EMEKÇİLER ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR: UZAYAN MESAİLER, YÜKSELEN STRES
Çalışanlar üzerindeki baskı her geçen yıl biraz daha ağırlaşıyor. Çalışma günleri uzuyor, iş yükü büyüyor, beklentiler kesintisiz artıyor. Birçok çalışan daha haftanın ortasında tükenmiş hissediyor.
ÇALIŞMAK HASTA EDİYOR
Federal İstatistik Ofisi’nin (OFS) son verileri, sendikaların yıllardır dile getirdiği tabloyu doğruluyor: İş stresinde ve tükenmişlik hissinde belirgin bir artış var. Hastalık kaynaklı devamsızlıklar da yükselişte. Buna rağmen işverenler ve sağ partiler, çalışanların yükünü hafifletecek önlemler talep etmek yerine daha fazla “esneklik” dayatıyor.
SAĞLIK, PERAKENDE VE KAMUDA GÜNLÜK TANSİYON
Sağlık sektöründe kronik personel açığı nedeniyle başta hemşireler olmak üzere sağlık emekçileri bir hastadan diğerine koşuyor; mola vermeye, hatta su içmeye zaman bulamadıklarını anlatıyorlar. Ofis işlerinin de artmasıyla çoğu, mesai bitiminden sonra da ücretsiz olarak çalışmaya devam ediyor.
Perakende sektöründe de tablo farklı değil. Çalışma çizelgeleri son dakika değişiyor; çalışanlar bu değişikliklerden mesaj grupları üzerinden haberdar ediliyor. Hafta sonu bir meslektaşın yerine apar topar işe çağrılmak sıradan hale gelmiş durumda. Bu koşullarda özel hayatı planlamak neredeyse imkânsız.
Kamuda ve idari birimlerde iş yükü durmadan artıyor. Boşalan kadrolar doldurulmuyor. Dijital araçlar süreçleri hızlandırsa da stresi daha da yükseltiyor. Çalışanlar sürekli zamana yetişmeye çalıştıklarını, iş yükleri üzerinde kontrol duygularını kaybettiklerini belirtiyor.
OFS verilerine göre çalışanların dörtte biri sık sık stres altında olduğunu söylüyor. Çalışanların yarısından fazlası işyerinde aynı anda birden fazla fiziksel ve psikososyal riske maruz kalıyor: zaman baskısı, tekdüze iş, molaların yokluğu, gürültü, kötü ergonomi, vb. Sağlık ve sosyal hizmet sektöründe her üç çalışandan biri yoğun strese maruz kalıyor. Duygusal tükenmişlik hızla artıyor; bu durum yaygın bir tükenmişlik sendromu dalgasının habercisi olarak görülüyor.
ESNEKLİK KİMİN LEHİNE?
Sıkça dile getirilen “işin esnekleşmesi” söylemi, pratikte çoğu çalışan için daha fazla belirsizlik ve daha sıkı hiyerarşik kontrol anlamına geliyor. OFS’nin İsviçre Aktif Nüfus Araştırması’na göre çalışanların yaklaşık dörtte biri, işveren talebiyle çalışma saatlerini haftada en az bir kez kısa vadede değiştirmek zorunda kalıyor. Bir diğer dörtte birlik kesim ise ayda en az bir defa aynı durumla karşılaşıyor.
Özellikle sağlık, otelcilik-restoran ve perakende sektörlerinde son dakika yapılan vardiya değişiklikleri, iş-yaşam dengesi kurmayı neredeyse imkânsız hale getiriyor.
HASTALIK İZİNLERİ PATLADI
Tükenen, yaralanan veya ruhsal açıdan çökme noktasına gelen çalışanlar, giderek daha fazla işe gidemiyor. İsviçre’de sağlık nedenli devamsızlıklar tüm yoklukların açık ara en büyük bölümünü oluşturuyor. 2024 yılında toplam 330 milyon saatlik işgücü kaybı yaşandı; bu rakam son 15 yılda yüzde 50’den fazla arttı.
SAĞLIĞI KORUMAK KÂĞIT ÜSTÜNDE KALDI
Bunca göstergelere rağmen işyerlerinde sağlık koruması çoğu zaman uygulanmıyor. Stres, zaman baskısı veya aşırı iş yükü gibi psikososyal riskler düzenli olarak ölçülmüyor. Daha da önemlisi, ülke genelinde yalnızca 130 işyeri hekimi bulunuyor; bu da her 20 bin çalışana yalnızca bir hekim demek. Karşılaştırma için: Almanya’da bu oran 1/10.000, Fransa’da 1/6000.
Uzman eksikliği, hem geniş ölçekli önleme çalışmalarını hem de bağımsız risk değerlendirmelerini neredeyse imkânsız kılıyor. Yeterli uzmanlık desteği olmadan iş sağlığı ve güvenliğinde önleyici yaklaşım hayalden öteye geçmiyor.
Çalışan sağlığını ciddiye almak için denetimlerin daha güçlü olması, işyeri hekimliğinin geliştirilmesi ve mevcut yasal korumaların gerçekten uygulanması gerekiyor. Bunun için: İş yüküne açık ve bağlayıcı sınırlar konulması, çalışma saatlerinin öngörülebilir hale getirilmesi, yeterli dinlenme süreleri nin yeterli olması, “İşten ayrılma hakkı” olarak bilinen dijital kopuş hakkının güvence altına alınması gerekiyor. Aksi halde çalışma hayatı ne adil ne sürdürülebilir ne de sağlıklı olabilir. (Arkadaş)
