BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

İsviçre’de Mültecilik



























Sinem GÖKÇEN / Hukukçu

İsviçre geleneksel bi göç ülkesidir. Dünya savaşlarındakı tarafsızlığı, İsviçre’nin ekonomik gücü, yüksek refah seviyesi, mevcut mevcut politik sistem;  yani federalzim ve dogrudan demokrasi insanların İsviçre‘yi tercih etmesinin ana sebebleri arasında bulunuyor. 60‘lı ve 80‘li yıllarda ekonomik sebeblerden dolayı Türkiye’den insanlar İsviçre’ye göç ederken, 90‘lı yılarda, siyasi sebeblerden dolayı gelişler çoğalmıştır. Son altı, yedi yılda siyasetcilerin, üst düzey yöneticilerin, akedemik mesleği olanların ve kadınların İsivçre’ye sığınma talebinde büyük bir artış görünmektedir.  Mülteci yasaları  ise İsviçre’de  son 30 yılda  oldukça ağırlaştırılmış durumda. 

İsviçre’de Mülteciliğin Hukuki tanımı nedir?

İsviçre İltica Yasası (Asylgesetz), kimin mülteci olarak tanınacağını ve kime iltica hakkı verileceğini tanımlar. “Mülteci” terimi; Cenevre Mülteci Sözleşmesi'ndeki sığınmacı terimine karşılık gelir. 
Mülteciler, ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi görüşleri nedeniyle vatandaşı olduğu ülkelerinde ciddi olumsuzluklar veya hukuksuz önlemler maruz kalan veya ciddi olumsuzluklara veya hukuksuzluklara maruz kalmaktan korkan her kimsedir. Ciddi olumsuzluklar veya hukuksuz önlemler bedeni, yaşamı veya özgürlüğü tehlikeye atmanın yanı sıra, dayanılmaz psikolojik baskının neden olan önlemleri içerir. Ayrıca kadınlara özgü kaçma nedenleri dikkate alınmalıdır. Mülteci statüsünün tanımı Cenevre Mülteci Sözleşmesi‘ne dayanmaktadır. İsviçre de bu sözleşmeye imza attığı için, bu tanıma uymak ve sözleşmenin gerekliliklerini yerine getirmek zorundadır.
2020 yılında 11’041 kişi İsviçre'de iltica başvurusunda bulundu. 2019'a göre 3228 kişi daha az bulunmuş. İltica başvurularındaki düşüş, esas olarak Covid-19 (koronavirüs) nedeniyle uluslararası seyahatlere getirilen kısıtlamalardan ve sıkı önlemlerden kaynaklanmaktadır.
En önemli menşei ülkelerin (Herkunftsländer) İlk sırada Eritre ve ikinci sırada Afganistan, ardından 1201 sığınma başvurusu ile  Türkiye 3. sırada yer alıyor.
2020'de federal göç dairesi (Staatssekretariat für Migration, SEM), ilk etapta 17’223 sığınma başvurusunu tamamladı. SEM 5409 kişiye mülteci sığınma hakkı tanıdı, böylelikle tanınma oranı (sığınma hakkı verilmesi) 2020 yılında % 33,3 oldu.
Bir hukukçu olarak, dava tamamlanma sayısının yüksek olmasını; özellikle yeni olan hızlandırılmış iltica prosedürüne  bağlıyorum.


Yeni İltica Prosedürü Nasıl İşliyor, Avantajları ve Dezavantajları Neler ?

Yakın zamana kadar, üç ile beş yıl arasında süren bir iltica prosedürü vardı ve bu süreç sığınmacılar için çok yorucu ve yıpratıcı oluyordu. Sadece göçmenlik durumu hakkında netlik olanlar, aktif olarak hayatlarını şekillendirebilirlerdi. iş ve ev bulabilmek, çocuklarını bir bakış açısına sahip olarak okula gönderebilmek ve entegrasyon tedbirlerinden yararlanmak, gibi.
1 Mart 2019'da yürürlüğe geçen ve İsviçre İltica Yasası'nda yapılan değişiklik ile, iltica prosedürlerini daha verimli ve hızlı hale getirilmesi amaçlandı. Sığınma işlemlerinin verimli bir şekilde yürütülebilmesi için, sığınmacılar, prosedürden sorumlu kişiler ve kuruluşlar artık tek çatı altında, federal bir merkezde birleşiyor. 1 Mart 2019’dan itibaren sekiz kalıcı federal sığınma merkezi bu amaç ile yürütmeye alındı. Yeni prosedürlerde sığınmacılara ayrıca ücretsiz hukuki danışmanlar ve avukat hakkı tanınıyor. Bu çok önemli ve lehte bir gelişmedir.

Dublin anlaşması prosedürüne ek olarak, yeni kanun iki yeni süreç türü tanımladı:
1- Hızlandırılmış Süreç
2- Uzatılmış Süreç

Bu iki süreç türü, usulen prosedürde ve özellikle federal mahkemeye itraz süresinde farklılıklar gösteriyor.
Hızlandırılmış süreç; sığınma başvurusu yüz gün içinde sonuçlandırılması hedefleniyor. Uzatılmış süreçte ise bir sene içinde sığınma başvurusu sonuçlandırılması ön görülüyor.
Tüm sığınmacılar için devlet tarafından finanse edilen hukuki danışmanlık ve yasal temsiliyetin sunulması, İsviçre sığınma prosedüründe ileriye doğru atılmış büyük bir adımdır.Ayrıca kısa sürede sonuçlandırılması devlet için ekonomik olarak daha az yük demek. Sığınmacılar açısından ise, mülteci statüsü tanınan ve sığınma hakkı verilen kişiler için daha erken başlayan bir entegrasyon süreci, hayatlarının netlik kazanması ve aile birleşimlerinin hizlanması;  anlamına geliyor.
Çok kısa itiraz süreleri (5 veya 7 gün) ise negatif kararla sonuçlanan dosyalarda avukatları zorlayabiliyor. Sıkıca zamanlanmış bir prosedür, zaman baskısı ve aktörlerin karmaşık etkileşimi, ilgili tüm taraflar için büyük bir zorluk oluşturmaya devam ediyor. 
Prosedürün hızlandırılması, sığınma talebinin dikkatli bir şekilde incelenmesi ve adil bir karar çıkması için gereklilikler eksiksiz yapılması gerekiyor. Yeni kanunun yürürlüğe girdiği ilk aşamalarda, SEM birçok sığınma talebini hızlandırılmış süreçte, yasaların öngördüğünden çok daha hızlı sonuçlandırdı ve yalnızca davaların küçük bir bölümünü uzatılmış süreçte incelemeye aldı. ‘SEM’ in uygulamış olduğu bu süreç, kırılgan insanları, travmaya maruz kalmış insanları, LGTB-kişileri, tıbbi sorunları olan insanları belirlemede zorluklara yol açtı. SEM‘ in düştüğü bu eksiklikler ve yaptığı hukuki hatalar; Federal İdare Mahkemesi' ne (Bundesverwaltungsgericht) yapılan itirazlar sayesinde defalarca eleştirildi ve düzeltilmesine hüküm verildi .
Bu itirazlardan birini de ben yaptım ve yaptığım itiraz sonucunda, Federal İdare Mahkemesi tarafından verilen karar ile emsal karar olarak kullanılmasını sağladım. Bu dava Haziran 2020’de bir müvekkilimin aldığı negatif karar neticesinde Federal İdare Mahkemesi'ne yaptığımız itirazda, mahkeme bize tüm noktalarda hak verdi. SEM’in  belirttiği   gerekçeler ve yürütülen  yanlış süreç, mahkeme tarafindan elistirildi. Sığınmacıların itirazda erişim hakkının ihlal edildiğinin tespiti yapıldı ve bizim yapmış olduğumuz itiraz sonucunda, emsal bi karar oluştu.
Bu konuda emsal bir kararın oluşması  nedeniyle; SEM’de  görülen diğer buna benzer davalarda da  bu  kararın içtihat olarak uygulanması zorunludur.Yani kanunun ön gördüğü gibi uygulamasında gayret gösterilmelidir ve gösteriliyor.
Çok sayıda uygulama ve prosedür üzerinde halen çalışılmakta ve geliştirilmektedir. Süreçteki tüm aktörler, süreçteki boşlukları ve eksiklikleri optimize etmek çabasında. Bana göre bu tür prosedürlerin, süreçlerin optimizasyonunda en önemli aktörlerden biri, sığınmacıların hukuki temsilini üstlenen ve sürecin adil olmasını sağlamaya çalışan yardım kuruluşlarıdır. 
Her ne kadar yaklaşık iki yıldır uygulanmaya çalışılan bu sistem,  halen yeni ve rastlanılmayan çok fazla örnek ile karşılaşması  mümkündür. Bundan dolayı böyle bir imkan varken, sığınmacıların ücretsiz hukuki temsiliyeti  kullanmasının hem kendileri için, hem de kendilerinden sonraki davalar için; sistemi geliştirmeye çok faydası olacaktır. Sonuç olarak, tüm dezavantajlarına rağmen, şu an iltica prosedürün hızlanması ve aynı zamanda entegrasyon sürecinin erken baslaması ile İsviçre’nin de sığınmacıların da yararına olan bir sistem. Eksiklikler giderildikçe optimizasyon arttıkça daha verimli olacağı inancındayım.