Evrensel'e yurtdışından nasıl abone olurum?
 ÖNCEKİ YAZILAR

Travma sonuçlarıyla yaşamak / Ekim 2020

Travma ve isvicre iltica yasasindaki yeri

Mülteci krizi, sığınma ihtiyacı, dayanışma ve ötesi 

 Entegrasyon, dil entegrasyonu ve ötesine dair seçme perspektifler 

YAZARLAR

Fuat AKYÜREK
NATO'nun 'yeni' stratejisi

Ergün ÖZALP
Almanyalı Osmanlılar çetesini, Sedat Peker de yemlemiş!

Yaşar ATAN
Kadın ya da son sığınak

B.M.AY
Wem nutzt der Impfneid?

Haydar SANCAR
Kameranın yönü nereye dönük

Müslime KARABATAK
Reform paketi eşitsizliği 
derinleştiriyor

Saadet TÜRKMEN 
Korona gerekçeli kamusal ve özel alanlardaki yeni pozisyonların ortaya çıkarttıkları

Ali KORKMAZ
UNİA sendikası olağan kongresi sanal ortamda gerçekleşti

Metin ALAN
Saldırıya cevap genel grev

Berna UTKUTAG
La Chaux-de-Fonds’da 
Kâğıtsız Göçmenlere: Vatandaş Kartı

Nilgün ÖZDAL
Sözleşme var uygulayan yok 

Emine SARIASLAN
Sendikalardan Gelecek İçin Grevi'ne destek 

Yunus EKREM 
Örgütlenme ihtiyacı artıyor

Atilla TOPTAŞ
Hastalanan İnsanlık, Global Çaresizlik!

Teibe ALAN
8 Mart niçin''Emekçi'' 
kadınlar günüdür?

Sinem GÖKÇEN
İsviçre'de mültecilik




BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Anasayfa    İsviçre     Dünya    Türkiye   Bilim-Yaşam    Kültür     Kadın    İletişim    Arşiv
1
KORONA gerekçeli kamusal ve özel alanlardaki yeni pozisyonların ortaya çıkarttıkları





























Saadet TÜRKMEN / Sosyal Antropolog





    2020/Mart ortalarından başlayarak günümüze kadar süregelen dönemde, tüm dünyada olduğu gibi, İsviçre`de de korona diskursları halen kamusal ilginin merkezinde. Pandemi sadece ev, iş ve de ortak alanların kullanımını birdenbire ve hızla değiştirmeyi başlatan en belirleyici sebebi olmakla kalmadı. İlaveten birçok ülkede parlamento yetkilerinin askıya alınması ve olağanüstü hal ilanının da temelini oluşturdu. Buna bağlı olarak, insanın bireysel ve kamusal temsilindeki sınırlar yeniden belirlendi ve düzenlendi. 
    Birçok insan, öğretildiği üzere `sosyal bir varlık olma` düsturu yerine hayatta kalma düsturunda şekillenerek yeni  insana evrilmeye başladı. Buna bağlı olarak da, sosyallik ilk etapta, aynı evi paylaşan insanlarla sınırlandırıldı. Evin dışındakilerle ilişki ise, bu insanların hastalık bulaştırıcı unsurlar olma ihtimali çerçevesinde şekillenmeye başladı. Bu bağlamda sıkça kullanılan konseptlerden biri sosyal mesafe oldu. İşlerin evden yapılması gerektiği yönündeki bildirimlerle hem evdeki hem de dışarıdaki yaşamın yeniden düzenlenmesinin önü açıldı. Bu durum, her ne kadar ilk zamanlarda olduğu kadar sıkça ifade edilmese de, kamusal alanlarda maske kullanımı ile büyük ölçüde sürdürülmekte.  

    Pandemi Politikaları

    Neredeyse iki yıldır süren Pandemi süreci, olağanüstü hal ve daha sonrasında da olağanüstü durum yetkisi verilen bakanlarca yönetildi. Covid-19 yasası ile pandeminin ekonomik ve sosyal olumsuz etkilerini azaltması için bakanlar kurulunu görevlendirmeye yönelik öneri, 13 Haziran 2021 tarihindeki referandumla onaylandı. İsviçre özgülünde, her ne kadar karar süreçlerine kantonal aktörler de dahil edilecekse de, son söz bakanlar kurulunun olacak. Bu durum ilk zamanlarda –ihtiyaç ve gereklilik diskurslarıyla- şekillendirilmişken, artık ekonomik ve sosyal negatif etkileri azaltma sorumluluğu ile gerekçelendirildi. İlk aylardaki politik sorumluluk, halkı, gün be gün yeni vakalara dair sayılar yayınlayıp, haftada iki kez de basın toplantısı düzenleyerek bilgilendirmek suretiyle yapıldı. Ayrıca, bütün bunlar yapılırken büyük ölçüde şeffaf (transparent) olduğu düşünülebilecek bir tarz tutturulmasına itina gösterildi. 
Avrupa`nın birçok yerinde olduğu gibi İsviçre`de de insanların bir bölümü, korona kriz yönetim sürecindeki önlemlerin doğruluğuna genel olarak inandılar ve uygulamaları büyük ölçüde kabullendiler. Bu dönemlerdeki basın yayın organlarınca halkın, Bakanlar Kurulu’nun süreci hayli iyi yönettiğine dair hemfikir olduğu yönündeki haberler sıkça yayımlandı. Öte yandan zaman zaman korona önlemleri karşıtı grupların kritik bir takım söylemlerine de, aynı yayın organlarında yer verildi.  

     Evlerin işyeri ve okulun uzantıları haline getirilmesi 
  
İnsanlar günlük yaşamlarını büyük ölçüde ev ve iş ile sınırlandırırken, birincil hareket alanı özel yaşama alanına döndü, yani evi oldu. Kamusal alan koşullu girilebilen ve kullanılan bir alan olurken; özel alanlara yani evlere giriş, özellikle de `home office ve home school` fonksiyonuyla genişletildi ve çoğu zamanda yarı kamusal alanlar olarak kalifiye oldular. Ya da en azından kamusal alanın uzantıları haline getirildiler. Aslında bu durum, özellikle de esnek çalışma saatleriyle çalışanlar, entelektüel serbest meslek mensupları, evsiz, işsizler, yalnız anneler ve mülteciler gibi neo-liberal politikalardan en fazla etkilenen gruplar için yeni bir şey değildi. Bu durumun virüs bulaşma tehlikesiyle gerekçelendirilmesi; daha bürokratik ve administrativ alanlarda çalışanları kapsaması –üstelik global olarak- bu zamana kadar bu ölçüde tanınmayan bir durumdu. Sonuç olarak, insanlar mekanlarını yeniden tanımlama ve birey olarak bu mekanlarda kendini yeniden pozisyonlandırma ile karşı karşıya kaldılar. 
Böylesi bir arka planda, korona bulaşması tehlikesinin insanı `çıplak insan`a dönüştürdüğü, yani sosyal yanından ziyade daha çok fiziksel ve biyolojik varlık olmakla biçimlendirdiği tezi savunulabilir. Öyle ki birçok insan, bir gün öncesinde birbirine sarılarak ya da tokalaşarak selamlaşırken; `korona tehlikesiyle` sosyal mesafeye uygun olarak, aradaki mesafeyi artırarak vücut kontağını minimalize etmeye– yönlendirildi. Kamusal alanların ve toplu ulaşımın kullanımı; dışarı çıkmanın alışveriş, iş ve başkasına yardımla gerekçelendirilmesi; alışverişin sadece `çıplak yaşamın devamı` için gerekli mamullere endekslenmesi; bu dönemki günlük yaşamı karakterize edebilecek değişikliklerden en önemlilerini dile getirmekteydi. Yani korona için sosyal distans önerilerek, kısa sürede sosyal insandan `çıplak insani özellikleri ile karakterize edilebilecek olan distanslı bir varlığa dönüşüm’ başladı. Kamusal alanlarda en fazla görülenler, Agamben tarafından tarif edilen `çıplak yaşam` içinde olan ve daha çok evsiz, madde bağımlılığı olan ya da diğer sebeplerle marjinalize edilen grup mensupları oldu. 

    İhtiyaçlar, zorunluluklar ve yaşam alanlarının yeniden belirlenmesi

    İnsan, hem birey hem de toplumun bir parçası olarak yeni alanlarını belirlerken, bu alanlarda temel ihtiyaçlar –yani Agamben`de çıplak yaşam olarak sınıflanan yaşam formunun süreklileşmesi için gerekli olanla- üzerinden pozisyonlanmaya başladı. Gereklilikler ise seçenekleri büyük ölçüde sınırlandı. İnsanların çok az bir bölümü toplumsal ve politik yaşamına dair kimi pratikleri kısıtlamalarla da olsa sürdürdü. 
Internet ile haber alma, yayıncılık ve Netflix filmleriyle zaman geçirmeler artırılırken; hobiler, boş zaman değerlendirme hizmeti veren kurumlar, kütüphane, tiyatro, sinema, konser salonu, müze, fitness salonları, havuzlar ve dans kursları vb. birçok sosyo-kültürel kurum dönemsel olarak 2021 Mart ayına dek büyük ölçüde işlevsizleştirildi. Böylece, aylar öncesinden planlanan bir dizi etkinlik `sistem relevant işler sayılmadığı ve virüs bulaşmasını kolaylaştırma ihtimali nedenleriyle` üstü bir kalemde çizilerek önemsizleştirildi. 
    Aynı evi paylaşmayan yakınlar ya da ortak sosyal çevre üyelerinin birbirini görmesinin virüsün yayılma riskini artırdığı korkusu, kopuşları, kesintileri ve ayrılıkları beraberinde getirdi. Öte yandan, ev yaşamı daha fazla ön plana çıktı. Daha fazla evde pişirilip, yenilip içilmeye başlandı. Ev yaşamındaki  sisyphos işleri, yani temizlik, ortalığın toplanması işleri arttı. Çekirdek ya da sosyal aileler daha fazla birbirleriyle vakit geçirmeye, alanları daha fazla paylaşmaya başladılar. Bu durum da kişilerin imkanlarına göre form ve kalite aldığından, eşitsizlikleri de ortaya koydu. 
Gelir düzeyi yüksek aileler bu süreci geniş mekanlarında `tatil` edasında yaşayabilirken; dar gelirli, çok çocuklu aileler, ayrıcalığı olmayan göçmenler, yalnız ebeveynler, dar alanlarda bir yandan büyükanne büyükbaba desteğinin kesilmesi, bir yandan da evlerin home office, okulların da home school olmasıyla, evleri daha da kreatif düzenlemekle karşı karşıya bırakıldılar. Arkadaş ziyaretleri, kutlamalar, birlikte yapılan bir dizi etkinliğe ara verildi. Bütün bunlara paralel, bu dönemle birlikte ortaya çıkan kaygıyı yönetmek ve mevcut diskurslara katılmak için bir dizi aktivizm çalışmalarının da arttığı gözlendi. Bunlardan biri de EKdM. 

    EKdM - Annenin Federal Komisyonu

    Bu durum özellikle de evde gittikçe artan ve de yoğunlaşan kadın emeğinin yeterince karşılık görmediğini, ekonomiye katkıları hayli fazla olmasına rağmen, dikkate dahi alınmadığını bir kez daha ortaya koydu. Buna karşılık olarak; hem evde hem de artık eve dahil edilen işte iki üç misli daha fazla çalışan çocuklu ya da çocuksuz kadınlar, yalnız anneler, bakımdan da sorumlu olan kadınlar aynı işi yapan erkeklerden 30% daha az ücret aldığı ve emekli aylığı bu nedenle daha düşük olduğu için emeklilik sonrasındaki sorunların çözümünün önem ve aciliyeti bir kez daha gözler önüne çıktı. İşte böylesi bir arka planda kadın grevinin yıldönümünde kadınlar bir araya gelerek EKdM –- adlı grubu kurdular ve yeterince ücretlendirilmeyen çocuk yuvaları ve okullardaki öğretmenlerle birlikte çocuk arabalı bir geçit töreni düzenlediler. Bu grubun birincil amacının benzer sorunu yaşayan kadınlar arasında ilişki kurmak olduğunu söyleyen Simone Isler, İsviçre`de yeni dönem feminist hareketin önde gelen destekçilerinden biri. Ulusal araştırmalar fonunda çalışan Simone, feminist hareket ve feminist ekonomi konularında doktorasını tamamlamış iki çocuğuyla yalnız yaşayan bir anne. Kadınların çocuklarına, torunlarına ya da sağlık sorunu yaşayan ihtiyaçlı akrabalarına binlerce saat ücretsiz bakım hizmetleri sağladığını ya da okullarda kreşlerde eğitim sektöründe yeterince ücretlendirilmediğini, pandemi döneminde dahi neredeyse kesintisiz çalışan öğretmenlerin emekleri olmaksızın ekonominin işlemeyeceğini savunan EKdM, kadın grevinin yıldönümünde de hayli renkli bir dizi eylem hazırlıkları içinde. EKdM uzun vadede, kadınlar ve kadın emeğinin söz konusu olduğu konularda danışmanlık hizmetleri veren bir kuruma evirilmeyi hedeflemekte.