İNŞAAT İŞÇİLERİ İNSANCA ÇALIŞMA KOŞULLARI İÇİN GREV YAPTI
İnşaat şantiyelerinde aylar boyunca biriken öfke, Kasım ayında grevli eylemlere dönüştü. Ülke genelinde on binlerce inşaat işçisi, patronların saldırılarına karşı “yıkıma karşı inşa” sloganıyla farklı yerlerde greve çıktı.
Patronlar, inşaat işçilerinin toplu sözleşmesi ile güvence altına laınan hak ve kazanımları kaldırmak istiyor: Çalışma sürelerinin uzatılması, ücretlerin düşürülmesi bunların başında geliyor İşçiler ise bu saldırılara grevle yanıt verdiler
PATRONLARIN MASKESİ DÜŞTÜ
Mart ayından itibaren süren uyarılara rağmen, 7 Temmuz’daki ilk toplu sözleşme görüşmesinde işçiler endişelerinde haklı çıktı. İsviçre Müteahhitler Birliği (SSE), sektörde işgücü bulmanın giderek zorlaştığını kabul etmesine rağmen, masaya işçilerin kazanımlarını yok etmeyi hedefleyen taleplerle oturdu.
Sendikalar, bunu “sosyal haklara karşı topyekûn bir saldırı” olarak niteliyor.
ESNEKLİĞİN ADI SÖMÜRÜ
Patronlar, çalışma saatleri takvimini kaldırarak “çağrı üzerine çalışma” sistemine geçmek istiyor. Bu, işçilerin aile ve sosyal yaşamını imkânsız hale getirecek.
Ayrıca haftalık azami çalışma süresini kaldırıp 50 saatlik haftaları hiçbir ek ücret ödemeden dayatmayı, 250 saat fazla mesai kotası ve 150 saat “negatif saat” (yani ücretsiz eksik çalışma) uygulamayı planlıyorlar.
Cumartesi çalışmalarına verilen ek ücretlerin kaldırılması, kalifiye işçiler için asgari ücretin ortadan kaldırılması, genel ücret artışlarının durdurulması ve “liyakat” bahanesiyle bireysel zam sistemi gibi talepler de patronların gündeminde.
Son olarak, hastalık ödeneğinin yüzde 80’e düşürülmesi ve işten çıkarmaların kolaylaştırılması isteniyor. Kısacası, işçilere verilen mesaj açık: “Ya boyun eğ ya yok ol.”
SENDİKALAR: “DAHA KISA İŞ GÜNÜ, DAHA SAĞLIKLI YAŞAM İSTİYORUZ”
SIT ve UNIA sendikaları, patronların dayatmalarına karşı tabanla birlikte hazırladıkları karşı önerileri açıkladı. İnşaat işçileri:
-Daha kısa iş günüyle işçi sağlığının korunması,
-Sabah molası için ücretlendirilmesi,
-Ücretsiz yol süresine son verilmesi,
-Çıraklıktan yeni çıkan genç işçilere uygulanan maaş cezalarının kaldırılması,
-Taşeronluk ve sahte iflaslara karşı yasal düzenleme,
-Cumartesi çalışmasının açık kurallarla sınırlandırılması,
-Enflasyon farkının tam olarak ödenmesi ve gerçek bir genel ücret artışı talep ediyorlar.
-Sendikalar, bu taleplerin “inşaat sektörünü cazip hale getirmek için tek gerçek yol” olduğunu vurguluyor.
“GREV, YIKIMA KARŞI İNŞA EDİLECEK BİR DAYANIŞMADIR”
İsviçre Müteahhitler Birliği (SSE), “esneklik” adı altında inşaat sektörünü tamamen patronların çıkarlarına göre yeniden düzenlemek istiyor.
Planlanan değişiklikler, işçilerin hayatını çağrı üzerine çalışma, uzatılmış iş haftaları ve ücretsiz yol süreleri gibi uygulamalarla parçalıyor.
Patronların “esnek işgücü” dediği şey, aslında her an çalışmaya hazır, hiçbir sosyal yaşamı olmayan bir insan modeli demek. Çalışma saatleri ile ilgili İnşaat işçilerine dayattıkları uygulamalar, emeğin artık “ölçülebilir zaman” değil, tam bir teslimiyet rejimi içinde değerlendirilmesini amaçlıyor.
İnşaat sektörü, göçmen emeğin yoğun olduğu, iş güvencesizliğinin yaygınlaştığı bir alanda, sermaye açısından “laboratuvar” niteliğinde bir işlev görüyor. Burada başarıya ulaşan her neoliberal düzenleme, kısa sürede diğer sektörlere ihraç ediliyor.
SIT ve UNIA’nın ortak açıklamasında yer alan şu sözler, mücadelenin özünü özetliyor: “Patronlar yıkım istiyor, biz ise yeniden inşa edeceğiz: Onurumuzu, sağlığımızı ve emeğimizi savunacağız.”
Bu grev, beton ve demirin arasında sıkışan emek gücünün, bir kez daha kolektif bir özneye dönüşme sürecidir.
İsviçre’de inşaat işçileri daha iyi çalışma koşulları için mücadele ediyor ve ulusal çerçeve sözleşmesini yenilemek istiyorlar. İnşaat grevi ve protesto eylemleri Tessin, Bern, Lozan, Cenevre, Luzern, Neuenburg ve Basel kantonlarında gerçekleşti. Grev ve protesto 14 Kasım’da Zürih’te devam edecek. Unia sendikasında inşaat sektöründen sorumlu olan Nico Lutz sorularımızı cevapladı.
İnşaat işçileri neden greve gidiyor? Hedefleriniz neler?
İnşaat ana sektörünün toplu iş sözleşmesi 2025 yılı sonunda sona eriyor. Sözleşme olmazsa asgari ücret, 13. maaş ve hastalık durumunda maaşın devamı gibi haklar da ortadan kalkıyor. Bu yüzden bu konu inşaat işçileri için çok önemli. İşçiler toplu iş sözleşmesi istiyor, ama daha iyi bir sözleşme. Bugün en büyük sorunlardan biri aşırı uzun çalışma saatleri, özellikle yazın. İşçiler kavurucu sıcakta planlı olarak 9 saate kadar çalışıyorlar. Çoğu zaman buna plan dışı fazla mesai ekleniyor. Bu da demek oluyor ki, işçiler evden çocukları uyurken çıkıyor ve akşam, çocuklar tekrar uyumuşken yorgun argın dönüyorlar. Bu yüzden gençlerin bu güzel mesleği seçmeye isteksiz olmalarına şaşmamalı. Ayrıca şirket deposundan şantiyeye yol süresi de çoğu zaman ödenmiyor. Bu nedenle inşaat işçileri geçen yıl taleplerini açıkladılar:
- Çalışma günlerinin kısaltılması
- Mola sürelerinin ücretlendirilmesi
- İşe gitmek için geçirilen sürelerin ücretlendirilmesi
- Ve yaşam pahalılığı nedeniyle adil bir maaş artışı
Grev farklı bölgelerde nasıl geçti?
İnşaat işçileri hakları ve onurları için mücadele etmeye alışkındır. Tessin, Bern ve Basel’deki, ayrıca Fransızca konuşulan kantonlardaki protesto günleri çok etkileyiciydi. Sendikalar, Tessin ve Romandie (Fransızca bölge) gibi Latin İsviçre kantonlarında her zaman daha yüksek bir örgütlenme oranına sahipti, bu yüzden daha iyi seferberlik sağlandı. Tessin’de 2500, Romandie genelinde 7000 inşaat işçisi katıldı. Bern ve Kuzeybatı İsviçre’de ise her birinde yaklaşık 1000 kişi vardı. Bu sayılar üç yıl öncesine göre daha iyi. Gelecek hafta ise Zürih’te grev protesto yapılacak.
İsviçre İnşaat İşverenleri Birliği (SBV) buna nasıl tepki verdi?
İsviçre İnşaat İşverenleri Birliği (SBV), 2025 yazına kadar müzakereleri reddetti. Normalde şubat veya martta başlarız, bu yüzden SBV yüzünden zaten gecikmeli başladık. Görüşmek yerine, SBV Ağustos ayında kendi “modern” sözleşmesini sundu.
Ama “modern” demek onların gözünde şuydu:
• Daha uzun çalışma günleri, daha düşük ücret
• Cumartesiyi normal iş günü saymak (fazla mesai ödemesi olmadan)
• Yaşlı işçiler ve hastalık/kaza durumunda işten çıkarmaya karşı korumayı kaldırmak
• Yeni mezunlar için daha düşük maaşlar
Ve ayrıca, yıllar süren zorlu müzakerelerle kazandığımız tüm iyileştirmeleri bir çırpıda geri almak istediler. Biz de onlara dedik ki: “Bunu unutun.” Defalarca müzakerelerin hızlandırılmasını önerdik. Eylül ayında bir sonuç istedik. Ayrıca açıkça duyurduk ki, inşaat işçileri ekim ortasından itibaren işi bırakacak. Buna rağmen, işçiler söylediklerini yapınca, SBV büyük bir öfkeye kapıldı.
Hedeflerinize ulaşacak mısınız?
Müzakereler devam ediyor, bu bile iyi bir işaret. Çünkü hem işçiler hem de şirketler ulusal çerçeve sözleşmeden (Landesmantelvertrag) yana. Bu sözleşme olmadan ücret dumping’i olur; düzgün şirketler zarar görür çünkü düşük ücret veren şirketler daha ucuz fiyatlarla rekabet edebilir. Bu da tüm sektörü batırır. Ancak müzakerelerdeki pozisyonlar hâlâ birbirinden çok uzak. Bu yıl bir anlaşmaya varılır mı yoksa 2026’da yeni bir grev dalgası mı olur, şimdiden tahmin etmek zor. Biz bir çözüm istiyoruz, ama bu sadece bize bağlı değil.

