| Bilim-Yaşam

Maymun çiçeği virüsü: İnternette dolaşan yanlış iddialar

 

 

 

Maymun çiçeği virüsü vakalarının Avrupa’da görülmeye başlamasıyla birlikte, Covid-19 pandemisinden aşina olduğumuz bazı yalan iddialar da yeniden internette ve sosyal medya platformlarında dolaşıma sokulmaya başlandı.

 

MAYMUN ÇİÇEĞİ YENİ KAPANMALARA NEDEN OLACAK MI?

Özellikle TikTok’ta, maymun çiçeği virüsü nedeniyle yeni seyahat kısıtlamalarının gelebileceği iddiaları yoğunlukla paylaşılıyor. Hatta bir hesap, takipçilerine “maymun çiçeği kapanmaları ve zorbalığına hazır olun” çağrıları yapıyor.

Bazı görsellerde ise İngiltere hükümetinin Covid-19 salgını sırasında yaptığı basın açıklamalarının görüntüleri kopyalanarak, hükümetin koronavirüsle ilgili kullandığı sloganlar maymun çiçeği virüsü için tekrarlanıyor.

Yeni bir virüs salgını ile ilgili endişeler anlaşılabilir olsa da, bilim insanları bu virüsün Covid gibi olmadığını ve bu virüsün bulaşının sınırlı olacağını söylüyor.

Maymun çiçeği virüsü, Covid’den çok daha zor bulaşıyor ve bu hastalığa karşı hali hazırda aşı ve tedavi yöntemleri mevcut.

Vakalar, hastaların virüsü ancak semptomlar ortaya çıktıktan sonra bulaştırabildiğini gösteriyor, bu da virüsü tespit etmeyi ve durdurmayı kolaylaştırıyor.

Oxford Üniversitesi’ndeki Pandemi Bilimleri Merkezi’nden Prof. Peter Horby, “Bu yüzden kapanmalar ya da toplumsal aşılama bu virüse karşı atılacak adımlar arasında yer almıyor” diyor.

Ancak virüsü kapmış kişiler ve yakınlarına karantina ve aşılama uygulanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) adına konuşan Dr Rosamund Lewis, toplu aşılamaya gerek olmadığını söyledi. WHO ayrıca olası seyahat yasaklarına da karşı olduğunu belirtti.

 

LABORATUVARDA ÜRETİLDİĞİNE DAİR BİR KANIT YOK

Çin, ABD, Rusya ve Ukrayna’da bazı sosyal sosyal medya hesapları ve hatta bazı haber kaynakları, virüsün laboratuvarda üretildiği ve biyolojik silah olarak kullanılabileceği iddialarını ortaya attı.

Ancak bir virüsün çıkış noktası, virüsün DNA dizilimine bakarak tespit edilebiliyor. Genetik bilimci Fatima Tokhmafshan, bunu bir posta kolisinin barkodunu okuyarak, izlediği yolları takip etmeye benzetiyor.

Virüsün genetik dizilimi bizi hastalığın yaygın olarak görüldüğü Batı Afrika’daki virüse götürüyor, bu da “virüsün laboratuvarda üretilmediğini gösteriyor”.

2018 ve 2021’de İngiltere’de, 2021’de de ABD’de maymun çiçeği vakaları görülmüştü ve bunların hepsi seyahat ya da hayvan ticareti kaynaklıydı.

Prof. Horby “Şu anda gördüğümüz vakaların da aynı şekilde olmuş olması çok makul ve şu ana kadarki en olası senaryo bu” diyor.

İngiltere’de son salgında ortaya çıkan ilk vaka, Nijerya’ya gitmiş olan bir kişide tespit edilmişti.

Yani Prof. Horby, maymun çiçeği virüsünün bir laboratuvardan çıkmış olduğu iddialarına karşı “Kesinlikle, buna dayanak oluşturabilecek tek bir kanıt bile yok” diyor.

 

“PLANLI SALGIN” İDDİALARI

İnternette dolaşan başka bir iddia da salgının planlanmış olduğu – ve tabii ki yine işaret edilen isimler, Covid’de olduğu gibi Bill Gates ve Anthony Fauci gibi isimler.

Bu dayanaksız iddia özellikle Rus medyasında, Çin sosyal medya uygulaması Weibo’da ve Instagram’da dolaşıyor. Ayrıca Facebook’ta aynı iddiayı Rumence, Almanca, İngilizce, Arapça, Fransızca, Slovakça, Macarca ve Pencap kaynaklarda bulmak da mümkün.

İddialar, ABD merkezli bir biyogüvenlik kuruluşu olan Nuclear Threat Initiative (NTI) tarafından hazırlanmış olan bir belgeyi işaret ediyor.

2021’de MTI bir çalıştay düzenleyerek, dünya liderlerini yeni bir olası salgına hazırlıklı olmaya davet etmişti.

Katılımcılara üzerinde çalışmaları için kurmaca bir senaryo verildi. Bu senaryoda “Maymun çiçeği virüsünün alışılmadık ve ölümcül bir varyantının tüm dünyayı sardığı” varsayılıyordu.

NTI ise bu virüsün oluşturduğu risk hakkında çok detayı bilgilerin zaten var olması ve dünyadaki vakaların artış gösteriyor olması nedeniyle, çalıştay senaryosu için bu virüsü seçmişti.

Salgınlar hayatın bir gerçeği ve bu gibi kuruluşların, hükümetlerin bunun gibi tahminlerde bulunup hazırlık çalışmaları yapmasında şüphelenecek bir durum yok.

Bu iddialar iki ayrı koldan ilerliyor. Bazıları AstraZeneca aşılarında şempanzelerde bulunan bir virüsün kullanıldığına işaret ediyor. Aşıda kullanılan adenovirüs, modifiye edilmiş, üremesi ve yayılması mümkün olmayan bir virüs.

Tweette “Milyonlarca kişi genetiğiyle oynanmış şempanze virüsüyle aşılandıktan sonra yeni bir salgının ortaya çıkması kimi şaşırtır ki?” yazıyor

Bunun gibi sosyal medya paylaşımları, şempanze virüsü içeren aşılarla maymun çiçeği salgını arasında bağ olduğunu iddia ediyor.

Ancak maymun çiçeği virüsü, AstraZeneca aşısında bulunan adenovirüsten tamamen farklı bir tür ve bu virüsün maymunlarda değil, çoğunlukla kemirgenlerde bulunduğu tahmin ediliyor.

Buna benzer bir diğer iddia da Covid aşılarının bağışıklık sistemini baskıladığı ve insanları başka enfeksiyonlara karşı daha kırılgan yaptığı yönünde.

Ancak bu iddianın da hiçbir dayanağı bulunmuyor. Aşılar bağışıklık sistemini baskılamak yerine uyarır ve belli bir virüsü hedefleyerek bağışıklık sistemini daha etkili hale getirir.

Çok az sayıda insan ise, aşılara karşı doğuştan gelen otoimmün reaksiyon gösterebiliyor. Bu durumda vücut kendine saldırmaya başlıyor. Ancak aşıların bağışıklık sistemini baskıladığı ya da bizi diğer hastalıklara karşı zayıflattığı iddialarına dair hiçbir kanıt yok.

.