BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Önceki haberler 
1     2    3     4     

Talepleriyle  kadınlar sokaklardaydı


























İsviçreli kadınların yarattığı ‘Mor dalga’ 14 Haziran'da yeniden harekete geçti. Talepler 2019’daki grevden bu yana neredeyse aynı kaldı. İsviçre’de kadınlar; Emeklilik yaşının yükseltilmesine, erkekler ve kadınlar arasındaki maaş farkına itiraz ediyor. Ayrıca toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı korunmak için yıllardır mücadele ediyor.
Kadınların oy hakkının elde edilmesinden elli yıl, eşitlik ilkesinin Anayasa'ya dahil edilmesinden kırk yıl, ilk kadın grevinden otuz yıl ve 2019 feminist grevinden iki yıl sonra, kadınlar kayda değer bir gelişme gösterilmemesini neredeyse ülkenin tüm şehirlerinde protesto etti.
Eşitlik Yasası'nın kabulü 25 yıl öncesine dayanmasına rağmen, aynı işleri yapan kadın ve erkekler arasındaki ücret eşitsizliğinin arttığı istatistiklere yansıyor. Kovid-19 salgını bir kez daha kadınların emeğinin tanınmadığını ve karşılığının ödenmediğini hepimize bir kez daha gösterdi.
İsviçre Sendikaları, kadınların "şaşırtıcı derecede düşük" maaşların (erkeklerinkinden ortalama olarak üçte bir daha düşük) kökeninde daha düşük ücretler, yarı zamanlı işler ve ücretsiz çalışma olduğunu belirtiyor. Sendikalar ayrıca devletin bu konudaki mevcut hızıyla, bu boşluğun bir 80 yıl daha ortadan kalkmayacağını belirtiyor.
Kadın hareketi, Parlamento tarafından kararlaştırılan, kadınların emeklilik yaşının 65'e çıkarılmasını da reddediyor. Öte yandan İsviçre, kadınların emeklilik yaşının 65’e çıkarılmasına karşı tekrar bir referanduma gitmeye hazırlanıyor.
40'tan fazla protesto eylemi ve gösteri ile kadınlar daha iyi bir gelir ve daha iyi emekli maaşlarıyla ‘eşitlik’ talep ettiler.14 Haziran sabahı seferberlik "mor bir uyanış" ile başladı. İsviçre'nin birçok şehrinde, şehir merkezlerinde bulunan çeşmelerdeki su, zararsız gıda boyaları kullanılarak mor renge boyandı.
Ardından, feminist grev kolektifleri 14 Haziran günü ulusal düzeyde üç kez seferber oldu. Öğle saatlerinden itibaren piknik ve stantlar düzenlendi, ardından tam olarak saat 15:19'un "kadınların ücret eşitsizlikleri nedeniyle maaş almadan çalışmaya başladığı saatin" altı çizildi.
Belirtmemiz gerekir ki 2019 yılında kadınların ücretsiz çalıştığı sembolik saat 15:24 idi. Daha sonra saat 18.00'de çeşitli şehirlerde yürüyüşler ve gösteriler başlatıldı.
Cenevre feminist grevi insiyatifi, Place des Nations'da saat 17.00'de eylemlere başladı. Daha öncesinde kanton genelinde öğle yemeği molasında eylem piknikleri yapıldı. Polise göre eyleme birkaç bin kişi katıldı. Ana sloganlar, ataerkilliğin kınanması ve kadına yönelik şiddet karşısında adalet sisteminin hareketsizliğiydi.
Göstericiler saat 18.00'de cinsiyete dayalı şiddet ve kadın cinayetlerini protesto etmek için yumruklarını kaldırarak bir dakikalık saygı duruşunda bulundular. Sessizliğin yerini, toplu bir haykırış, kadınlara ve azınlıklara yönelik ayrımcılığa ve baskıya karşı bir öfke çığlıkları aldı. Eylemler diğer büyük İsviçre şehirleriyle paralel olarak yürütüldü.
Kortej birkaç bloğa ayrıldı - özellikle koronavirüs önlemleri için: eko feministler, köylüler, öğrenciler, ırkçılık karşıtı bloklar.... Kortejin 3’te 2’lik bir kısmının sadece kadınlardan oluşması dikkat çekti.
Lozan’da ise yüzlerce kadın saat 15:19'da toplandı. Ücret eşitsizlikleri, 65 yaşında emeklilik ve işyerinde cinsel istismar ve onları davalarına yönlendirmeye devam eden pek çok mücadele talepleri.
Valais kantonundan Lozan’a gelen kadınlar, saat 15:19'da, -kadınların erkeklere kıyasla maaşlarının kesildiği sembolik saat- istasyonun önünde oturma eylemi yaptı. Place du 14 Juin'de bir araya gelen aktivist kadınlar, Federal Parlamento'nun kadınların emeklilik yaşını 65'e çıkarma kararına tepki gösterdiler: "Eşitsizlikler tüm kuşakların kadınlarını etkiliyor."
Eylemciler arasında yaşlı ve genç kadınlar ve aynı zamanda erkekler de vardı. Eyleme destek veren erkekler, "Bir annem var, o yüzden buradayım"  "Herkesin eşit yaşayabildiği bir düzen için ortak mücadele etmeliyiz" dediler.
Eylem, İsviçre genelinde tüm kadınları harekete geçirdi. Valais kantonundan Lozan’a gelen eylemciler, "taleplerini tek sesle duyurmak" için aynı trende kurdukları "feminist bir vagonla" eyleme katıldılar.
Tahminlere göre 10.000, polis basın servisine göre ise 8.000 kişi öfkelerini haykırmak için yürüdü. Kalabalık, Saint-Françoise meydanından saat 18.00'de yürüyüşe başladı ve Place de la Riponne'da akşam 8 civarında sonlandı.
Bunaltıcı sıcağın altında neredeyse tüm kadın grupları omuz omuza verdi. Çıplak eylemciler, Müslüman eylemciler, payetler veya deriler giymiş kadınlar: Sistemin, kıyafetleri yüzünden yıllardır ayrıştırmaya, ötekileştirmeye çalıştığı tüm kadınlar yapılan dayatmalara meydan okumaktan çekinmediler.
Eylemciler genel olarak ücret eşitsizliklerini, emeklilik yaşının 65'e çıkarılmasını ve hatta işyerinde cinsel istismarı kınadılar. Üç çocuğuyla gelen genç bir kadın, "Küçük kız kardeşlerimi cinsiyetçilik ve diğer eşitsizlikler konusunda bilinçlendirmek benim için önemli" diyor: "Çünkü eminim ki onlar da diğer kadınlar gibi erk şiddetine maruz kalacaklar."
Neuchâtel’de eyleme katılan kadınlar, öğleden itibaren Neuchâtel'deki Place du Marché'yi ve La Chaux-de-Fonds'daki Espacité'yi pasifist bir tavırla işgal etti ve taleplerini duyurdu.
Bu talepler arasında, Neuchâtel kadınları özellikle kanton düzeyinde: babalar ve anneler arasında paylaşılan ebeveyn izni, toplumsal cinsiyet konularında zorunlu eğitim, cinsiyet kimliklerine göre cinsiyetçi ve ayrımcı reklamların yayınlanmasının yasaklanması ve resmi olmayan bakıcılar için kanton ödeneği vardı.
Saat 15:19'da, Unia İsviçre'nin başkanı Vania Alleva da dahil olmak üzere yüzlerce kadın, feminist bir mola vermek için Neuchâtel'de bir araya geldi. Pandemi ile birlikte artan ücret eşitsizliğindeki uçurumu sembolize etmek için havlu veya şezlonglara oturup şemsiyelerle korunarak beş dakikalık saygı duruşunun ardından oturma eylemi yaptılar.
Saat 18.00'de, kantonun her yerinden kadınlar, konuşmaların yapıldığı Place du Marché yönünde bir geçit töreni için Neuchâtel'deki Jeunes-Rives'de toplandı.
Fribourg'da Feminist Grev kolektifi, eylemcilerin toplumsal cinsiyete ve cinsel şiddete karşı stantlar ve AVS21 reformu etrafında eğitim stantları kurdukları, yeniden adlandırılan Pythonne Meydanı'nda buluştular.
Jura kantonunda eylemler, Undervelier'de kadın pikniği ile başladı. İsviçre'nin diğer şehirlerinde olduğu gibi, kadınlar saat 15:19'da Delémont'ta miting alanında toplandılar. Kortejlerde yaklaşık 500 kişi bir araya geldi; bu sayı, interjurassian derneği Grève des femmes'den Danielle Siegfried tarafından "büyük başarı" olarak nitelendirildi.
Biel'de, yüzden fazla kişinin işgal ettiği şehir meydanında saat 15:19'da eylemler başladı. Akşam kortejinde daha sonra yaklaşık 800 kişi bir araya geldi.
Seferberlik gün boyunca Almanca konuşulan İsviçre'de de önemliydi. Basel'de saat 18.00’deki eyleme koruyucu maskelerle 4.000 kişi katıldı. Luzern'de yaklaşık iki bin kişi ve Zürih'te de binlerce kişi toplandı.
Bern'de düzenlenen mitingde binlerce kadın haklarını aradı. Şehir merkezindeki renkli ve gürültülü geçit töreniyle “ataerkilliğe, krize ve feminist bir geleceğe” örnek olmak istediler. Hareket Bundesplatz'da sona erdi. Kadın grevi kolektifi, en az 30.000 katılımcının katıldığı bir basın açıklamasında konuştu. Şehir merkezindeki gösteride, akşamın erken saatlerinde Waisenhausplatz çevresinde bir insan zinciri oluşturuldu. Katılımcıların el ele tutuşmadığı ve koronadan korunma önlemlerine uydukları gözlemlendi. Pankartlarda “Savaşmaya devam ediyoruz” ve “Hedefimiz eşit ücret” gibi sloganlar atıldı. (Arkadaş)


Anti terör yasası kabul edildi



























13 Haziran’da halk oylamaları yapıldı. Oylamaya sunulan inisiyatif ve yasal düzenlemelerin önemli değişiklikleri içermesinin yanı sıra katılımın son yıllardaki en yüksek katılımlardan biri olması da dikkat çeken yanı oldu. İklim ve çevre eylemlerinin yayılması ve doğanın tahrip edilerek doğal dengede yaşanan bozuklukların günlük yaşamda daha da hissedilir olması son dönemlerde sıkça gündeme gelmiş, özellikle gençlik kesimlerinin bu konudaki artan duyarlılığına da dayanarak temiz içme suyu ve tarımsal üretimde pestisit kullanımının sınırlandırılması üzerine inisiyatifler oluşturulmuştu. Bu iki inisiyatif de oylamada kabul edilmedi. %59-60 oranında bir katılımın olduğu oylamada, oy dağılımında nüfus ve yaş grubuna ait istatiksel veriler henüz mevcut değil. Ancak şu söylenebilir; özellikle çiftçilerin ve iş bölge kantonlarının yoğun karşı koyuşlarına maruz kalan iki inisiyatifin de içerik olarak özellikle tarımla uğraşan nüfusa çok iyi anlatılamadığı görülüyor. Tutuculuk refleksiyle ve bu kesim üzerinde etkili olan siyasi partilerin (SVP) de katkı sağladığı yoğun propagandayla, inisiyatifin çiftçileri ve tarım ürünleri üreticilerini yoksullaştırıp mağdur edeceği yaygınlaştırılarak, bu etkinin daha da genişlemesinin sağlandığı görülüyor. CO2 gazı emisyonunun azaltılması için yapılan oylamada da benzer bir durum söz konusu oldu ve inisiyatif karşıtlarının dar gelirliler arabaya binmesin mi? Propagandası geniş bir kesimi etkiledi. Zararlı gazların belirli bir yoğunlukta doğaya salınımını sadece arabaların egzozundan çıkan gazların payının düşürülmesine indirgenmesi ve bu sorunun çözümünün de kısmi olarak akaryakıt fiyatlarının arttırılmasında görülmesi, bu inisiyatifin açmazı durumundaydı. Halbuki İsviçre’de ulaşım ağlarının yaygınlığı ve kapasite olarak da dağılımı var olan yoğunluğu belirli ölçüde kaldıracak potansiyele sahip. Ücretsiz toplu taşıma talebiyle birleştirildiğinde halk için bir etki alanı olacağı da tartışmasız. Ama bunun yerine mesela, az yolcu var diye SBB birçok hattı iptal edip, personel azaltıyor.FDP’nin tabanının örneğin partinin evet oyu çağrısına karşılık ağırlıklı olarak hayır oyu vermesinin bir yönü de bununla ilgilidir.
Oylamaya sunulan yeni yasal düzenlemelerden biri de anti terör yasasıydı. Birçok hukuk çevresinden akademisyenden, uluslararası kurumlardan, BM’den uyarı gelmesine yasanın kendisinin hedeflediğinin yanı sıra uygulama alanları ve biçimlerinin uluslararası normlara bile uymamasına rağmen Federal Konsey geri adım atmadı ve yasa, halk oylamasında kabul edildi. 2022 yılında yürürlüğe girecek olan yasayla beraber polisin yetkileri arttırılırken, her ‘kuşkulu’ görülen durumun terör tehlikesi ile ilişkilendirilerek işlem yapılabilmesi ‘güvence’ altına alınmış oldu. Şu ana kadar bir terör saldırısı tehlikesiyle karşı karşıya kalmayan İsviçre’nin böyle bir yasayı el altında garanti olsun diye tutması, toplumsal denetimi sağlamanın gelişmesi muhtemel halk hareketlerinin kontrol altına alınması ve bastırılmasına hazırlık olarak okunabilir. Kanton düzeyinde Basel’de yapılan asgari ücretin saat başına 23 Frank olmasına dair oylamada kanton yönetiminin 21 Franklık karşı önerisi kabul edildi. Böylelikle Basel kantonu, Almanca konuşulan kantonlar içerisinde kanton düzeyinde asgari ücret uygulayacak olan ilk kanton oldu. arkadaş