BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Önceki haberler 
1   2    3      4    5    6     7      8     9    10
NATO zirvesi sona erdi: 2030 
Stratejik Konsepti kabul edildi













NATO Zirvesini ardından deklarasyonu açıklayan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, "Güvenliğimiz için kilit önemde konulara değindik ve geniş kapsamlı kararlar aldık" dedi.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), devlet ve hükümet başkanları düzeyindeki 31. toplantısını Belçika’nın başkenti Brüksel'deki NATO Karargâhı'nda düzenlendi. Sonuç bildirgesinde NATO'nun "her yönden gelen tüm tehditlere karşı" savunmasını güçlendirme konusunda anlaştığı belirtildi.
Zirvenin ardından deklarasyonu açıklayan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg "Bugün ittifakımızda yeni bir sayfa açtık. Güvenliğimiz için kilit önemde konulara değindik ve geniş kapsamlı kararlar aldık" dedi. Afganistan'daki Kabil Havalimanı'nın korunmasıyla ilgili Türkiye'nin kilit rolde olduğunu söyleyen Stoltenberg "Karar henüz verilmedi" dedi.
Bildirgede Çin'in NATO'ya "sistematik zorluk" oluşturduğu ifadesine yer verilerek  ittifakın Çin'e ortak bir şekilde karşı koymakta da anlaştığı  belirtildi.
Bildirgede henüz Avrupa'da ana karaya nükleer füze yerleştirmenin planlanmadığı belirtildi. İran'a da tüm balistik füze faaliyetlerini durdurma çağrısı yapıldı.
NATO liderler zirvesinin bildirisinde 2030 Stratejik Konsepti'nin kabul edildiği belirtilirken, Türkiye'ye de yer verildi.
NATO Zirvesi Bildirisinde şu ifadeler yer aldı:
"Türkiye için güvenlik tedbirlerine katkılarımızı artırdık. Bunun tam olarak uygulanmasına bağlılığımız sürmektedir."
"Suriye'den Türkiye'yi vurabilecek veya tehdit edebilecek füze atışlarına karşı müteyakkız olmaya devam ediyoruz."
"Müttefikimiz Türkiye'ye milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yaptığı için takdirlerimizi yineliyoruz."
"NATO liderleri, Afgan güçleri ile kurumlarını eğiterek ve finansal destek sağlayarak Afganistan'ın yanında yer almaya olan bağlılıklarını teyit etti."
"Türkiye Kabil Havalimanı’nda kilit rol oynuyor ama henüz karar verilmedi."



El Nahda Barajı ve Afrika’da savaş tamtamları
















Nil üzerinde Etiyopya'nın inşa ettiği el Nahda Barajı anlaşmazlığında Etiyopya, Sudan ve Mısır arasındaki siyasi kriz yeni bir aşamaya geçti. Bölgenin bir diğer gündemi ise İsrail'i kimin yöneticeği.

Kays ABBAS

Etiyopya’nın Afrika’nın can damarı olan Nil Nehri’nin en büyük kolu olan Mavi Nil üzerinde inşa ettiği el Nahda Barajında su haznesinin doldurulmasının ikinci aşamaya girmesiyle birlikte, siyasi kriz de yeni bir aşamaya geçti.
Uzun bir süreden beri el Nahda Barajını inşa eden Etiyopya ile bundan birinci derecede etkilenen Sudan ve Mısır arasında Nil’in suyunun kullanım hakkıyla ilgili bir kriz yaşanıyor. Baraj gölünün haznesinin doldurulmasının birinci aşaması bitti ve ikinci aşamaya başlandı. İkinci aşamanın başlamasıyla beraber tartışmalar daha da alevlendi. Dw.com Arapça sitesi konuyla ilgili yayımladığı “el Nahda Barajı krizi: Diplomasi zamanı bitti ve savaş davulları mı çalıyor?” başlıklı analizde Mısır’dan el Nahda Barajı krizine ilişkin yapılan açıklamaların tonunda bir tırmanış olduğu belirtildi. Sudan’ın, Etiyopya ile Kinşasa şehrinde düzenlediği “son şans” müzakere turunun başarısız olduğu bilgisi verilerek “Zaman faktörü artık Mısır ve Sudan’ın lehine değil, o halde savaş seçeneğinden kaçınmak için geriye kalan seçenekler neler?” sorusunu sordu.

İLK ANLAŞMA 1891’DE
Al Arabi el Cedid gazetesinden Muhammed Sabit, krizi değerlendiren makalesinde, Nil nehrinin suyunun kullanım hakkıyla ilgili ilk anlaşmanın Mısır ve Sudan adına İngiltere; Eritre adına ise İtalya tarafından 1891’de imzalandığını hatırlattı. Ancak Sabit, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin 2015’te Eritre ile el Nahda Barajıyla ilgili sözleşmeyi imzalamasının sorunun asıl kaynağı olduğunu savundu.

SIFIR SAATİ YAKIN
Konuyu değerlendiren bir başka yazar Rai al Youm’dan Abdulbari Atwan, Sudan hükümetinin Başmüzakerecisi Mustafa Hassan Al Zubair’in Etiyopya’nın baraj suyunun ikinci aşamasını doldurma uygulamasına başladığını doğrulamasıyla savaş için “sıfır saati”nin yaklaştığı yorumunu yaptı. Atwan Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in “Hükümetin gelecek yıl Mavi Nil üzerinde 100 baraj inşa edeceği” açıklamasını provokatif bir açıklama olarak nitelendirdi. “Bu açıklama, el Nahda Barajı projesinin elektrik üretimiyle sınırlı olmadığını, daha ziyade Nil sularını Sudan ve Mısır’ın su çıkarlarını hiç düşünmeden kontrol etmeye ve en büyük miktarını tarımsal projelerde kullanmaya yönelik bir Etiyopya stratejisi çerçevesinde geldiğini gösteriyor ve hatta bunu doğruluyor” dedi.  

KIZIL DENİZ’DE ASKERİ ÜS
Afrika’daki gerginlik su savaşlarıyla sınırlı kalmayacak gibi. Al Arab gazetesinden Muhammed Abdulfadıl, Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dina Müfti’nin geçtiğimiz çarşamba günü ülkesinin Kızıldeniz’de bir askeri üs kurma niyetini duyurduğunu lakin Mısır’da bazı siyasi çevrelerin bunu küçümsediğini yazdı. Abdulfadıl, bölge ülkelerinde askeri üslerinin bulunduğuna dikkat çekti. Ayrıca yazar bu açıklamanın, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in “Nil’in üzerinde 100’den fazla baraj yapacağız” açıklamasından sonra geldiğini vurguladı. Görünen o ki Kızıldeniz’i sıcak bir yaz bekliyor.

NETANYAHU DÖNEMİNİN SONU MU?
İsrail’de 12 yıldır başbakanlık koltuğunda oturan Netanyahu’nun rakipleri, koalisyon hükümetini kurmakta anlaştı. İsrail’de en çok oyu alan Netanyahu çoğunluk hükümeti kurmayı başaramamıştı. İsrail Parlamentosu Knesset’te temsilcisi bulunan 8 parti bir araya gelerek koalisyon hükümeti kurdu. Yeni hükümette başbakanlık görevi koalisyon ortakları Naftali Bennett ve Yair Lapid arasında 2’şer yıl dönüşümlü yapılacak.
23 Mart’ta yapılan erken genel seçimde hiçbir partinin hükümeti kurmak için gereken milletvekili sayısına ulaşamaması ve Benyamin Netanyahu’nun hükümeti kurmakta başarısız olmasının ardından siyasi bir kriz yaşanmıştı.
Al Kuds al Arabi gazetesi başyazısında 120 üyeli parlamentoda 61 milletvekilini kapsayan bu hükümetin Naftali Bennett, Avigdor Lieberman, Gideon Sa’ar ve Ayelet Shaked gibi figürlerin temsil ettiği aşırı sağ ile İslamcı Milletvekili Mansur Abbas’ın başını çektiği Arap Listesi’nin yanı sıra Meretz ve İşçi Partisi gibi bazı sol partileri bir araya getiren “tuhaf bir bileşim” olarak nitelendirildi. Makalede Netanyahu’nun 12 yıl süren iktidarı nedeniyle devlette hâlâ etkin olmasından dolayı “Netanyahu döneminin bitip bitmediğinin bilinmediği” ifadelerine yer verildi.