BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Önceki haberler 
1     2    3     4     
Salih GÜNEŞ: 

‘‘Saldırı tehditlerine karşı yerli kuruluşların tepkileri ve benimle dayanışması; saldırıların geriletilmesi açısından çok önemli bir rol oynadı‘‘
 

























Bir dönem öncesi DİDF  yöneticisi olan Salih Güneş, 2. Kez‚ ‘Almanyalı Osmanlılar‘ çetesi tarafından tehdit edildi! Daha önce 2016 yılında çetenin saldırı ve tehditlerine maruz kalan, gazetemiz arkadaş’ın bölge muhabirliğini de  yapan Salih GÜNEŞ’le, çetenin saldırıları konusunda bir söyleşi  gerçekleştirdik.. 




    Bu  çete, neden seni hedef olarak seçti açıklarmısın?

    Uzun yıllardanberi bu bölgede yaptımız anti-faşist demokratik mücadeleler ve etkinlikler sonucu, gözle görülür bir hareketlenme yarattık.Elbette bu çabalarımızı, yurtsever devrimci-demokrat insanlarla yerli (Alman ve isviçreli) anti-faşist yapılar ve sendikalarla dayanışma içinde yaptık.Bu çalışmalar sırasında, Gezi Direnişi eylemleri döneminde tartıştığımız Zürihte’ki TC konsolosluğuyla bağlantılı, ihbarcı  Osman BİLGİLİ  bana, ‘Sen Ankara’da Halkın Kurtuluşu davasından  hapis yatan kişi değilmisin?‘ dediğinde  Ben; ‘Sen bunu nereden biliyorsun ? ‘diye sorunca, ‘Benim abim de Halkın Kurtuluşu’nundaydı‘ gibi yalanlarla cevap vermiş, daha sonrada‚‘Konsoloslukta bir ateşe ile, arkadaş olduğunu‘‘ söylemişti.  Bu ajan-Provakatör kişi, daha sonra İsviçre’den ayrıldı, yerini konsoloslukla bağlantı görevini ve ihbarcılık görevini Mehmet  KUZU’ya devretti.Bölgemizdeki  anti-faşist hareketlenmeden beni sorumlu görüyor olamalılar ki, konsolosluğun talimatıyla beni hedef seçtiler diye  düşünüyorum.

    Geçtiğimiz haftalardaki son saldırı girişiminden önce, önceki yıllarda da, sana yönelik  tehditler  olduğunu  biliyorum,  ilk saldırılar  nasıl olmuştu, saldırgan kişileri tanıyormusun? Saldırılara karşı yerli  anti-faşist örgütlerin tepkisi nasıl oldu, saldırıları, o dönem  nasıl püskürttünüz?

    Almanya’nın Kostanz şehrinde 2016 sonbaharında, İsviçre’deki sosyalist gruplar, gençlik yapıları  Demokratik Kitle örgütleri, sendikalarla birlikte; Die Linke (Sol Parti) nin  ve  DİDF Bodensee’nin etkinlik ve örgütlemesiyle bir miting gerçekleştirildi. Eylem çağrısı,Tertip Komitesi  Organizatörü olarak benim  fotoğrafım ve adımla, SUD KURİER Gazetesi’nde yayınlanmıştı. Karlsruhe TC Konsoloğlu   haberi okuyunca, duruma müdahil olarak; DTİB cami görevlilelerini arıyor, mitingin engellenmesi ve provake edilmesi talimatını veriyor. Bu bilgi bana   Cami altında döner dükkanı ve süpermarket işletenler tarafından iletildi. Onlar bana gazete haberini göstererek; ‘Konsolosluk bizi aradı, neden teröristlerin mitingine izin veriyorsunuz ?‘ dediğini söylediler ve daha sonra  cami binasının üst katında yatılı kalan kişiler, ‘Senin kafanı keseriz‘‘ vb söylemlerle, beni  tehdit ettiler. Ben  ‘tehditlerden korkmayacağımı ve geri adım atmayacağımı‘ söyledim ve oradan uzaklaştım. Şimdi ben soruyorum: ‘Burası ibadethane mi, İŞİD merkezi mi?‘  T.Erdoğan’ın yurtdışı terör aparatı, Osmanen Germania adlı dinci-faşist örgütlenme, konsolosluğun  kışkırtmasıyla açıkça beni hedef almıştı. Erdoğan diktatörlüğünün faşizme evrilmesine karşı ve HDP ile dayanışmak amacıyla,  birlikte eylemlilkler düzenlediğimiz, Alman Sol Parti ( Die Linke), DKP, sendikalar, anti-faşist örgütler, Kostanz Üniversitesi’inden öğrenci Birlik ve kollektifleri; DTİB cami yönetimine karşı yüzlerce protesto telefonu, basın açıklaması ve bildirlerle, benimle dayanışma duygularını belirttiler. İsviçre’den ÜNİA sendikası ve JUSO (Genç sosyalistler) başta olmak üzere, demokratik kuruluşlar Erdoğancı İslamo - faşist  saldırıyı kınadılar.Cami yönetimi, o dönem tepkiler karşısında geri adım atmak zorunda kalmış ve beni; ‘Balık yeme günü’ne davet etmişti. Kısacası, saldırı tehditlerine karşı yerli kuruluşların tepkileri  ve benimle dayanışması; saldırıların geriletilmesi açısından çok önemli bir rol oynadı.

    Geçtiğmiz Mayıs ayındaki  tehditi yapanlar, yine bu ilk saldırıyı yapan çete üyeleri miydi, tanıyormusun, tehdite karşı yasal bir girişimin oldu mu, bu saldırılar sence nasıl önlenir ?

    Geçtiğimiz Mayıs ayı sonunda bu çetenin tehditi, göstere göstere yapılan ve  “Sulu Takip‘‘ diye adlandırdığımız türdendi. Bu  tehditi yapan motorsiletli  kişi, yüzünü tanıdığım, adını bilmediğim  ama Kreuzlingen’de ikamet eden Almanyalı Osmanlılar Çetesinin motorize ekibinden biriydi.Bununla birlikte davranan diğer kişi, daha öncede adını  söylediğim Konstanz’da ikamet eden ve konsolosluğun ihbarcısı olarak faaliyet gösteren Mehmet KUZU isimli şahıstır.Daha önce alman basınında yazılan  ve çete üyeleri hakkında verilen mahkeme kararlarından da biliyoruz ki, çetenin AKP ile irtibatı AKP MYK  üyesi Metin KÜLÜNK tarafından sağlanıyor ve ilişkiler ağı T. Erdoğan’a kadar  uzanıyor. Çetenin finansmanı  ise, hem devlet  tarafından, hem de Sedat Peker gibi mafya şeflerinin‚ ‘çanta çanta para desteği‘ ile sağlanıyordu. Bu çetenin Almanya’da birçok genelev işlettiği buradan finans desteği aldığı da, daha önce ortaya çıkmıştı. Eski Başbakan Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam YILDIRIM’ın, gemileriyle yaptığı  sözde peynir ticareti, fakat gerçekte kokain ticaretinden elde ettiği  karaparaların; Hollanda’da kurduğu şirketler üzerinden  nasıl yıkanıp aklandığı, servetin bir bölümüyle  kemik yalayıcısı  çetelerin nasıl  beslendiği  gelinen noktada  deşifre olmuştur. Bu türden tehdit ve saldırıları nasıl önleyeceğimiz  konusuna gelirsek, diyeceğim şudur: Konsolosluklar  aracılığıyla yapılan ve adına Lobi faaliyeti denen, Camileri merkezine  alan  ırkçı ve mezhepçi  söylemlerle Avrupa’da yaşayan göçmen  emekçi kardeşlerimizi bölen çete girişimlerine karşı; bana yönelik  ilk saldırı tehditi  karşısında yaptığımız gibi, Alman ve İsviçreli  demokratik kurumlar,sosyalist partiler,anti-faşist gençlik örgütleri ve sendikalarla birleşerek dayanışmamızı güçlendirmeliyiz. Zaten biz  DİDF olarak, tüm çalışmalarında  türkiyeli göçmen emekçilerin, yaşadığımız ülkelerdeki yerli emekçilerle birlikte sermaye düzenine ve her türlü faşist ırkçı saldıya karşı enternasyonal dayanışmasını ve sınıf kardeşliğini  geliştirmeyi merkezine  koyan  bir mevzide bulunuyoruz; bulunmaya devam edeceğiz..

Röportaj. Ergün ÖZALP