BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Önceki haberler 
1     2    3     4     
İsviçre Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu  8.kongresini gerçekleştirdi.





























İsviçre'de yaşayan farklı milliyetlerden Türkiyeli işçi ve emekçilerin 1999 yılında, uzunca yıllardır sürdürdükleri çalışmaları merkezleştirerek kurdukları Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu DİDF 8.Genel Kongresi'ni gerçekleştirdi. Farklı kantonlardan delegelerin katıldığı kongrede, dünyada ve İsviçre'de yaşanan siyasal ve ekonomik durum, önümüzdeki dönemin muhtemel gelişmeleri üzerinde duruldu ve emekçileri, gençleri ve toplumun diğer katmanlarını etkileyen sosyal ve siyasal sorunlar karşısında DİDF'in yürüttüğü çalışmalar değerlendirilerek yeni görevler belirlendi. Kongre sonrasında seçilen yönetim kurulu adına İrfan İmrek sorularımızı yanıtladı.

Pandemi koşullarında yapıldı kongre. Nasıl bir çalışma yürüttünüz?

Kongremizi normal koşullarda 6 Aralık tarihinde gerçekleştirecektik. Ancak korona salgını nedeniyle uygulanan önlemler ve yasaklardan dolayı ertelemek zorunda kaldık. 2. Dalga başlamadan önce kongre süresine girmiş bölgelerde derneklerimizin ve çalışma gruplarımızın aktif katılımıyla, değerlendirmeler, dernek kongreler yaptık ve tartışmalar yürüttük. Ancak bu süreci sonlandırmak pandemi sebebiyle mümkün olmadı. Yasaklarda gevşeme ilan edilince sınırlı da olsa yeniden bir değerlendirme sürecine girerek kongremizi bu gün gerçekleştirdik.

Nasıl bir dönemden geçiyor İsviçre?

Siyasi olarak İsviçre AB ile ilişkilerinde sıkıntılı bir dönem geçiriyor. AB burjuvazisi dayattığı çerçeve anlaşmasıyla, AB hukukunun alacağı kararların İsviçre mahkemeleri için de bağlayıcı olmasını; AB tekellerinin İsviçre pazarında rekabet gücünü artırmak adına federal düzeyde sağlanan teşvik ve desteklemenin ülke dışı tekellere dezavantaj sağlamamasını öne sürerek; işçi ücretlerinin düşürülmesini talep ediyor. Yaşanan anlaşmazlıklar üzerine 3 yılı aşkın bir zamandır süren görüşmelerin sonuna gelindiği İsviçre Brexiti’nin tartışılmaya başladığı politik bir dönem sonrasında Federal Konsey görüşmelerden çekildi ve bu konuda bazı yönleriyle belirsizlikler sürüyor. SP örneğin çözümü AB’ye üyelikte bulurken diğer bazı partiler de karşı çıkıyor. Ama neticede ihracatının ağırlıklı kısmını AB’ye yapan İsviçre için bu pazardan ve elde ettiği avantajlardan olmak, İsviçre burjuvazisinin tercih edeceği bir durum değil. Aynı durum her şeyden önce Almanya için de geçerli. 

O zaman nasıl bir çözüm ön görülüyor?

Şimdilik net bir yargıda bulunmak pek mümkün değil. Ancak tıkanan görüşmelerin esnek ve geçici formülasyonlarla bir çözüme kavuşturulması ya da karşılıklı bazı yaptırımlarla tarafların bir birlerini sınamaları olanaklı. 

Ekonomide durum nasıl şu an? 

Ekonomide dönemsel bazı dalgalanmalar olsa da yeniden bir büyüme evresine girdi İsviçre ekonomisi. Hizmet ve turizm, lokanta sektörü pandemi önlemlerinden en çok etkilenen kesim oldu. Binlerce işçi işten atılırken, pandemi kısıtlamaları sırasında ilan edilen yardım paketleri genel olarak sermayeyi kurtarma paketi olarak işlev gördü ve kısa süreli çalışma fonlarından yapılan işçi ücreti ödemlerindeki kesintiler, emekçilerin alım gücünü düşürürken yoksullaşmayı da beraberinde getirdi.   

Bu dönem boyunca emekçilerin haklarına saldırılar da devam etti…

Evet. Sermayenin yaşanılan süreci fırsata çevirmesi tam da bu yolla oldu. Birçok işçi işini kaybetti. Örgütlülükleri zayıflatılmaya, ücretler düşürülmeye çalışıldı. Büro emekçilerine daha fazla iş yükü bindirildi. Kadınlarda emeklilik yaşı yükseltilmeye çalışılıyor… Bütün bunlar ve buna bağlı başka gelişmeler önümüzdeki dönemde de devam edecek.

Göçmen emekçiler yaşananlardan daha fazla etkilenir halde. Onların bu sorunlara karşı mücadeleye ilgileri ve katılımları nasıl?

Şöyle bir gerçeklik var: serleştirilen Yabancılar Yasası ve Sığınma Yasası, göçmenlerin hem iş hem de sosyal yaşama girişleri önünde ciddi birer engel. Uyum ve birlikte yaşam sorunu sadece dili bilmeye ve çalışmaya indirgenmiş. Kültür ve inançsal farklılıklar üzerinden sürdürülen ayrımcı politikalarla, ekonomik ve siyasal zayıflıkların emekçiler üzerindeki tahrip edici etkisi ise istismar ediliyor ve buradan oluşturulan ön yargılarla aynı sosyal saldırıların hedefinde yer alan, aynı sorunlara sahip emekçiler ayrıştırılarak, kutuplaştırılıyor. Bu durum ortak bir mücadele sürdürebilmenin önünde de engel aynı zamanda. Özellikle Türkiyeli emekçiler ek olarak, Türkiye’de yaşanan sorunların buralara yansımasından kaynaklı bir kutuplaşmaya ve bu ülkede yaşadıkları sorunların dışında Türkiye’ye has çelişkilerin de ayrıştırıcılığına maruz kalıyorlar. Ama yine de bu olumsuzluklara rağmen Türkiyeli emekçilerin mücadele etmekten yana ilgisinin geçmişe göre nispi bir artış gösterdiğini söyleyebiliriz.  Gelişen kadın hareketi, sendikal mücadele alanı bu potansiyeli çeken alanlardan bazıları.

DİDF olarak hedefleriniz neler? Nasıl bir çalışma yapmayı planlıyorsunuz?

Derneklerimizin ve faaliyetlerimizin olduğu yerlerde yukarıda sözünü ettiğim sorunlara karşı mücadele etmek; yerli emekçilerle Türkiyeli emekçilerin ortak mücadele paydasında buluşmasını sağlayacak çalışmalara ağırlık vermek başta olmak üzere, sosyal, kültürel faaliyetler dahilinde adım atacağımız bir çok alan var. Haklar ve özgürlükler için sürdürülen mücadeleye, ırkçılığa karşı birleşik örgütlülüğe İsviçre’de yaşayan Türkiyeli emekçilerin daha ilerden katılıp sahiplenmesini desteklemek, örgütlülüğünü güçlendirmek çalışmalarımızın ana gövdesini oluşturuyor. Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmeleri de yakından takip edip dayanışma çalışmalarımızı geliştirerek ilerletmeyi hedefliyoruz.