BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Av.Sinem Gökçen:






















‘‘ İsviçre gibi bir ülkede,  demokrasi ayıbını aşmanın yolu, göçmenlere seçme ve seçilme hakkının verilmesinden geçiyor‘‘

1989 yılında Ankara’dan İsviçre'ye göç eden, mülteci bir ailenin en büyük çocuğu olan Sinem Gökçen, Kanton Aargau da büyüdü. Çocukluk ve gençlik yıllarında İsviçre'deki imülteci ailelerin yaşadığı zorluklara ve haksızlıklara maruz kaldı.

Kürt asıllı politik göçmen bir ailenin çocuğu olan Sinem; " 15 yaşında haksızlıklara, adaletsizliğe, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadele etmeye karar verdim” diyor. İsviçre’de yaşanan haksızlıklara ve ayrımcılığa karşı verilecek en iyi mücadelenin iyi bir eğitimden geçtiğini düşünen Sinem Realschule'ye (ortaokulun en alt seviyesi ) gitmesine rağmen, umudunu yitirmedi ve haksızlıklara karşı mücadele etmek, göçmenlerin haklarını korumak ve de göçmen çocuklarına rol model olmak için hukuk okumak istedi.

Genellikle sosyo ekonomik durumu zayıf olan göçmen çocuklarının gittiği bu okuldan hukuk okumayı hedeflemek zor bir yolun başlangıcıydı. İsviçreli çocuklardan daha fazla çalışması gerektiğinin farkındaydı bundan dolayı hiç pes etmedi.SinemGökçen, İsviçre eğitim sisteminin avantajlarını değerlendirerek KV-Lehre'yi tamamladıktan sonra, Zürih Uygulama Bilimleri Üniversitesi'nde ekonomi hukukunu bitirdi. Ardından sınavlarını kazandıktan sonra Luzern Üniversitesi'nde hukuk fakültesine yerleşip buradan mezun oldu.

Bugün 34 yaşında olan Sinem Gökçen önemli bir yardım kurumu olan HEKS‘de avukat olarak çalışmaktadır. Bu kurumda iltica başvurusunda bulunanlara hukuk danışmanlığı yapıp onların davalarını takip etmektedir. ‘‘Benim müvekkillerim çoğunlukla şiddet, baskı ve savaştan kaçan mağdur insanlar‘‘ diyor.
2016 yılından beri SP üyesi olan Sinem Gökçen. 2019'da ilk kez federal parlamento seçimlerine katıldı.

Sinem Gökçen, Politik çalışmalarının öyküsünü gazetemize şu şekilde özetledi: 

Siyasete ilk defa 2016 belediye seçimlerinde dahil oldum. Sosyal Demokratik Parti (SP) üyesi olarak Untersiggenthal Belediyesi‘nin Kanton Aargau belediye meclis üyesi seçildim. Belediye meclisi bünyesinde 2019 yılına kadar finans komisyonu üyesi olarak çalışma yürüttüm. 2019'da Aargau‘ya bağlı Brugg'a taşınmamdan dolayı bu görevi bırakmak durumunda kaldım.

2019'da SP Aargau Kantonu Göçmen Komitesi'ne dahil oldum.
Aargau Kantonu biraz daha sağcı ve tutucu bir kanton, göçmenler siyasette çok az temsil ediliyorlar. Göçmenlerin sesi olmak ve göçmenlikten kaynaklanan problemlere çözüm aramak icin çalışmalara başladım.
Aynı yıl Federal Parlamento seçimlerine üyesi olduğum SP’den Kanton Meclisine aday oldum. İlk defa aday olmama rağmen çok yüksek bir oy aldım. Zaten bu seçimden sonra 2020'nin başında Göçmen Komisyonu Kanton Aargau Eş Başkanlığı‘na seçildim. Bu yılın başından itibaren SP Brugg yönetim kuruluna seçildim. Politik çalışmalarımızda bu sene yabancıların Kanton Aargau‘da seçme ve seçilme hakkı, eğitimde ve meslek alanında fırsat eşitliği konularında çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca her türlü ayrımcılık ve adaletsizliğe karşı mücadeleyi kendime politik hedef olarak belirledim.

İsviçre bir göçmen ülkesi, son 100 yılda sürekli göç alan bir ülke, 2020 istatistiklerine göre
İsviçre’de % 15 yabancı pasaportlu insan yaşıyor buna vatandaşlığa geçenleri de eklersek bu durumda göçmen kökenli insanların oranı yaklaşık % 25 civarında. Kanton Aargau‘da yabancıların oranı ise yaklaşık %25.31. Yani her dört kişiden biri yabancı statüsünde ve hiçbir demokratik hakkı yok. Göçmenler demokratik yaşama katılamıyorlar. Politikada da devletin birçok kurumunda da temsil edilemiyorlar .
İsviçre gibi bir ülke de bu demokrasi ayıbını aşmanın yolu, göçmenlere seçme ve seçilme hakkının verilmesinden geçiyor. Yeterince temsil edilebilmeleri İsviçre‘de yaşayabilme şartlarını yerine getirmiş her yabancının hakkı ve bunun için mücadele ediyoruz.
Göçmenler İsviçre’nin ekonomik, sosyal ve kültürel zenginliğine büyük katkı sunuyorlar. Yani İsviçre, zenginliğinin bir kısmını da göçmenlere borçlu, göçmenlerin olmadığı bir İsviçre düşünmek oldukça zor. Bu zenginliğin demokratik yaşama ve temsiliyete de yansıması gerekiyor.

Mevcut durumda, çok az kantonda göçmenlerin seçimlerde oy hakkı bulunuyor.
Bir bireyin seçme ve seçilme hakkı temel bir insan hakkıdır. Bir insanın bu haktan mahrum edilmesi demokrasi ile bağdaşmaz.Ancak Aargau Kantonu’nda belediye seçimlerinde sadece İsviçre vatandaşları oy kullanabiliyor. Vatandaş olmak günden güne zorlaşıyor. Doğal olarak vatandaş olmayan binlerce insan kendi şehirleri hakkında söz sahibi olamıyor. Örneğin; yıllardır İsviçre de yaşayan, vergi ödeyen, çocuğunun okuluyla ilgili bir konuda oy kullanamıyor. Yaşadığı şehrin kültürel ve toplumsal dokusuyla ilgili söz sahibi değil. Çok küçük bir azınlık büyük çoğunluk hakkında karar alabiliyor bu demokrasinin eksik işletilmesi ve ciddi bir ayrımcılıktır.Birlikte yaşadığımız yabancıların da en az vatandaş olanlar kadar kendi şehrinin yönetiminde söz sahibi olmaları gerektiğine inanıyorum. Bu çerçevede organize edilen bir çok konferans ve etkinliğe katıldım. Amacım insan haklarını temel alan, ırkçılığın, ayrımcılığın olmadığı demokratik bir yaşama katkı sunmak. Bu çerçevede mücadele etmeye devam edeceğim. Bu yaşıma kadar aldığım eğitim, verdiğim mücadele tüm çabalarım biz yabancıların da göçmenlerin de bu ülkenin artık birer asli unsuru olduğu ve ona göre muamele görmesi gerektiği. Bu hedef ve inanç ile mücadeleye devam edeceğim, edeceğiz.

 ( Arkadaş / Basel )


Amazon'da Sendika Yenilgisi Ve Nedenleri














ABD işçi hareketi, Alabama / Bessemer'deki Amazon deposunda çalışan işçiler sendikal örgütlenmeyi 738'e karşı 1.798 oyla reddederek, Nisan ayı başlarında büyük bir yenilgiye uğradı.
Oy hakkına sahip 5.876 işçinin sadece yarısı sandık başına gitti. RWDSU sendika yetkilileri, Amazon'un yasa dışı yöntemlerle işçileri korkutarak sindirdiğini belirtiyorlar. Ancak sendika aktivistleri aynı zamanda bir seçim çağrısı yapmadan önce güçlü bir iş yeri örgütünün kurulamamasının en önemli etkenlerden biri olduğunun altını çizdiler.
Hiç şüphe yok ki birçok işçi Amazon'un fabrikayı basitçe kapatacağından ve işsiz kalacaklarından korkuyordu. Ancak 2000 yılında, Amerika İletişim İşçileri sendikasından işçiler, şirketin daha sonra kapattığı bir çağrı merkezinde işçileri örgütlemeyi başarmışlardı.
Ancak Bessemer'deki en büyük engel, Amazon'un muazzam gücü ve sendika karşıtı kampanyasının karmaşıklığı oldu. Sınırsız kaynaklarla firma, fabrika işçileriyle düzenli toplantılar yaptı ve telefonlarına günlük olarak “ikna edici” mesajlar attı. İşçilere, saatte 16 dolar ödediğini, ABD’deki asgari ücretin iki katı maaş verdiğini ve diğer yerel işverenlerden daha fazla ödeme yaptığını belirtti. Amazon, işçilerin sendikaya ödeyecekleri aidatlardan dolayı yılda yaklaşık 500 dolar kaybedeceklerini de hatırlattı. Ayrıca bazı işçilerin desteğini alarak birçok işçiyi "Hayır Oyu Ver" rozetleri takmaya ikna etmeyi başardı.

Sendika açısından başarısızlığın nedenleri
RWDSU sendikası örgütlenme kampanyasına salgının zirvesinde başladı ve siyahi işçilere (işgücünün % 85'i) özel bir çağrı yaptı. Black Lives Matter (BLM) hareketinin işçiler arasında yeni bir ivme yaratacağı umuluyordu. Demokrat Parti, sendika kampanyasını destekledi: Joe Biden şirketin işçileri korkutmamasını istedi ve Bernie Sanders işçilere destek olmak amacıyla bir miting yapmak için depoya gitti. Yine de ne BLM ne de Demokrat Partililerin sözde destekleri sonucu değiştirmeye yeterli olmadı.
Amazon’un Bessemer deposu, ülke çapında büyük bir genişlemenin parçası olarak bir yıl önce açıldı. Amazon şu anda bir milyondan fazla işçi çalıştırıyor. Deponun bu kadar yeni olması, özellikle yüksek tempolu ve aralıksız çalışma gibi nedenlerden dolayı işçilerin birbirlerini çok iyi tanımadıkları görülüyor. Yani sağlam bir sendikal örgütlenme yaratmak için gerekli olan üretim ve güven ilişkisine sahip değillerdi. 
Sendika Kasım 2020'de seçim için başvurduğunda, kendi kendini örgütleyebilen işçiler arasında güçlü bir taban oluşturmayı başaramamıştı. Bunu yapmakta geç kaldığı gibi daha sonra da yapmadı. RWDSU, salgın ve sağlık koşullarını bahane ederek örgütleme işinin çoğunu iş yerinde değil depo kapılarında yaptı. Bernie Sanders Birmingham, destek için Alabama'ya gittiğinde bile sendika mitinglerine çok az sayıda işçi katıldı.
Ve şimdi? Sendikalaşma devam edecek. RWDSU büyük olasılıkla ulusal çalışma ilişkileri ofisine haksız çalışma uygulaması nedeniyle şikâyette bulunacak ve yeni bir seçim için hazırlık yaparak başvuruda bulunacak. Diğer sendikalar ve kitle örgütleri, ülke çapındaki diğer depolardaki Amazon işçilerini desteklemeye devam ediyor. Bazı sosyalist aktivistler, ambarlarda kendi kendine örgütlenmeye yardımcı olmak için Amazon’da çalışmaya devam ediyorlar. İşçiler, ancak sahada hareket kabiliyeti güçlü bir hareket inşa ederek sendikayı kendileri örgütleyebilirler.

Yazan: Dan La Botz
Çeviri: Metin Alan