BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  



DPD çalışanları hakları için mücadele ediyor












Paket teslimat şirketi DPD'deki kötü çalışma koşullarına karşı emekçiler örgütlenerek mücadele ediyor. Aşırı uzun ve karşılığı ödenmeyen çalışma saatleri, ücretlerde yapılan kesintiler ve yoğun iş stresi DPD çalışanlarını örgütlenmek üzere harekete geçirdi.
DPD emekçileri sabah saat 5:30 civarında kolileri yüklüyorlar. Sonra dağıtım için yola çıkıyorlar. Paketleri müşterilere teslim ediyorlar. Bazen bu paketler 50 kg. ağırlığında. Durup, boşaltıp, soluklanmaya vakit bulamadan tekrar yola koyuluyorlar. İş molası yapmak için zamanları bile yok. Çalışma günleri genellikle uzun. Ancak sadece 8,5 saat çalışmanın ücreti ödeniyor. Gerisi ücretsiz iş. DPD tarayıcısı ile çalışma saatleri dışındaki her şeyi kaydediyor.

DPD sendikal mücadeleyi engellemek istiyor
"DPD, hayatımı belirlemek için tarayıcısını kullanıyor, her şey çok hızlı bir tempoda gerçekleşiyor, öyleki geceleri rüyama giriyor. Hiç kimse uzun süre buna dayanamaz. Hepimizin morali bozuk. Sendikanın bizi bilgilendirmesini istemiyorlar. Bize Unia ile konuşmamıza izin verilmediğini söylediler. Hepimiz göçmeniz. İsviçre'de böyle bir sömürünün var olacağını asla düşünmezdik“ diyor bir emekçi. Şoförler ve depo çalışanları Unia'da örgütlendiler ve DPD'den görüşme talep ediyorlar. Taleplerinin listesi uzun: Ücret hırsızlığı, uygunsuz ücret kesintileri, aşırı çalışma saatleri, yemek giderlerinin ödenmemesi, gece çalışmasında yasa ihlalleri, eski iş arabaları, sendikal hakların ihlali. DPD bu kötü iş koşullarını derhal düzeltmeli ve son yıllardaki ücret hırsızlığını telafi etmek için ve müzakere masasına oturmalıdır.

Çalışanlara baskı yapılıyor
DPD, tarayıcılardan gelen teslimat verilerinin hangi şoförlere ait olduğunun tespit edilemeyeceğini, bu nedenle çalışma saatlerinin belirlenemeyeceğini iddia ediyor. Bu iddianın yanlış olduğu kanıtlanmıştır. Unia üyelerinin birçoğu, işverenin geçmişte fazla mesai yapmadıklarını ifade eden belgeleri imzalamaları için baskı yaptığını bildirdiler. DPD, yaptığı yanlışları düzeltmek için diyalog aramak yerine, kafasını kuma gömmeye devam ediyor.

Fransız sendikalarından destek
DPD, Fransız postanesine ve dolayısıyla Fransız devletine aittir. Mart ayı başında Unia, Fransız sendikaları CGT ve SUD ile birlikte DPD Europe ve ana şirket GeoPost'un önünde protesto düzenledi. Çalışanlar, şoförlerin sömürülmesine son verilmesini, DPD’nin işçilerin sendikal haklarına saygı göstermesini talep ettiler. Ayrıca, DPD (İsviçre) A sahibi Fransa postanesinden, sorumsuzca hareket eden menajerin işine son vermek için müdahale etmesini istediler. Kantonal iş müfettişlerinin gözleri önünde bu sömürü sitemi yerleşiyor. Hükümet iş yasasının, emekçilerin haklarının korunması için müdahale etmek ve sorumluk almak zorundadır.

Emine Sarıaslan, Unia Sendikası Merkez Yönetim Kurulu üyesi

1 Mayıs, 131 yıldır kutlanıyor














   




 1 Mayıs’ın, bir bayramdan çok, işçilerin-emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak kabul edilmesi, işçi sınıfının “sekiz saatlik bir iş günü” talebine dayanır. Ancak günümüzde ne yazık ki aynı talep uğruna mücadele hâlâ sürmektedir. Kökenlerinin bazı unsurlarına geri dönersek;
    1 Mayıs’ın bir mücadele ve dayanışma günü olarak kazanılmasının merkezinde sekiz saatlik çalışma günü talebi yer alırken, 19.yüzyılın sonunda endüstriyel gelişme sürecindeki çoğu ülkede işçiler haftada altı gün, günde on bir, on iki ve hatta on dört saat çalışmaya zorlanıyordu.
    Temmuz 1889'da Paris'te düzenlenen Uluslararası Sosyalist İşçi Kongresi'nde sekiz saatlik bir iş günü talebi için, uluslararası bir mücadele günü önerisine karar verildi. 20 Temmuz'da şu karar kabul edildi: "Sabit bir tarihte büyük bir uluslararası gösteri düzenlenecek, böylece aynı anda tüm ülkelerde ve tüm şehirlerde, işçilerin kararlaştırılan aynı günde, çalışma gününü yasal olarak sekiz saate düşürmek ve Paris Uluslararası Kongresi'nin diğer kararlarını uygulamak için kamu yetkililerine bildirimde bulunarak karar vermeleri sağlanacak. Benzer bir gösteri 1 Mayıs 1890 tarihi için Amerikan Emek Federasyonu tarafından Saint-Louis'de düzenlenen Aralık 1888 kongresinde zaten kararlaştırılmıştı ve uluslararası eylem için bu tarih kabul edildi. Çeşitli ulusların işçileri bu gösteriyi, ülkelerinin özel durumunun kendilerine dayattığı koşullar altında yapmak zorunda kalacaklardı. "
    1 Mayıs 1890'da ABD'de sekiz saatlik iş günü lehine eylem günleri ve grev çağrısı yapıldı. İsviçre'nin bazı bölgelerinde olduğu gibi, sembolik olarak 1 Mayıs’ın anlam ve önemine dikkat çekmek amacıyla, kira ödemelerinin, kiralama veya sözleşmelerin başladığı gün,  1 Mayıs tarihi olarak belirlenmiştir. 1886'da, Amerikan sendikaları o tarihte işverenlere bir ültimatom vermişti: ya şirketlere sekiz saatlik iş günü getirilecek ya da işçiler çalışmayı bırakacaktı. 1 Mayıs 1886'da ülke çapında çok sayıda grev patlak verdi. Chicago'da, bazıları üç aydır işsiz olan 40.000 işçi iş bıraktı. Üç gün sonra, işçilere yapılan baskında, altı kişi öldü ve yaklaşık 50 kişi yaralandı. Ertesi gün, 15.000 kişinin katıldığı bir protesto mitinginde, polisler saldırmaya başlarken bir bomba patladı ve sekiz polis öldü. “Patlamadan zarar görmemiş polislerin kalabalığa ateş etmeye başlaması, adeta çılgın bir paniğin ve korkunç bir katliamın işaret fişeğiydi. Şehir kuşatma altına alındı ve çok sayıda militan işçi tutuklandı, gerçek bir anti-anarşist ve sendika karşıtı histeri gelişti. 1 Mayıs'ta bombayı kim attı? Hiç bilmiyorduk " diye yazıyor Tarihçi Marc Vuilleumier(CGAS web sitesinde yayınlanan makalesinde). Daha sonra suçsuzlukları anlaşılmasına ve aklanmalarına rağmen birkaç işçi, bu olaylardan sonra ölüm cezasına çarptırıldı.
    Amerikan İşçi Federasyonu, daha sonra Paris Kongresi tarafından alınacak karar doğrultusunda, sekiz saatlik kampanyayı yeniden başlattı ve 1 Mayıs 1890'da harekete geçilmesi çağrısında bulundu. 1896'da Fransız İşçi Partisi'nin liderlerinden biri olan Gabriel Deville, Le Devenir Social dergisinde yayınlanan çok ilginç 1 Mayıs Tarihi adlı makalesinde "Bu uluslararası seferberlik yalnızca bir kez gerçekleşecekti. Ama hemen hemen her yerde, sosyalist kongreler ya da işçi federasyonları kendiliğinden bunu ertesi yıl yenilemeye karar verdi" diye yorum yapıyor. 1 Mayıs’ın dönemselliği 22 Ağustos 1891'de Brüksel'deki Uluslararası Sosyalist İşçi Kongresi tarafından kabul edilecek, ardından Ağustos 1893'te Zürih Kongresi'nde onaylanacaktı. İkinci olarak, şunları ekliyor: "Sekiz saatlik iş günü için yapılacak 1 Mayıs gösterileri, aynı zamanda, her ülkede, işçi sınıfının toplumsal devrim yoluyla sınıf farklılıklarına son verme ve böylece her ulus içinde barışa ve uluslararası barışa götüren tek yolu gösterme sürekli iradesini vurgulamalıdır."
    
    1890’da İsviçre'de 1 Mayıs 
    İsviçre'de 1 Mayıs 1890, 34 bölgede iş bırakma, gösteri, tören veya toplantı gibi eylemlerle başarılı oldu. Marc Vuilleumier'in altını çizdiği gibi: "Her şey, yazarların iyi bildiğimiz bir argümanla haklı çıkardığı sekiz saatlik iş günü adına yapılıyor: teknik ilerleme nedeniyle üretkenlikteki artış, çalışma saatlerinde bir azalmaya neden oluyor; bu azalma daha kaliteli çalışma ile sonuçlanacak ve işsizler için yeni işler yaratacaktı. Son olarak, çalışma saatlerinin azaltılmasının yaratacağı büyük kültürel ve eğitimsel değerin altını çizmekte başarısız olmadık: bu sonuçta, işçinin okumasına, kendini geliştirmesine, eğitim hobilerine meraklı olmasına, politik hayata daha aktif bir şekilde katılmasına, çocuklarına bakmasına imkân verecekti ...” Nihai hedef olarak sekiz saatlik iş günü için pek çok çözüm vardı, ancak on saatlik iş günü hemen kabul edildi. Tarihçi, bu günün İsviçre için bir başka ortak özelliğinden bahsediyor: “işçiler, tüm dünyaya yayılan devasa bir hareketin parçası olduklarını hissediyor. En küçük yerleşim yerlerinde sahada çok fazla yoksa bile,  tüm sanayileşmiş ülkelerde işçilerin aynı anda gösteri yaptığı yüzbinlerce ve milyonlarca kişinin olduğunu biliyoruz. Günün amacı, çıkardığı ses ve sonraki yıllarda dönemsel olarak yenilenmesi, bu dayanışma aidiyet duygusunu güçlendirecektir."

Çeviren: Metin Alan
(https://www.evenement.ch/Sylviane Herranz)