İsviçre’nin Fortress Europe’a katılımına hayır!

Metin Alan

İsviçre’deki birçok siyasi parti ve kitle örgütü, Göçmen Dayanışma Ağı liderliğindeki bir koalisyon tarafından başlatılan “Frontex’in finansmanına karşı Referandum”u destekleme çağrısı yaptı.

Frontex, Avrupa Birliği’nin sınır ve sahil güvenlik teşkilatıdır. 2005 yılında kurulmuştur ve merkezi Varşova’dadır.O zamandan beri AB’nin acımasız göç politikasının cani kurumu ve silahlı kanadı olarak hareket ediyor. Ağır makineli tüfeklerle donanmış hızlı müdahale botları, uçakları, insansız hava araçları ve gelişmiş teknolojik donanımı (radarlar, lazer dedektörleri vb.) ile bir suç stratejisinin silahlı kanadını oluşturuyor. Bu strateji, Avrupa Komisyonu tarafından, mümkün olduğunca çok sayıda mültecinin Avrupa kıtasına ulaşmasını ve orada iltica başvurusunda bulunmasını önlemek için uygulanan bir strateji.

Bütçesi kuruluşundan bu yana %7000 artarak 2021-2027 dönemi için 6 milyondan 11 milyar avroya çıktı. Teşkilatın 2027 yılına kadar tüm operasyonlarını karada, denizde ve havada yürütebilmesi için teçhizatına (tekne, uçak, araç, drone, yüksek teknolojili kontrol teçhizatı vb.) ek olarak 10.000 silahlı subay kadrosuna sahip olması amaçlanıyor. Frontex ajansının bütçesindeki ve kadrosundaki bu devasa artış, AB’nin Schengen bölgesini korumak için ajans aracılığıyla dış sınırları güçlendirmeye yönelik ırkçı güvenlik politikasının bir parçasıdır.

BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 14. maddesinde tanımlanan sığınma hakkı, evrensel bir insan hakkı ve bir medeniyet tezahürüdür. Ülkesinde siyasi, etnik veya dini nedenlerle zulme, işkenceye, açlığa ve sefalete maruz kalan herkes, sınırı geçme ve yabancı bir ülkede yardım ve koruma talep etme hakkına sahiptir. Savaştan, şiddetten ve zulümden kaçan bir mülteci için yasadışı sınır geçişi diye bir şey yoktur. Aksi insanlık suçudur.

Orta Akdeniz’de, Ege Denizi’nde Frontex mültecilerin peşine düşüyor. Tekneleri, genellikle aşırı vahşetle, zodyaklarla ve sıkıntılı ailelerle dolu diğer çürük teknelerle açık denizlerde kesişiyor ve onları Türk veya Libya karasularına dönmeye zorluyor. Zira bu geri itmeler sırasında gerçekleşenölümcül saldırılar sonucu geride bırakılmış gemi enkazları daha sık görülür oldu.

Frontex, karada ve havada Macar, Polonyalı, Yunan ve Hırvat sınır muhafızlarını destekliyor, diğerlerinin yanı sıra onları finanse ediyor ve silahlandırıyor.

Avrupa Kıtası’nın güney ve doğu sınırlarında insanlığa karşı korkunç suçlar işleniyor.  Hırvat sınır muhafızları mültecilerin – ayrıca çocukların – tırnaklarını çekiyor; Frontex’in polis memurlarının desteğiyle Bosna-Hersek, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’nde sınır muhafızları, mültecileri dövüyor, yağmalıyor ve geri itiyor.

Frontex, AB sınırlarında sayısız insan hakları ihlâllerinin ve Akdeniz’in büyük bir göçmen mezarlığına dönüştürülmesinin baş sorumlusu olmaklasuçlanıyor. Ajans, sınırlarda mülteci ve göçmenlerin yasadışı olarak geri gönderilmesini organize ediyor. Örneğin Frontex, göçmen teknelerini durduran ve onları göçmenlerin son derece insanlık dışı koşullar altında tutulduğu Libya’ya zorla geri gönderen Libya sahil güvenliğiyle işbirliği yapıyor. Ek olarak, Frontex, özellikle dronların kullanımı ve sınırlarda militarizasyon yoluyla Akdeniz’de havadan gözetlemenin yaygınlaştırılmasını aktif olarak desteklerken, aynı zamanda resmi kurtarma görevlerinin sürekli olarak engellenmesi ve azaltılması için faaliyet yürütüyor. Frontex’in faaliyetleri, AB’nin – sözde bir tehdit olarak gördüğü –ırkçı göç politikalarıyla uyum gösteriyor.Neticede AB’nin ırkçı göç ve göçmen politikası 1993’ten bu yana, bildirilmeyen vakaların sayısı da dahil olmak üzere 44.000’den fazla ölüme mal oldu.

İsviçre’nin Federal Konseyi de 2009’dan beri Frontex’i mali ve personel açısından desteklemektedir. Ulusal Konsey yakın zamanda 2027 yılına kadar yıllık 61 milyon franklık bir bütçeyi onayladı. Bu, toplam Frontex bütçesinin yaklaşık %5’ini temsil ediyor. Benzer şekilde, hâlihazırda bu tür taahhütlere katılan Federal Konsey, 2027 yılına kadar yılda yaklaşık kırk uzman görevlendirecek. Uzmanlar dört aylık veya iki yıllık sürelerle görevlendirilecekler. Zaten yıllardır İsviçre gümrük ve polis memurları, savaş gemilerinde bulunuyor ve durdurma ve geri gönderme müdahalelerine katılıyor. Böylece zulme uğrayanların Avrupa topraklarında koruma talebinde bulunmalarını engelleyerek, İsviçreli yetkililer, iltica hakkının tasfiyesinde aktif olarak işbirliği yapıyorlar.İsviçre makamlarının Frontex’everdiği bu destek, İsviçre Devletinin mülteci ve göçmenlere yönelik ırkçı, kısıtlayıcı ve zorlayıcı politikalarının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bir Schengen devleti olarak İsviçre, yeni yetkilerin ve yasaların planlanmasında sadece söz sahibi olabiliyor, ancak oy hakkı yoktur.İsviçre, hammadde şirketleri için bir ana liman, uluslararası bir bankacılık merkezi ve bir silah fabrikası olarak, dünya kapitalist sisteminde önemli bir yararlanıcı olduğu için, Avrupa’nın göçe karşı şiddetli direnişinden büyük ölçüde yararlanmaktadır.

Ulusal Konsey’in (çoğunlukla Sosyalistler ve Yeşiller) 80 aleyhte oya karşı 88 oy ve 28 çekimser oy ile Avrupa Birliği’ne karşı bu taahhüdü onaylayan 1 Ekim 2021 tarihli federal kararnameye karşı, mülteci yardım örgütleri koalisyonu “Frontex sınır muhafız teşkilatının finansmanına hayır” referandumunu başlattı. Sosyalist Parti, Yeşiller, İşçi Partisi, sendikalar süreci destekliyor. Girişimi destekleyenlerin Ocak 2022’ye kadar 50.000 temel imzayı toplaması gerekiyor.

Referandumun İsviçre’deki destekçileri, mülteci ve göçmenlerin İsviçre’deki demokratik ve sosyo-ekonomik haklarının garanti altına alınmasını ve yerleşimlerini kolaylaştıracak yasal önlemlerinuygulanmasını hedeflediklerinin altını çiziyorlar. Yaptıkları açıklamada“İmza toplamak, bu rezil kararnamenin iptali için oy kullanmak akıl ve adaletin gereğidir. Ancak Parlamentonun ahlaksız kararını düzeltmeyi başarsak bile, tüm bunlarla mücadele bitmeyecek: İsviçre Frontex’ten çıkmalı. Vergilerimiz, halkımızın insani geleneğine hakaret eden bir terör, baskı ve sığınma hakkını yok etme stratejisini finanse etmek için kullanılmamalıdır” diyerek kararlılıklarını ifade ediyorlar. Ayrıca bu kapsamda “İsviçre Frontex’ten çekilmeli! Kimse yasa dışı değil!” sloganlarıyla Fontex’in finansmanına karşı referandumu destekleme çağrısı yapıyorlar.

Bu kapsamda başta DIDF(Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu) ve bağlı örgütleri olmak üzere, İsviçre’de faaliyet gösteren her milliyetten tüm göçmen işçi ve emekçi dernekleri ve topluluklar bu çağrıya kulak vermeli ve çalışmaların bir parçası ve örgütleyicisi olmalıdırlar.