BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  


İsviçre köleci geçmişinden arınabilir mi? / Aralık 2020
'Ji Bo Azadiye' filminin düşündürdükleri ../ Ekim 2020 
Doğu Akdeniz ve Ege'de neler oluyor? / Eylül 2020
‘Kanal İstanbul’dan Montrö’ye .. / Nisan 2020
16. yılı geride bırakırken .. / Aralik 2019
Suriye’de Diplomatik mola!
Soykırım silinemeyecek bir belgedir/ Mayıs 2019
Kaburga mı omurga mı? / Nisan 2019
İzmir İktisat Kongresi /  Mart 2019
Nereye gidiyoruz / Aralik 2018
Döngel ekonomi / Ekim 2018
Endüstri 4.0 dedikleri  / Eylül 2018
Soyağacı soykırımlar haritasıdır / Mart 2018
Bir kripto para: Bitcoin.Kasım 2017
Mizaha dair izahlar / Eylül 2017
Bir çarpık ilişki alanı: Facebook / Haziran 2017
Yoghurt und Türken / Nisan 2017
Sovyetik bilim, internet ve üretkenlik/ Kasım 2016
Ekonomik iflas ne zaman / Ekim 2016
Kirlenmişlik ve temizlik/ Nisan 2016
Halep’in Baronları / Ocak 2016
Korkuya esir olmak / Ekim 2015
Soykırım kanayan bir yara/ Mayıs 2015
‘Eğin dedikleri’: Soykırım kavşağında küçük bir şehir./ Nisan 2015
Petroldeki kriz / Ocak 2015
İşid’in nesebi belli mi?/ Ekim 2014
Tarihin dilini anlamak/ Şubat 2013
13 yıl sonra / Aralık 2012
Hem modernist hem Vakanüvvis Z.Toprak eleştirisi / Eylül 2012
Propaganda ,gütme ve aldatma / Ocak 2012
Ahlak,onur ve cuntacılar/ Haziran 2011
‘Arap’ın bilime katkısı / Kasım 2010
Domuz gribi paniği / Kasım 2009
TÜBİTAK, Darwinsiz bilim ve Generaller/ Şubat 2009
Kriz psikolojik mi? / Mayıs 2009
Robotlar ya da insan kolonlamak /Haziran 2005
Quantumun eşiği cehaletmi dir?/ Mart 2005
Fala inanma faldan geri kalma /Nisan 2004





 ÖNCEKİ YAZILAR     (  1   )     (    2   )                    
1915  Ermeni Soykırımı’nı  tanımak  ve ötesi




















 Ergün ÖZALP

    ABD Başkanı Biden’in   Ermeni Soykırımı’nı tanıması, beklenmeyen bir şey değildi.Biden başkan  seçilmeden yürüttüğü kampanya’da ermeni soykırımı’nı tanıma sözü vermişti.Temsilciler Meclisi ve Kongre, geçtiğmiz günlerde, zaten 1915 Soykırımı’nı kabul ederek onaylamıştı. Her sene, ‘’ABD,  acaba bu yıl 24 Nisan’da Soykırım ifadesini mi kullanacak, yoksa  ‘Büyük Felaket’ diyerek sorunu  geçiştirecek mi ?’’ ikilemiyle uykuları kaçan Türkiye’nin gerici iktidarları, Biden’in   Ermeni Soykırımı’nı kabul etmesiyle başı üzerinde sallanan ‘Demokles’in Kılıcı’ndan kurtulurken;  ABD ve Türkiye arasında pazarlık ve paylaşım hesaplarına konu olan  ‘’Ermeni Soykırımı’’ da,  rehin tutulmaktan kurtuldu. Biden, açıklamasında  Osmanlı dönemine, sadece 1915’e soykırımına  vurgu yaparak; sorumluluğu Türkiye Cumhuriyeti’ne doğrudan yüklemekten kaçındı. Biden, 24 Nisan öncesi, T. Erdoğan’la yaptığı  telefon görüşmesinde ‘’Haziran’daki  NATO Zirvesi buluşmasında  ikili ilişki ve sorunların konuşulacağını’’  açıklayarak, Türkiye ile  pazarlık kapısını açık bıraktı.
    ABD yönetimi, şimdiye kadar,Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaşmasını frenlemek, NATO müttefikini kaybetmemek için  24 Nisan’ları ‘Büyük Felaket’  ifadesiyle  geçiştirirken;  bu kez neden farklı bir tutum izledi?  Birinci olarak, Türkiye – ABD  ilişkileri açıktır ki, son yıllarda en gergin ve bozuk dönemini yaşıyordu.Türkiye bölge politikalarında ABD’le ters düşüyor ve Rusya ile ABD’yi dengelemeye, oyun bozucu taktiklerle, kendini pahalıya satmaya uğraşıyordu..ABD’nin bu  kararı,Türkiye’yi  kendisi ile ilişkilerinde  daha net davranmaya, Rusya ile flört etmekten vazgeçirtmeye ve Türkiye’nin  Batı emperyalizme bağımlılığını ve köleliğini devam ettirmeye  dönüktür. İkinci olarak, Merkez Bankası kasası tamtakır   olan  Türkiye, tarihinin en derin ekonomik ve politik krizini yaşarken, çevresindeki tüm ülkelerle düşmanca ilişkilere girmiş; elini  zayıflatmış; ABD ise  kozlarını  çoğaltmıştı. Doğal olarak T.Erdoğan’ın, Biden’e yalandan bile olsa, kükreyecek takati kalmamıştı.
Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermenilere soykırım yapıldığını, 31 ülke, ABD'nin 41 eyaleti ve bazı özerk bölgeler  resmen kabul etmişti. Almanya, Arjantin, Avusturya, Belçika, Bolivya, Brezilya, Bulgaristan, Kanada, Şili, Kıbrıs Cumhuriyeti, Çekya, Ermenistan, Fransa, Yunanistan, İtalya, Libya, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Hollanda, Paraguay, Polonya, Portekiz, Rusya, Slovakya, İsveç, İsviçre, Suriye, Vatikan, Venezuela, Uruguay gibi  Ermeni soykırımını tanıyan  31 ülkeye, ABD’nin 32. Ülke olarak eklenmesi  neleri değiştirecek? diye sorulabilir.  ‘Soykırım’ kavramının hukuki bir tanım olduğu ve buna ancak uluslararası mahkemelerin karar vereceği söyleniyor. Bu kavramı, mucidi olan Raphael Lemkin; 1946 yılında Naziler yargılanırken Nürenberg duruşmalarında ‘Yahudi soykırımı‘ için kullanılmıştı. Kendisi polonyalı bir yahudi olduğundan, birçok insan  kavramı yahudi katliamlarından ötürü kullandığını sanıyor. Oysa, R.Lemkin  Talat Paşa’yı 1921’de  Berlin’de öldüren  erzincanlı Soghomon Tehlirian’ın duruşmalarını izledikten sonra,  Ermeni halkının kırımına, ermeni halkının acılarına tanık olduğu için,  ilk kez ‘’jenosid=soykırım’’ kavramını  kullanmaya başlamıştı. Bir hukukçu  ve ‘’Soykırım’’ kavramının isim babası olarak, uzun mücadeleler sonucunda, 1915 Ermeni kırımı ve diğer kırımlardan hareketle  Birleşmiş Milletler’in 1948’de kabul ettiği  ’Soykırım Sözleşmesi’ne de önemli katkılar yapmıştı.Türkiye, sözleşmenin, 1915-1923 yılları  arasında Anadolu’daki ermenilerin katledilmesine dönük kullanılamayacağını ileri sürüyor.Fakat şurası açıktır ki, dünya parlamentolarının aldığı kararlar politik olsa da, bunun ermenilerin  hukuksal haklılığına,Türkiye’nin  giderek yalnızlaşmasına, soykırımcı, anti-demokratik  bir ülke olarak anılmasına katkı yaptığı ve yapacağı açıktır. Diğer parlamentoların onayı bir yana,Türkiye’nin en büyük korkusu, ABD’nin 1915 Soykırımı’nı tanımasıydı. Bu, artık güncel bir korku haline gelmiştir. ABD’nin Ermeni  Soykırımı’nı  kabul etmesiyle, sorunun uluslararası hukuk platformlarına taşınmayacağının, özellikle ellerinde Anadolu’da katledilen ermeni  atalarının tapu senetlerini taşıyan torunlarının; ABD mahkemelerinde Türkiye aleyhine tazminat davası açmayacaklarının bir garantisi de yoktur.. 
    Türkiye’yi yöneten zevatın şimdiye kadar yaptığı gibi, ’’ Parlamentoların aldıkları kararları yok hükmünde sayıyoruz, soruna siyasetçiler değil tarihçiler karar versin, onlar  kirli geçmişlerine, Kızılderililere,Cezayir’e, Ruando’ya, Vietnam’a Irak’a vb. baksınlar ‘‘ türü demeçlerle; 24 Nisan 1915  geçiştirilemez. Zaten böyle demekle de‚‘Yok birbirimizden farkımız‘‘ denilmektedir. Emperyalistlerin, kendi tarihleriyle bütünüyle yüzleşmedikleri  hepsinin soykırımcı ve katliamcı oldukları doğrudur. Fakat gerçeğin bir diğer yönüde, Türkiye’nin  ulus-devlet kurma sürecinde Osmanlı’dan ittihat ve Terakki’den devraldığı, Anadolu’yu türkleştirme ve  sünni olarak müslümanlaştırma politikasını, toplum mühendisliğiyle ve kanlı olarak  sürdürdüğüdür.T.Erdoğan’ın başını çektiği faşizan uygulamalarla tavan yapan bu anlayış,halklar arasındaki barışı, kardeşliği ve dayanışmayı dinamitlemektedir. Son olarak, ’’Soykırımı tanıyın, acılarımızla yüzleşelim, Talat Paşa’nın ismini okullardan ve caddelerden kaldıralım’’ çağrısı yapan HDP Milletvekili Garo Paylan’a, sicilli Faşist  ve eski MHP Milletvekili  Ümit Özdağ’ın:‘’Talat Paşa vatansever Ermenileri değil senin gibi arkadan vuranları sürdü. Sen de zamanı gelince bir Talat Paşa deneyimi yaşayacaksın ve yaşamalısın" tehditi ve itirafıyla; Türkiye egemenlerinin, yürütegeldiği  soykırımcı zihniyeti ortaya sermiştir. AKP-MHP - Vatan Partisi  blokuyla, şoven milliyetçilik, ermeni düşmanlığı ve sahte anti ameriakancılık  konusunda yarışa giren muhalefet partileri; her zaman  kürt düşmanlığı üzerinden iktidara destek olarak sergiledikleri sahte anti - amerikan şovları, bu kez ermeni düşmanlığı üzerinden yinelediler. İktidarla birlikte ortak bildiri yayınladılar. Ek olarak HDP’yi ve gerçek devrimci,yurtsever ve anti-emperyalistleri hedef tahtasına koyarak, vatan hainliğiyle suçladılar.

    Özet olarak, halkların acılarını diplomasi masalarında pazarlık konusu yapan Türkiye Cumhuriyeti’nin,kendi katliamcı, ötekileştirici ırkçı ve şoven söylem ve  pratiğiyle  yüzleşmediği, geçmişte ermeniler üzerinde uygulanan yoketme ve kökünü kazıma politikasını; bugün  kürtler üzerinde yürütmeye çalıştığı  bir gerçektir. Sadece Türkiye’deki ermeniler değil,soykırım sonucu dünyanın değişik kıtalarına dağılmış ve atalarını kaybetmiş ermenilerin torunlarının  acıları  tazedir  ve sürekli kanamaktadır.Türkiye halkları, 106 yıldır atalarının Ermenilere ve diğer milliyetlere  yönelik, imha planlarıyla, katliamların acılarıyla yüzleşmedi..Halklar arasında barışın sağlanmasının yolu, öncelikle acıların paylaşılmasından geçmektedir. Türkiye‘deki ermenilere yönelik  gerici, şoven ve düşmanca söylemin  sona erdirilmesi, Ermenistan sınırının açılması,elkonulan ermeni mal ve mülklerinin geri verilmesi, Osmanlı dönemindeki 1915 ve öncesi  ve sonrası soykırımlarla, doğru bir tarih bilinciyle Türkiye’nin yüzleşerek ermenilerden özür dilemesi; halkları yakınlaştırmada, kardeşlik ve dostluk bağlarını  geliştirmede, önemli bir adım olacaktır. Dünya parlamentolarının soykırıma yönelik aldığı kararların ötesinde , değerli olan, Türkiye halkları ve onların  parlamentosunun vereceği; ‘1915 ‘in soykırım olduğu’  kararı  olacaktır.