BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

 Anadolu Ermenilerinin spora katkısı
 
 Ergün ÖZALP






















  


‘Demir Yumruk’  Garbis Zakaryan




  Türkiye  Ermenileri‘nin Osmanlı imparatorluğundaki konumları, başarıları; 1915 Ermeni Soykırımı‘nda yaşananlar, 2007 yılında Hrant Dink’in kahpece katledilmesi sonrasında  gösterilen tepkilerden ötürü; görünür oldu. O güne kadar üstü örtülen gerçeklerin, bilincine varıldı.Komunist Manifesto’yu ilk kez  çevirenlerin İstanbul’daki ermeniler olduğu, ilk sosyalist partinin Mustafa Suphi ’nin TKP’sinden çok önce  2. Enternasyonal üyesi  Hınçak Partisi olduğunu, Paramaz ve  yoldaşlarının 1915 yılında Beyazıt meydanı’nda  idam edilen ilk sosyalistler olduğunu ,Fransız direniş örgütünde faşistlere karşı savaşırken kurşuna dizilen Adıyamanlı Misak Manuşyan’ı, ilk işçi sendikaları kuranların, grev yapanların ve 1 Mayıs’ı kutlayanların  ermeniler ve diğer  gayrı-müslüm milliyetlerin işçi sınıfı olduklarını öğrendik. Soykırımın 100. Yıldönümünde, ermenilerin, gerek Osmanlı  gerekse  Cumhuriyet döneminde, bilim ve teknik alanında, mimaride ,edebiyatta, mizahta, müzikte, tiyatroda,sinemadaki değerli katkılarını  ve bağrından çıkardığı ünlü simaların - bazılarının isimleri türkçe olsa da-  ermeni olduklarını öğrendik. Cumhuriyet Türkiyesi’nin  sümen altı ederek gizlediği  bir alan da spor tarihimizdir.(1) Ermenilerin  spor dünyasına yaptıkları katkılar, karanlıkta bıraktırıldığı için pek fazla bilinmemektedir. Soykırımın 106. Yıldönümü ne yaklaştığımız bugünlerde, her gün futbol konuşulan  dünyamızda, spor camiasındaki ermenileri de tanımalı ve anmalıyız.

    Osmanlı döneminde futbol ve ermeniler

    Futbol, Osmanlı‘da  önceleri yasaktı, çok daha sonra  meşrulaştı. Meşrutiyetten önce  müslüman kesimler açısından  futbol yasadışıdır. Osmanlı padişahı ve şeyhülislamı, müslüman kesimin erkeklerinin  kısa şortla sahaya çıkmalarını günah kabul ediyor futbolu  bir şeytan işi olarak görüyordu.  Yasadışı futbol oynamaya çalışanlar, Abdulhamit’in hafiyelerince izleniyordu.  Bu nedenle  futbol ve diğer spor dalları; uzun süre hırıstiyan milliyetlerin tekelinde kaldı.Yasakçı zihniyet, Avrupa basınına da yansımıştı.İskoç Evening Telegraph  gazetesi , 1908 yılına  ait bir olay,  şu şekilde yazmıştı: ‘‘Türkiye’de pek teşvik görmeyen spor ,büyük zorluklarla yapılmaktadır.İzmir ve İstanbul arasında futbol maçıyla gayrete gelen Reşad Bey isimli bir türk genci,kendi arkadaşlarının yanısıra , bazı rum ve ermenilerin de katılmasıyla bir kulüp kurmuş ve idmanlara başlamıştı.Birkaç gün önce evine gelen polis,onu Üsküdar’a götürüp kulüp ve futbol oyunu hakkında uzun süre sorguya çekti.Türkçede top kelimesi aynı zamanda bir silah anlamına geldiğinden, işler büsbütün karıştı.Yetkililer büyük bir komployla karşı karşıya bulunduklarına ve kulübün aslında gizli bir örgüt olduğuna inanmıştı.Topun gerektiği gibi incelenmesi için gönderilen özel memur, bunun bir şeytan icadı olduğuna karar verdi.Kulüp tüzüğü bir başka aleyhte delil olarak görüldü.Kulübün renkleri ve formalarıysa, gizli bir örgütü ortaya koyan en büyük delildi.‘‘ (2)
    1863’te, futbolun anavatanında  İngiltere  Futbol Federasyonu kuruluyor. 1908 sonrasında ,türkler de  kulüp kurulabiliyor ama, kurulan kulüpler, İngiltere Futbol  Federasyonu‘ndan – Galatasaray Kulübünün  lisansı da ingiltere’dendir -  lisans alıyorlar.Futbol doğduğu andan itibaren ortaya çıktığı ingiltere’den , ingilizlerin bulunduğu  her yere –İzmir,İstanbul, Trabzon vb.- yayılmıştır. 1901’de ‚ saray durumu çakmasın diye ‘Black Stocking-Siyah çoraplılar‘ adıyla bir takım kuruluyor.1904’teTrabzon’da Ermeni tüccar Boghosyan Efendi‘Sporting Trabzon‘ takımını kuruyor.Türkiye’de ilk klüp, levantenlerin kurduğu içine gayrı-müslümlerinde girdiği; Contantinople Football Club‘ tür.Günümüzde bilinen en eski klüp kuruluş ismi, ‚tatavla‘ (rumca) olan 1896’da kurulan Kurtuluş kulubüdür.1875 yılında Selanik’te yaşayan İngilizlerin başlattığı futbol, giderek Bornova ve İzmir sahalarına  giriyor.İzmir’de hırıstiyanların kurduğu takımda ermeniler ağırlıklı olarak rol oynuyor.1905 yılında Savaş Koçaryan tarafından Baltalimanı takımı kuruluyor.Yine 1905’te İngiltere’de eğitimini tamamlayıp bir futbol topuyla yurduna dönen Vahan Çeraz,mezun olduğu Getronagan Lisesi (Halen Kadıköy’de eğitim veren bir ermeni lisesidir) öğrencilerinden bir takım kuruyor bu takım daha sonra profesyonel olarak‚ ‘Santral‘  takımına dönüşüyor.
    Galatasaray’a ligde ilk mağlubiyeti tattıran takım Baltalimanı takımıdır ki, bu takım  gayrı-müslümlerden oluşuyordu.Maç sonrasında Galatasaray 5-0 yenilince; Galatasaray  daha önce  sadece birkaç  kez giydiği  kırmızı –beyaz olan formasını; uğursuzluk getirdiği gerekçesiyle değiştirmiştir. Ermeniler 1908 den sonra İstanbul’da Makriköy’de (Bakırköy), Kumkapı, Kadıköy ve Üsküdar’da klüpler  kuruyor.Fenerbahçe ilk maçını bir ermeni takımı olan Kumkapı ile oynuyor.Ermeniler, Gabriel Macaryan,Dikran Kholayan ve diğer başka kişiler öncülüğünde İstanbul‘da  Üsküdar, Bakırköy, Galata, Kumkapı,Nişantaşı,Şişli,Pera,Balat Kazlıçeşme, Pangaltı,Kınalıada, gibi yaşadıkları semtin adları ile birçok profesyonel takım kurmuştur. DorkAraks A, Araks BAraratKilikiaSasunRaffiDemokrat takımlarının yanısıra, Eseyan, BerberyanSahakyan ,Mğitaryan gibi ermeni liseleriyle birlikte,Robert Kolejli ermenilerin de kendi takımlarını kurduğu ve bu takımların  hepsinin 1911 yılında ‘‘Rumeli Ligi’‘ nde yarıştıkları biliniyor. 1911 yılında   Savarş Krisyan’ın (Soykırım sırasında  katledilmiştir) editörlüğünde kurulan Osmanlı’nın ilk ermenice yayınlanan  spor dergisi ‚‘Marmnamarz‘ (Atletizm)‘deki bilgilere göre, 100’den fazla futbol takımı ve okul kulüpleri Anadolu kentlerinde de (İzmir,Kütahya, Adapazarı,Trabzon ,Ordu,Yozgat, Adana, Merzifon, Sivas, Kayseri, Harput, Kars ,Van,Malatya,Amasya, Antep,Maraş ) kuruluyor.
Ermenilerin ve hırıstiyanların kurduğu kulüpler,1908 sonrası ittihat terakki yönetimindeki ‚‘‘Türkleştirme‘‘ operasyonlarından payını alıyor.Bir dönem  Ermeni ve hırıstiyan kulüpler Liglerden dışlanıyor.Sporda ‚‘Türkleştirme ve müslümanlaştırma‘ faaliyetleri, Ziya Gökalp ve Enver Paşa’nın kurduğu,Osmanlı Güç Dernekleri; yine 1908’de Milli Olimpiyat Komitesi’nin  mimarı Selim Sırrı’nın daha sonra kurduğu Türk Güç Cemiyetleri eliyle yürütülüyordu.1915 soykırımını tezgahlayan İttihat ve terakki’nin şefleri, hırıstiyanların ve , ermenilerin olmadığı sadece müslümanları yaşadığı bir Türkiye yaratmaya çalışıyorlardı. Bu nedenle Hırıstiyanların kurduğu takım isimleri, türkçeleştiriliyor,‘‘sporu zararlı unsurlardan ayıklayıp türkleştirmek‘‘ amaçlanıyordu.Cumhuriyet dönemi ise, Futbol tarihini, kendisiyle ve ‘‘üç büyükler‘‘le başlatarak,1923 öncesi yaşananları  karanlıkta bırakır. Buna karşın ermeniler büyük takımlara da  birçok katkıda bulundular.Fenerbahçe’nin ermeni kalecisi  Karnik Aslanyan‚ ‘İlk plonjon yapan  kaleci‘ olarak tarihe geçmiş, Fenerbahçenin şampiyonluklarında 1913 ve 1914 yıllarında  önemli katkı yapmıştı.Galatasaray’ın tekniği ünlü, müthiş çalımlar ve  milimetrik paslar atan yıldız futbolcusu Boduri lakaplı Nikola Vafiyadis, futbola Ermeni kulübü Kurtuluşspor‘da başlamış, daha sonra ermeni kulubü Beyoğluspor‘a (İlk adı Pera olan takım) geçmiş, oradan da 1936’da Galatasaray’a transfer olmuştu.Bir maçta yaralanan Boduri’ye tetanos aşısı yapılıyor, askeri birliğine döndüğünde orada yapılan zorunlu karma aşı, bünyede ters tepki yaratınca  ölüyor.
1912 yılında iki ermeni genç,Vaham Papazyan ve Mıgırdıç Mıgaryan;  ilanla İsveç Stockholm Olimpiyatları için atlet arandığını okuyunca, Olimpiyat Komitesi başkanı Selim Sırrı(Tarcan)‘ya başvurur.Selim Sırrı gelenlerin ermeni olduğunu duyunca onlara, ancak kendi paralarıyla olimpiyatlara gideceklerini söyler. Ardavast Spor Kulübü parasal destek sağlar, gençleri  Stockholm Olimpiyatları‘na gönderir.Bu, Osmanlı dönemindeki olimpiyatlara ilk katılım olarak tarihe geçer.
     Ermenilerin spor alanındaki başarıları, Cumhuriyet döneminde de devam ediyor.1936’da FİBA üyesi olan Türkiye Federasyonu, Basketbol takımı kurması için, halkevlerinde gençlere basketbol öğreten Rupen Semerciyan’a  görev veriyor. İlk maçını Yunanistan’la oynayan Türkiye; Maçı 49-12 kazanıyor.1939’da Balkan Olimpiyatlarında Ermeni atlet Zareh Klapakçıyan, 4x400 bayrak yarışında Türkiye’ye ikincilik kazandırırken Türkiye rekorunu da kırıyor.. Yine futbolun dışındaki bir başka spor dalında, boksta Türkiye’nin ilk profesyonel milli boksörlerinden ‘Demir Yumruk’ lakaplı Ermeni asıllı efsane sporcu Garbis Zakaryan‘ı ,  anmadan geçmeyelim. Zakaryan, daha sonra Avrupa Şampiyonu olan öğrencisi Cemal Kamacı’nın antronörlüğünü de  yapan kişidir.
    Anadolu’nun en eski halklarından olan Ermeniler, 1895,1908 ve 1915 soykırımı sonrasında  dünyaya dağıldılar. Onların torunları ABD’de, Kanada’da, Mısır’da , Fransa’da , Erivan’da daha birçok ülkenin şehrinde , Ararat, Malatyaspor, Van-Vaspurakan (3)  vb.  adlarla  kurdukları kulüp ve futbol takımlarıyla; dünya sporuna katkı yaptılar, yapmayı sürdürüyorlar. 

    Sonuç,

    Soykırım,  aslında  sadece  bilim,teknik, edebiyat, spor  ve kültürel alandaki çoraklığın değil, Türkiye’nin  politik yaşamında  her alanda yaşanan anti-demokratik pratiğin, emperyalizme bağımlılığın, borç batağında debelenmenin en başat etkenlerinden biridir.Emperyalistlerin ‚‘Akıllı ol, aptallık etme‘ öğütlerinin muhatabı olan Türkiye egemenleri, ABD,Rusya ve Avrupa’ya giden yol ayrımda hangisine kapıkulu olacağının  hesabı peşindedir. Geçmişte ermenilere yapılanlar, kürtler üzerinde deneniyor; yaklaşık yüz yıldır  Kürtlerin ulusal taleplerini inkar edenler, kanlı bir savaşı sürdürüyor.Türkiye devletinin , kendini de tükettiği bu yolun, çıkmaz bir yol olduğu ve ecele çare  olmadığı artık  anlaşılmış olmalıdır..


(1) Prof Dr. Mehmet Yüce,Osmanlı Melekleri:Futbol Tarihimizin Kadim Devreleri /Türkiye Futbol Tarihi  1.
(2) http://www.agos.com.tr/.../1-tabak-3-kabak-22-baldiri-ciplak
(3) Alin Özinan ,https://kronos34.news/tr/osmanli-hilali-ile-ermeni-sporcular






İsviçre köleci geçmişinden arınabilir mi? / Aralık 2020
'Ji Bo Azadiye' filminin düşündürdükleri ../ Ekim 2020 
Doğu Akdeniz ve Ege'de neler oluyor? / Eylül 2020
‘Kanal İstanbul’dan Montrö’ye .. / Nisan 2020
16. yılı geride bırakırken .. / Aralik 2019
Suriye’de Diplomatik mola!
Soykırım silinemeyecek bir belgedir/ Mayıs 2019
Kaburga mı omurga mı? / Nisan 2019
İzmir İktisat Kongresi /  Mart 2019
Nereye gidiyoruz / Aralik 2018
Döngel ekonomi / Ekim 2018
Endüstri 4.0 dedikleri  / Eylül 2018
Soyağacı soykırımlar haritasıdır / Mart 2018
Bir kripto para: Bitcoin.Kasım 2017
Mizaha dair izahlar / Eylül 2017
Bir çarpık ilişki alanı: Facebook / Haziran 2017
Yoghurt und Türken / Nisan 2017
Sovyetik bilim, internet ve üretkenlik/ Kasım 2016
Ekonomik iflas ne zaman / Ekim 2016
Kirlenmişlik ve temizlik/ Nisan 2016
Halep’in Baronları / Ocak 2016
Korkuya esir olmak / Ekim 2015
Soykırım kanayan bir yara/ Mayıs 2015
‘Eğin dedikleri’: Soykırım kavşağında küçük bir şehir./ Nisan 2015
Petroldeki kriz / Ocak 2015
İşid’in nesebi belli mi?/ Ekim 2014
Tarihin dilini anlamak/ Şubat 2013
13 yıl sonra / Aralık 2012
Hem modernist hem Vakanüvvis Z.Toprak eleştirisi / Eylül 2012
Propaganda ,gütme ve aldatma / Ocak 2012
Ahlak,onur ve cuntacılar/ Haziran 2011
‘Arap’ın bilime katkısı / Kasım 2010
Domuz gribi paniği / Kasım 2009
TÜBİTAK, Darwinsiz bilim ve Generaller/ Şubat 2009
Kriz psikolojik mi? / Mayıs 2009
Robotlar ya da insan kolonlamak /Haziran 2005
Quantumun eşiği cehaletmi dir?/ Mart 2005
Fala inanma faldan geri kalma /Nisan 2004





 ÖNCEKİ YAZILAR     (  1   )     (    2   )