BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  


1 Mayıs İsviçre genelinde kutlandı










İşçi sınıfının uluslar arası birlik mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs, İsviçre genelinde yapılan 40’ın üzerindeki etkinlikle kutlandı. Geçen yıl pandemi önlemleri sebebiyle sokakta kutlama yapmayan sendikalar, İsviçre’nin birçok yerinde sokağa çıktılar. Binlerce emekçi kutlamalarda taleplerini dile getirerek daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir ücret için mücadele çağrı yaptılar. 2000’in üzerinde katılımın olduğu Basel’de kantonda yapılacak asgari ücret oylaması ve talebi 1 Mayıs yürüyüşünün ana gündemi olurken, Zürih’te kanton yönetiminin yasak kararına rağmen, onlarca sınırlı katılımlı 1 Mayıs etkinlikleri düzenlendi. St.Gallen’den Cenevre’ye kadar farklı bölgelerde yapılan kutlamaların ortak vurgusu hak kazanımları için mücadeleydi. 
Lozan’da bu yıl pandemi ve hava koşularının olumsuz olması, katılımın daha az olmasına neden oldu.
Bu yıl, yürüyüş güzergahı da değişik oldu; sağlık çalışanlarıyla dayanışma amaçlı, yürüyüş korteji ilk kez şehrin üst tarafı olan, CHUV Lozan kantonal hastanesinin acilinde start verdi. İzin alınan güzergaha göre, hastane acili önü, Place de lours, Pont Bessières köprüsü, Place de la Palud Lozan belediyesi önündeki konuşmalardan sonra, yürüyüş kolu miting alanı Place de la Riponne’a ulaştı. Unia ve media sendikası Syndicom sendika temsilcileri pandemi ve sosyal krizle ilgili konuşmalar yaptılar. Yağışlı hava, kortejin başlangıcından sonuna kadar devam etti.
Lozan'da yaklaşık 700 kişi yürüdü. Kortej esnasında, kriz sırasında satış elemanlarının ve diğer önemli çalışanların çalışmalarını selamlamak için alışveriş merkezlerinin önünden geçildi. Pandeminin başlamasından bir yıldan fazla bir süre geçtiği halde, genellikle düşük maaşlı çalışan personel resmi olarak tanınmamaktadır. Göstericiler "Eşitsizlikler yeter, birlikte savaşacağız" diye haykırdılar.























Cenevre'de, Cumartesi günü geleneksel 1 Mayıs yürüyüşü yağmurda yaklaşık 2.000 kişi katıldı. 

Neuchâtel kantonunda Yağmur, soğuk hava ve pandemiye rağmen  1 Mayıs üç ayrı bölgede coşkuyla kutlandı.

NEUCHÂTEL

       İstasyon meydanında saat 13:30 da  toplanan kitle postahanenin yanındaki alana kadar sloganlar eşliğinde yürüdü.Pandemiye ve yağmura rağmen katılım çok iyiydi. Kadın grevi kolektifinden İspanyalı göçmen kadın işçi  kadınlarda emeklilik yaşının uzatılmasına ve ücretlerde kadın erkek eşitsizliğine vurgu yaparak kadınları mücadeleye çağırdı ve konuşmasından sonra  Ciao Bella şarkısını söyleyerek kitleyi coşturdu. Kalma hakkı Neuchâtel derneğinden iki genç kadın, göçmen sorunları ve antidemokratik uygulamaları gündeme getirerek herkese insanca ve eşit yaşama ve kalma hakkı talep ettiler. İklim  grevini temsilen  konuşan kadın aktivist 21 Mayısta İsviçre genelinde yapılacak olan iklim grevi etkinliğine herkesi davet etti  iklim ve çevre sorunlarının aciliyetinden söz etti. UNIA sendikasından Cristian Weber  konuşmasında başta sağlık çalışanları olmak üzere tüm çalışanların  Kovid döneminde yaşadığı sıkıntılardan söz etti.Bedel ödememek için birlikte ve güçlü bir şekilde mücadele etmeliyiz dedi. Patronların kural tanımazlığına ve işten atmalara tepki gösterdi.

LE LOCLE
     13:30 da Belediye binası önünde toplanan kalabalık kitle postahaneye   kadar sloganlarla ve taleplerini  dile getirerek yürüdü. Gençler etkinliğe coşku kattı. Tekrar belediye meydanına dönen işçi ve emekçilere burada Nago Humbert sağlık ve pandemi konusunda, çevreciler iklim grevi ve çevre sorunları konusunda, ADF den bir yetkili kadın hakları ve sorunları ile ilgili ve AVS emekli yaşının yükseltilmesine yönelik tepkilerini dile getirdi. UNİA sendikasından temsilcide pandemi koşullarında çalışmanın güçlüklerinden ve  işçi sorunlarından söz etti. İklim grevi adına konuşan Emma Chollet;"iklim ve çevre sorununun işçilerin sömürülmesinin, Kovid nedeniyle  sağlık alanındaki problemlerin, cinsiyetçiliğin ve tüm mevcut krizlerin kaynağı kapitalizmdir. Bu nedenle güçlerimizi birleştirip mücadele etmek zorundayız" dedi. Kadın hakları derneğinden Manon Hobi;"zaten yoksulluğa mahkum eden bir emekli sistemimiz varken kadınların emeklilik yaşının yükseltilmesini kabul etmiyoruz, Çünkü bunun ardından gelecek olan tüm çalışanların emeklilik yaşının 67 ye çıkarılması olacaktır, Liberal Radikaller bunu şimdiden dillendirmeye başladılar. Bunu asla kabul etmiyoruz" diye belirtti.
    Unia sendikasından Celin Dupraz'da konuşmasında ;"2020 yılında öğrendik ki lokantada arkadaşlarımızla yemek yemek tehlikeli ama fabrikada, atölyede yada inşatta üst üste yan yana çalışmak sorun olmuyor. Bu 1 Mayısı görünmez kahramanlara, işçilere, sağlık ve satış elemanlarına adıyoruz" dedi.
İsviçre dünya doktorları kurucusu ve POP'li Nago Humbert;Kovid  öncesi sağlık alanındaki kısıtlamalara ve yanlış politikalara vurgu yaparak, "son 10 yılda hastanelerdeki yatak kapasitesi  neredeyse yarıya indirildi. İhtiyacın ancak yarısı kadar doktor yetiştiriliyor. Komşu ülkelerden sağlıkçı aşırmak daha karlı oluyor tabiki. Buda sağlık alanındaki sorunların Kovid nedeniyle daha da görünür olmasını sağladı diye vurguladı. Yine Nago Humber gerçekçi bir sosyal güvenlik sistemine, tek ve gelire göre pirim ödenen bir sağlık sigortasına ihtiyaç olduğunu, bunun mücadelesini vermek gerektiğini belirtti.

Neuchâtel Fleurier’de İşçi ve Emekçilerin bayramı 1 Mayıs; Kovid’den dolayı çok engeller olmasına rağmen, bu senede Fleurier’de 1 Mayıs'ı kutladık.

     Hava şartlarının kötü olmasına rağmen, UNIA sendikasının önünde bir sergi ve gösterim yaptık. Amacımız, 1 Mayıs’ın tarihini anlatmak ve her ülkede aynı yaşanmadığını göstermekti. Heymarket'te olan katliamları resimlerle anlattıktan sonra, değişik ülkelerde işçilerin yaşadığı sorunları ve o sorunların 1 Mayısta nasıl konu edildiğini gösteren resimler koyduk. Sergimizde, Filipin’den, Türkiye Taksim Meydanı’ndan, Kolombiya’dan resim ve  açıklamalar bulundurduk. Amacımız direnişin her yerde farklı şekillerde devam ettiğini ve  işçiler arasında uluslararası dayanışmanın gerekli ve önemli olduğunu göstermekti. Etkinlik  büyük ilgi gördü.
     Bunun dışında, bir sendika işçisi olarak, eğitimin ve öğrenimin önemini ve eksikliğini gördüğümden dolayı, yıllardan beri bir işçi okulu yaratmak gibi bir projemiz vardı. Bu 1 Mayıs'ta sembolik olarak işçi kütüphanemizi açmayı başardık. Kütüphane projesi  sendikanın göçmen gurubu tarafından yapıldı. Özellikle göçmen gurubumuzdaki İspanyol, Kolombiya ve Arjantinli yoldaşlarımızın yardımı çok önemliydi. Bunun yanı sıra, Fleurier’de yaşayan inşaat sektöründen işçiler de yardım ettiler. Kütüphanemizdeki kitaplar arasında Marksizm’i anlamamıza ve güncelleştirmemize faydası olacak önemli kitaplar, realist romanlar, Antifaşizm, feminizm, ve ekoloji üzerine kitapların  yanı sıra, Sovyetler Birliği ve sol blok ülkeler hakkında da önemli kitaplarımız bulunmaktadır. Ayrıca, bölgesel ve milli göçmen politikası, endüstri sektörü ile ilgili kitaplar ve en önemlisi İsviçre’de yaşanan işçi grevlerini anlatan kitaplarımız bulunmaktadır. İleriki zamanlarda, Fleurier’de konferanslar ve tartışma masaları düzenleyeceğiz. Ağustosta  bir pikniğimiz olacak. O gün  sendikanın emekli üyeleri ve gençlik gurubu üyelerimizle bir turnuva düzenlemeyi  düşünüyoruz. Bütün istenilen ve beklenen bu kolektif projelerle; bir yandan sendikanın yaşaması, salonumuzun kullanılması ve ayrıca bir buluşma ve tartışma alanına dönmesidir. Herkesi bekleriz.

Yaşasın 1 Mayıs

Derya Dursun
Unia sendikası, Neuchâtel göçmen gurubu. 






İsviçre’de Artan Irkçılık Ve Ayrımcılık Vakaları 














Berna Utku Karademir

Yeni komşuları tarafından hakarete uğrayan Müslüman çocuklar, ‘gürültü yaptıkları’ için komşuları tarafından sık sık şikâyet edilen aileler, staj yaptığı ilkokul müdürü tarafından bir daha gelmemesi için çağırılan türbanlı bir öğrenci. İşte İsviçre'de 2020 yılında kaydedilen ve Federal Irkçılığa Karşı Komisyon tarafından yayınlanan istatistiklerdeki 572 ırkçılık vakasından bazıları. Genel olarak yabancı düşmanlığı (304 vaka), Siyahi karşıtı ırkçılık (206 vaka) ve Müslüman inancına sahip insanlara karşı düşmanlık (55 vaka).
Irkçılığa Karşı Federal Komisyon (CFR)  yayınladığı raporda, ırkçılık ve ayrımcılık olaylarının daha çok kamusal alanlarda, yönetim ve polisle temasların yanı sıra internette de gözlemlendiğini belirtiyor.
Irkçılık mağdurları danışma merkezi tarafından 2020 yılında kaydedilen 95 olayla, iş dünyası ayrımcılıktan en çok etkilenen alan olmaya devam ediyor. Kurbanlar, iş arkadaşları tarafından aşağılanmayı, kötüleyici ve saygısız davranışları veya üstleri tarafından eşit olmayan muameleleri rapor ediyorlar.
Tespit edilen 572 vakadan 72'si mahallede meydana gelen olaylarla ilgiliydi. Raporda salgınla mücadele için kamusal alanda uygulanan kısıtlamaların, başta eve yakın çevre olmak üzere özel alanlarda da ayrımcılık durumlarında değişime yol açtığı belirtiliyor.
Örneğin bir mülteci ailesi, yeni bir eve taşındıklarında komşusu tarafından zorbalığa uğradığını bildirmiş. Defalarca Müslümanlar hakkında saygısız sözler sarf edildiğini, merdiven boşluğundaki çocuklara hakaret edildiğini belirten mağdur ve ailesi gürültü yapmakla suçlanmış.
Genel olarak yabancı düşmanlığından (304 vaka) sonra, Siyahi karşıtı ırkçılık (206 vaka) ve Müslüman insanlara karşı düşmanlık (55 vaka) en sık kaydedilen ayrımcılık gerekçeleri. Danışma merkezleri vakaların neredeyse dörtte birinde,  birden fazla ayrımcılık tespit etmiş. Kurum en sık yaşanan ırk ayrımcılığının, cinsiyet veya sosyal statü temelinde olduğunu bildiriyor.
Rakamlar ve kurumların açıklamalarına göre, artan ırkçılığı ve zorbalığı sadece pandemi koşullarına bağlamak ne kadar doğru? İsviçre siyasi ibresinin gittikçe sağ-muhafazakâr eğilime sahip olmasının, her türlü ekonomik sıkıntıda ilk tartışılanın yabancılar ve sınır işçileri olmasının artan ırkçılık vakalarında hiç mi etkisi yok?  
İsviçre’de özel bir yaşlı bakım evinde hasta bakıcı olarak çalışan A.G sorularımızı yanıtladı.

- Sevgili A.G, öncelikle bize kim olduğunu ve ne zamandan beri İsviçre’de yaşadığını söyler misin? 
Merhaba, 40 yıldır İsviçre’de yaşayan Müslüman bir kadınım.

- Daha önce ırkçılık veya ayrımcılığa maruz kaldın mı? Kendini nasıl hissettin?
Evet, daha önce inancımdan kaynaklı (Müslüman)  ırkçılığa iş yerimde maruz kaldım. Mağrip doğumlu olmam, Fransızca isim ve soy ismimin olmaması ve dinsel bağlılığım çoğu zaman ırkçılığa uğramama sebep oldu. Her seferinde aşağılanmış hissettim. Yaşlandıkça bu darbelerden kaçmayı öğrendim.

- Müslüman bir kadın olarak, burka yasağı hakkında ne düşünüyorsun? Sence bu bir çeşit islamofobi mi?  
Burka yasağı benim için aslında olumlu. Ben bunun sadece Şii İslam'ı ilgilendiren, küresel İslam'a ait olmayan, kıyafet kültürünün bir parçası olarak görüyorum.
Bu, İsviçre partisi UDC(SVP)'nin Müslümanlara karşı ikinci hamlesi. 2009 yılında da camii minarelerinin inşasına karşı 100.000’den fazla imza ile yasanın geçmesini sağlamışlardı. Her seferinde hedef alınanların Müslüman inancına sahip İsviçre vatandaşları olduğunu görüyorum!

- Müslüman olman iş bulmanı zorlaştırıyor mu?
İş bulmamı zorlaştıran şey özgeçmiş hazırlamak. CV’de dini inanç yazmak zorunlu değil ama adımı ve soyadımı yazdığımda, daha bu noktada Hristiyan olmadığım ortaya çıkıyor. 

- 2020 istatistiklerine göre ırkçılık bazlı polise yapılan şikâyetler yükselişte. Bunu mahallende, sokakta, iş yerinde sen de hissediyor musun?
11 Eylül 2001 saldırılarından bu yana dünyanın her yerinden Müslümanlar -İsviçre'de bile- hedef alınıyor, hepimiz potansiyel terörist olabiliriz onlar için. O günden beri önlemimi alıyorum. Kamuoyunda konuşurken, adımı, soyadımı, dinimi, mezhebimi, sadece kendimi güvende hissediyorsam açıkça söyleyebiliyorum.
İş yerindeki ayrımcılığı ise diyalog yoluyla, bakış açımı ve dinimi açıklayarak hayatımdan çıkarabildim.