BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Gençlerin sorunlarını görün ve çözün!












Gençlerin hem ruh sağlığı, hem öğrenim süreçleri yaşam kalitesi salgından çok etkilendi. Salgından etkilenen her kesim gibi onların da sesleri ve talepleri daha çok duyulmalı.
Genç bir yetişkin olmak, hayatta bir dönüm noktasıdır. Aynı zamanda heyecan verici ve potansiyel olarak korkutucu bir deneyimdir. Gençlerin kimliklerinin ve kişiliklerinin inşasında belirleyici olan sosyalleşmeleri, üniversiteler, kolejler gibi eğitim yerlerinde, staj yaptıkları şirketlerde gerçekleşmektedir. Gençler yaşamın bu aşamasına barlara, kafelere, kültürel mekânlara, konser salonlarına, sinemalara, parklara ve halk plajlarına giderek de ulaşmaktaydılar. Bu yerler, özellikle arkadaşlık ve aşk olmak üzere yeni ilişkiler kurmalarına, grup dayanışmasını deneyimlemelerine, çeşitli sosyal ve duygusal bağ biçimlerini test etmelerine ve keşfetmelerine olanak tanıyordu. Bu deneyimler, belirli bir sportif veya kültürel aktivite seçimiyle veya İsviçre'de ve yurtdışında grup gezileri yoluyla desteklenebilir. Ancak Covid-19'un ortaya çıkmasıyla birlikte genç yetişkinlerin hayatındaki tüm bu aşamalar kesintiye uğradı.
Basel Üniversitesi'nden yapılan Corona Stress araştırması, sağlık krizinin başlangıcından bu yana 14-24 yaşındakiler arasında ciddi depresif belirtilerin yaygınlığının %29 olduğunu gösteriyor. Cenevre Ergen Kriz Birimi "Malatavie"den alınan rakamlara göre, karantinanın kaldırılmasından sonra ve pandeminin ikinci dalgası sırasında intihar girişimleri arttı. Krizden en çok etkilenen gruplardan biri de gençler. Bugün sosyal ve duygusal gelişimleri açısından çok önemli deneyimlerden yoksunlar. Bununla birlikte, mesleki gelecekleriyle ilgili olarak çok haklı endişeleri de bulunmakta.
Ne yazık ki çok rekabetçi olan İsviçre toplumu ve çalışma hayatı CV'deki “kaybedilen zamanı” ve “boş kutuları” affetmiyor. Son olarak, küçük apartman dairelerinin kapalı alanlarında veya birlikte yaşamak zorunda oldukları ebeveynlerinin evlerinde normalden çok daha fazla zaman geçirmek zorunda kalmak gençler için rahatsız edici ve bir nevi ceza. Bu, günlük yaşamlarının maddi koşulları açısından olduğu kadar özel yaşamları ve özerkliklerinin gelişimi açısından da geçerli. Yaşlılar gibi, gençler de refahları ve korunmaları adına toplumdan dışlanmış hissediyorlar. Çünkü otoriteler veya sosyal baskı, neredeyse tamamen onlara ne yapmalarına izin verilip verilmediğini dikte ediyor.
Bununla birlikte, toplum projeleri yardım programları ve ayrıca federal ve kanton makamlarına gönderilen dilekçeler yoluyla da gençler seslerini duyuruyor. Gençlerin, sağlık bazında aşıya erişim ve gelecekteki aşı pasaportunun yanı sıra PCR testleri için geri ödemeye ihtiyacı var. Gençler ayrıca faizsiz acil krediler, mali yardım, bir gençlik acil durum fonu oluşturulması ve daha cömert burslar için de çağrıda bulunuyorlar. Üniversitelerin ve yüksek eğitim kurumlarının (doktora öğrencileri ve asistanlar) ara birimlerindeki personel için kısıtlı süreli sözleşmeler uzatılmalı ve geçici iş yükü hafifletme önlemleri alınmalıdır. Hem maddi hem de manevi nedenlerle gençler, kantonların Covid çalışma birimlerinden görünür bir katkı istiyorlar. Üniversitelerde ve eğitim merkezlerinde yürürlükte olan sağlık önlemlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektirmektedir. Ana paydaş oldukları kararlara dahil olmak istiyorlar! Gençlerin talepleri sağlam temellere dayalı ve tutarlı. Onların taleplerini duymamak ciddi bir sosyal ve politik hata olur.

Kaynak : https://lecourrier.ch/
Çeviren: Berna Utkutag


Aşılanma süresi çalışma süresine dahil edilmiyor













İsviçre’nin devlet televizyonu RTS'nin bazı İsviçre şirketlerinin personellerinin mesai saatleri içinde aşılanmasına izin vermediğini açıklaması, patronların gizlemeye çalıştığı salgınla mücadelenin sınıfsal yönünü deşifre eder nitelikte.
Pandeminin ortasında, toplu aşılama, yetkililer tarafından mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilecek bir hedef olarak ilan edildi. Aşılama yaşının, 65 yaşın altındakilere indirilmesiyle birlikte yeni bir soru ortaya çıktı. Bu işlem çalışma süresine dahil edilebilir mi?
RTS’nin haberine göre CFF, La Poste ve Migros için sorunun yanıtı net. Bu büyük şirketler aşı için bu süreyi çalışanlarının çalışma saatlerine dahil etmeyi reddediyorlar. Hatta La Poste'un sözcüsü, bunu kameralar önünde bile açıkça savundu.
Bu tutum, bu şirketlerin, salgının ilk döneminde çalışanlarından çalışmaya devam etmeleri istendiğinde, çalışanlarına çalışmaya devam ettikleri için kuru kuruya (hiçbir ek ücret veya pirim ödemeden) teşekkür etme biçimine ışık tutan bir tutumdur. Yetkililer tarafından faaliyetlerine devam etmesi gerekli görülen bu sektörlerde çalışmaya devam eden bu emekçiler, iş yerinde veya işe giderken karşılaşılabilecekleri sağlık risklerine rağmen çalışmaya devam etti. İsviçre’deki patronların bu tutumu, diğer ülkelerdeki patronların tutumlarıyla çelişiyor. Almanya'da bazı bölgelerde aşılar şirketlerde bile yapılıyor!

Maliyetleri düşürme ısrarı
Büyük federal kurumların patronları da dahil olmak üzere bazı İsviçreli patronların bu hakkın tanınmasına karşı çıkıyor olmalarının, şüphesiz mali ve ideolojik sebepleri vardır. Uzun yıllardır yeniden yapılanma politikalarıyla meşgul olan kamu işletmeleri, maliyetleri düşürmeye yönelik mali hedeflerle bu politikalarında kararlılar. 
Şubelerinin sayısını büyük ölçüde azaltmasıyla La Poste buna iyi bir örnektir. Bazı yan kuruluşlarında ödenen düşük maaşlar, ekonomik tasarruf politikalarını göstermektedir. Migros’un durumu ise daha çok bir karikatür konusu. Pandemi dönemi cirosunun keskin bir şekilde arttığını görmesine rağmen, bu artış, maliyetlerde tasarruf politikasında ısrarını değiştirmeye yetmedi.
Finansal argümanlara daha ideolojik başka bir argüman daha eklendi. İsviçre'de emekçilere keyfi olarak daha az hak tanınıyor ve patronlar bunları yaparken pervasızlıkta sinir tanımıyor. Bu, emekçilerin öne çıkan büyük taleplerinden (asgari ücret, işten çıkarmalar, izinler), işyerinin organizasyonunu doğrudan etkileyenlere kadar değişik konularda yaşanıyor.
Birkaç büyük patron, Covid-19 aşılama süresini çalışma süresi olarak kabul etmeyi reddederek, İsviçre'de patronların, ücretsiz tavizler olarak algılanabilecek küçük jestlerle uğraşmadığı anlamına geliyor. Yani küçük kârlar yoksa küçük tavizler de yoktur.
Bu üç büyük şirketin bu tutumundan etkilenen emekçilerin sayısı göz önüne alındığında, bu kısıtlama aşılama olanaklarının azalmasına ve dolayısıyla kampanyanın yavaşlamasına neden olabilecek nicelik ve niteliktedir. Bu patronlar, siyasi otoritelerin isteklerine saygı gösteriyor mu? Bu ifşaatların yayınlanmasından bu yana siyasi otoritelerden bir tepki yok. Ancak bu zorlu salgın dönemlerinde sessiz kalmak rıza göstermektir! (Arkadaş)