolaşım anlaşamasının varlığı yanı sıra da ABD tarafından uygulamaya koyulan gümrük vergilerinin hissedilen boyutu ve beklenen sonuçları konunun birleşik vektörel bir yön kazanmasına neden oluyor.
ABD’nin duyurduğu yeni vergi tarifelerine göre 7 Ağustos’tan itibaren İsviçre ihracatının yüzde 39 luk bir ihracat vergisisine tabi tutulacağı ilan edilmişti. İlaç ürünlerinin ‘şimdilik’ muhaf tutulduğu bu uygulama sonrasında sermaye ve onun yönetici takımı arasında yaşanan panik havası, ‘haksız’ bulunan bu gümrük tarifesine karşı bir an önce diplomatik kulis trafiğinin de başlatılması gerektiğine dair iç basıncı da arttırdı ve yapılan pazalıklar sonucunda vergi oranı İsviçre’den ithal edilen mallar için %39’dan %15 seviyesine düşürüldü. İhracat gelirlerinin GSMH’nın, meta ihracının yanısıra hizmet iharacı da dahil edildiğinde % 70’ine yaklaştığı ve bunun %50’nin üzerinde bir hacminin de ABD ile gerçekleştirildiği gözetildiğine tedirginliğin yarattığı tavizkârlığı da hazmı kolay olmasa da yutulabilir bir lokma lahine getiriyor. Vergi oranını %15’e düşürmenin karşılığında ABD’ye 2028’yılının sonuna kadar 200 milyar dolar yatırım yapılması; ABD menşeeli bütün sanayi mallarına yanı sıra bazı deniz ürünlerine uygulanan gümrük tarifelerinin düşürülmesi ve yine bazı et ürünlerinden belli bir miktara kadar vergi alınmamasını avantajlarını sunmuş oldu.
Hal böyleyken işveren örgütü Economiesuisse’nin başarılı bularak alkışladığı bu anlaşmanın neden olacağı sonuçların faturasının kime kesileceği sorusuna cevap verecek ‘muhatap’lar ortada görünmezken, bu soruya yanıt olabilecek fiili uygulamalar gecikmedi. Kemer sıkıldı, bütçe kısıtlamaları bir çok alanda çalışan yığınları vurdu.
Yaklaşık 100 bin çalışanın bir şekilde etkileneceği tahmin edilen gümrük vergisi uygulamasının ardından ABD’ye 23 milyar dolar yatırım yapcağını duyuran Novartis tekeli, üretimini İsviçre’de gerçekleştirdiği bazı ilaçların 2027 yılı sonuna kadar İsviçre’deki üretimini durduracağını bu ilaçların imalatının yapıldığı fabrikayı kapatıp 650 kişinin işine son vereceğini kamuoyuna duyurdu. Her nekadar Novartis’in kendisi bu adımın yaşanan son gelişmelerle ilgisi olmadığını ileri sürse de bir çok tekelin ve fabrikanın, gümrük vergileri meselesiyle yaşanan süreci fırsata çevirerek, ücretleri düşürmeye çalıştığı, yeniden yapılanma adı altında bir çok çalışana kapıyı gösterdiği biliniyor. Bu eğilimi işsizlik verilerine dair açıklanan rakamlarda da hissetmek mümkün. Ekonomi işleri sekreterliğinden yapılan %2,9 ‘luk işsizlik oranı açıkıklaması, İLO’nun duyurduğu %5,1’lik oranın oldukça altında ve işsiz sayısını gerçekçi olarak yansıtan da İLO verileri. Çünkü sekreterliğin duyurduğu oran sadece iş ve işçi bulma kurumuna kayıtlı iş ayarayanların verilerine dayanılarak oluşturulmuş bir oran. ABD ile ihracatta önemli yer tutan sektörleri daha çok etkileyecek bu durumun, sonuçlarının hissedileceği diğer kısmını sınır işçileri oluşturuyor. Bir taraftan nüfus tartışmaları diğer taraftan da AB anlaşmalarının neden olduğu sonuçlar Fransa, Almanya, İtalya ve Avusturya’dan günlük olarak İsviçre’ye gelip çalışan sınır işçilerini de etkiliyor doğal olarak ve bu durumun bir süredir İsviçre’nin sınır bölgelerindeki yaşamı ve yoğunluğu artan dış yönelimi orta ve uzun vadede nasıl etkiyeceğine dair daha gerçekçi çıkarsamalarda bulunmak için henüz erken bir evredeyiz. Ancak giderek zorlaşan ekonomik ve sosyal yaşamın farkındalığının işçi ve çalışan yığınlar arasında nispeten daha çok hissedildiği, hoşnutsuzluğun ve buna bağlı olarak da politik arayışların sermaye partileri tarafından açıkça istismar edildiği ve yükseltilen milliyetçi dalgaya yedeklemeye çalışıldığı, bunun da kısmen başarıldığı biliniyor. Ve bu durum işçilerin, çalışanların lehine bir dönüşüm göstermesine vesile olacak güçlü bir mücadele ve itiraz hattına ihtiyaç olduğu gerçeğini daha da görünür kılıyor.