BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

1    2    

 ÖNCEKİ YAZILAR
100. Kuruluş yılında KPS 

Haydar Sancar




























    Modern sanayi proletaryasının gelişen kapitalizmin etkisiyle giderek artması ve İsviçre’nin sanayinin gelişmekte olduğu yerleşim yerlerinde birikmesi,  vahşi çalışma koşullarına karşı işçiler arasında örgütlenme ve mücadele isteğinin tartışılmasını da beraberinde getirdi. Kıta Avrupa’sında yaşanan irili ufaklı işçi sınıfı ayaklanmaları komün deneyimi, İsviçre proletaryasının da sınıfın bağımsız partisinin çatısı altında örgütlenme arayışlarını da hızlandırıyordu.  Sosyal demokrasinin Avrupa’da etki alanını giderek genişlettiği dönemde 1888 kurulan SP-Schweiz, örgütlenme arayışını yerel kanton örgütlenmesinden, federal düzeye doğru genişletmeye gayret eden ve 1880 yılında da İsviçre Sendikalar Birliği’nin kuruluşunu gerçekleştiren proleter kitlelerin, yine çeşitli biçimlerde kurdukları işçi birlikleri ve örgütlenmelerinin bir araya gelmesiyle oluştu. Siyasal ve ekonomik talepler için federatif parlamento çatısı altında; inisiyatif ve halk oylamasına dayalı biçimlerle ortaya çıkan SP dönemin sosyal demokrasisinden farklı bir özellik göstermiyor, parti programında özel mülkiyet karşıtlığı, sosyalist topluma geçiş formel bir biçimde yer alıyor, ileri sürülen azami ve asgari siyasal ve ekonomik talepler için kamuculuk, devlet tekeli ve reformlar ön görüyordu. 1900’lü yılların başlarından itibaren yaygınlaşan işçi hareketi, fiili eylem ve grevlerin de taban baskısıyla örgütlenmesini, SP ve SGB’nin bazı ekonomik, siyasal talepler ve özgürlükler için mücadeleci tutum almasını zorluyordu.
    Ancak SP’nin sınıf uzlaşmacı ve sosyal reformcu çizgisi genel tutumunu belirliyor; Zimmerwald ve Kiental konferanslarında Avrupa sosyal demokrasisiyle 1. Dünya Savaşı’na karşı takındığı ortak tavır, dümenin burjuva iktidarıyla işbirliğine kırılmasına çoktan evirildiğini gösteriyordu.  Parti içerisinde yer alan azınlık komünistler, ya izole edilmiş ya da daha önceden partinin dışına atılmıştı. 

    Rusya’da gerçekleşen Bolşevik Devrim akabinde kurulan 3. Enternasyonal’e SP’nin katılmayı ret etmesiyle SP içerisindeki komünistler ayrılarak daha önceden ayrılmış eski komünistlerle birlikte 137 delegenin katıldığı 5 – 6 Mart 1921 tarihleri arasında gerçekleşen kuruluş kongresiyle İsviçre Komünist Partisi (KPS)’ni kurdular ve Komüntern içerisinde yer aldılar.  
    1922 yılında yayınlanan ilk parti programında KPS, asgari program olarak kilise ve devlet işlerinin ayrılması, Sovyetler Birliği ile ticari ve diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması, toplumsal ve hukuksal olarak kadın ve erkeğin hak eşitliğinin sağlanması gibi talepler ileri sürülürken, azami programında; üretim ve dolaşımın, fiyatların proletaryanın örgütlerinin kontrolünde olmasının sağlanması, kamu borçlarının iptal edilmesi, bütün bankaların ve büyük kapitalist işletmelerin kamulaştırılması yer alıyor, kapitalizmin aşılarak sosyalizme geçiş için ise burjuva demokrasisin sınırlarının genişletilmesi yoluyla değil, bu mekanizmanın proletarya eliyle dağıtılması yoluyla ulaşılacağı dile getiriliyordu. Parti programında burjuva parlamentoda nasıl çalışılacağına dair ödevler belirlenirken, mevcut işçi sendikaları içerisinde partinin işçi hücreleri örgütlenmesine yönelik çizgi de tespit ediliyordu. Kuruluşundan sonra özellikle Basel, Zürih ve Schaffhausen kantonlarında güçlü derecede örgütlenen KPS, tirajı 15’000 civarında olan 3 tane günlük gazete çıkarıyordu.

    İsviçre’de yaygın bir şekilde sürdürülen anti Bolşevik propaganda ve komünistlere yönelik, baskı ve göz altılara karşın KPS Komüntern’nin tespit ettiği bazı başarıları elde etti ve günlük çalışma süresinin 52 saate yükseltilmesinin engellenmesinde kilit rol oynadı. 1929 ekonomik krizin dünyayı sarmasıyla beraber yaygınlaşan sokak hareketi, Avrupa’da yükselen faşizm tehdidi, İsviçre burjuvazisinin de komünistlere yönelik baskı, yasaklama ve tutuklamalarını arttırıyordu. 15 Haziran 1932’de Zürih’te montaj işçilerinin grevine ateş açan polis bir işçiyi katlederken, aynı yılın 9 Kasım’ında Cenevre’de ordu güçleri tarafından antifaşist gösteriye açılan ateş sonucunda da 13 kişi katledildi. Komüntern’in Faşizme Karşı Birleşik Cephe politikasıyla beraber, KPS’in SP’ye ve tabanına yaptığı çağrılar bazı kantonlarda ve federal düzeyde bazı genel politik sorunlarda etki olurken, birleşik cephe politikasının hedeflenen biçimiyle hayata geçirildiği söylenemez. Örgütlülük konusunda da KPS’in 3. Enternasyonal’in uyarı ve önerilerini uygulamada zorlandığı, birim ve fabrika örgütlülüğünü kurmada başarılı olamadığı görülüyor. Fraksiyon örgütlenmesine dayalı yapısıyla sık sık iç tartışmalara boğulan KPS’in partinin örgüt yapısındaki zayıflıklara müdahalesinde de yetersiz kalması, İsviçre’nin diğer kantonlarında örgütlenememesine ve taban oluşturamamasına da neden oldu. 1937 yılına gelindiğinde ise KPS sırayla Neuenburg ve Cenevre’de kantonal düzeyde yasaklanıyordu. Ülke genelinde grev yasağının yürürlüğe girmesiyle beraber, dönemin Metal ve Elektro Sektörü Sendikası SMUV sosyal barış anlaşmasına imza atarak, işçi sınıfının grev silahının üzerine ölü toprağı atıyordu.
    1940 yılına gelindiğinde ise önce KPS’in yayın oranları yasaklanıyor akabinde de kendi yasaklanıyordu. 1944 yılına kadar yeraltında çalışmalarını yürüten KPS’in kadrolarının bir kısmı daha sonra Ekim 1944’de kurulan İsviçre Emek Partisi’ne(PdA) dahil oldular. Faşizmin Avrupa’da ezilmesi ile birlikte, İsviçre’de yaratılan baskıcı ve anti Sovyet politikalar da etkisini kaybediyor, Sovyet Diplomatı Worovsky’nin katliyle askıya alınan iki ülke ilişkileri İsviçre’den gelen talep üzerine yeniden kuruluyordu. Stalin’in ölümünden sonra SBKP’nin 20. Kongresinde, Stalin karşıtı raporun ve karalamaların ilan edilmesiyle beraber, revizyonizmin Avrupa komünist partileri üzerinde yarattığı etkiden PdA’da nasibini aldı. 1959 yılında gerçekleştirdiği kongrede sosyalizme ulaşmada İsviçre’nin kendine has yolu teorisini programına alarak, sosyal reformcu çizgisini ilan etti. Revizyonist Avrupa komünist partilerinin kaderini yaşamaktan geri kalmayan PdA, KPS’in geleneğinden geldiğini ama onun devamı olmadığını söylüyor. Merkezi bir parti örgütlenmesinden yoksun, seksiyon düzeyinde örgütlülüğü bulunan PDA’nın fraksiyonlar arası ideolojik bir birliği de yok. Demokratik sosyalizm hedefli bir İsviçre mücadelesinde olduklarını parti programlarında ilan eden PdA’nın şu anda federal mecliste 1 milletvekili var.