BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  


Önceki haberler 
1   2    3      4    5    6     7      8     9    10
ABD’den yeni dönem için ‘NATO’ sinyali!








    Biden’ın Münih Güvenlik Konferansının dijital konferansında yaptığı konuşma “NATO geri dönüyor” olarak yorumlandı... Fransa’da iki haftadır “Islamo-solculuk” üzerine tartışma yeniden canlandı...
    ABD Başkanı Joe Biden’ın Münih Güvenlik Konferansının dijital konferansında yaptığı konuşma “NATO geri dönüyor” olarak yorumlandı. Batılılar batının ilerisinde tüm dünyaya sinyal vermekteydiler. Verilen sinyal AB’nin ABD’nin eşit haklara sahip partneri olarak yola çıkmak istediği ve bu yolda bazı tavizlerin verilebileceği ama bazı özgün durumların ortaya çıkabileceği şeklindeydi.
    Fransa’da iki haftadır “Islamo-solculuk” üzerine tartışma yeniden canlandı. Yüksek Öğrenim Bakanı Frédérique Vidal, Islamo-solcu akademisyenlerin üniversiteleri kangrenleştirdiler fikri üzerinden başlattıkları anket çalışması üzerinden aylar geçti. Tartışma yeniden alevlendi. 600’den fazla akademisyen bir bildirge yayımlayarak bakanın istifasını istedi. Politis haftalık dergisinden çevirdiğimiz yazı, bu kavramın neyi amaçladığını inceliyor.
    İngiltere’de mahkeme tarafından yasa dışı hareket ettiği belirlenen Sağlık Bakanı Matt Hancock, KKD tedariği için arkadaş ve yandaşlarına verdikleri gizli ihaleleri “Hayat kurtarmaya çalışıyorduk” diyerek savunmaya çalıştı. Milyarlarca GBP’lik kontratlar acil kovid yasaları kullanılarak hükümet yandaşlarına aktarılırken tedarik edilen malzemenin kullanılmaz oluşu da işin cabası. İngiltere’nin bir “dostokrasi” (chumocrasy) ile yönetildiği kesin.

    İTTİFAK GERİ DÖNDÜ’
    German Foreign Policy

    Biden ve Merkel, “transatlantik ortaklık” NATO’yu destekliyor. Rusya, Çin ile cezai tarifeler içeren farklı yaklaşımlar hâlâ devam ediyor.

    BATISIZLIĞIN ÖTESİNDE’
    Üst düzey diplomat Wolfgang Ischinger’in etrafındaki Münih Güvenlik Konferansının organizatörleri, bu yıl ki etkinliği tematik olarak geçen yıl ki konferansa alternatifmiş gibi tasarladılar. Geçen yılın sloganını “Batısızlık” olarak belirlemişlerdi. Dikkati batının uluslararası siyaset üzerindeki azalan etkisine çekmesi gereken uydurma bir kelime. 2020 Güvenlik Konferansına eşlik eden bir kitapçıkda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “18. yüzyıldan beri Batı hegemonyasına dayanan uluslararası bir düzene alışmıştık. İşler değişiyor.” demişti. Bu yıl düzenlenen konferansın kısa çevrim içi versiyonu “Batılılığın Ötesinde” sloganıyla yapıldı ve esas olarak Trump dönemindeki anlaşmazlıklardan sonra geri dönen yeni bir transatlantik ittifakı kutlamak için kullanıldı. İlk defa, BM Genel Sekreteri António Guterres ve DSÖ Genel Müdürü Tedros Adhanom Ghebreyesus dışında, ABD Başkanı Joe Biden, Federal Şansölye Angela Merkel ve NATO     Genel Sekreteri Jens Stoltenberg dahil olmak üzere eski batının önde gelen politikacıları davet edildi.

    ‘DÜNYAYA BİR SİNYAL’
    Aslında, transatlantik paktın yenilenmesine yönelik gösterişli taahhütler video konferansın büyük bir bölümünü kapladı. ABD Başkanı Biden konuşmasında: “Amerika geri döndü. Transatlantik ittifak geri döndü. Ve geriye bakmıyoruz, birlikte ileriye bakıyoruz.” dedi.  Merkel, Almanya’nın “yeni bir sayfa” açmaya hazır olduğunu açıkladı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen: “İş birliğimizi yeniden güçlendirmek bize, Amerika Birleşik Devletleri’ne ve Avrupa’ya kalmıştır. Omuz omuza hareket etmeliyiz. Bu bütün dünyaya verilen bir sinyaldir” derken, AB Konseyi Başkanı Charles Michel de AB ve ABD’nin “vatandaşlarımız için daha büyük bir refah” yaratmak için “güçlerini birleştirmesi” konusunda ısrar etti: “Ortaklığımızı bir merkez yapalım daha iyi bir dünya yaratmak için güç merkezi yapalım” dedi. AB “güçlü ve güvenilir bir ortak” olmak istiyordu. Konferansı düzenleyenler daha sonra “Transatlantik ittifakının yeniden inşası ve yenilenmesi” konusunu tartıştıklarını açıkladılar. Dijital toplantının ardından bu yıl diğer etkinlikler ve mümkünse her zamanki yüz yüze formatta büyük bir konferans gelecek.

    RUSYA: AYNI ZAMANDA İŞ BİRLİKÇİ TEKLİFLER
    İttifak’ın şaşaalı sözlerine bakılmaksızın bugüne kadar transatlantik farklılıkların önemli ölçüde devam ettiği çoktan anlaşıldı. Bu, örneğin Rusya politikası için geçerliydi. Şansölye Merkel video konferansta yaptığı açıklamada, Kırım’ın Rusya Federasyonu’na kabulüne ilişkin anlaşmazlıkta veya “Minsk Süreci” nde önemli bir ilerleme kaydedilmediğini ifade etti. “Bu nedenle, ortak bir transatlantik Rusya ajandası sahibi olmalıyız.” dedi. Nitekim, “Minsk Süreci” ile doğu Ukrayna’da düzenleyici bir güç olarak hareket etme iddialarının daha önce başarısız olması nedeniyle, Berlin ve Brüksel, sonbaharda ABD’nin yaptığı gibi yeni yaptırımlarla Rusya politikalarını sertleştirdiler.  AB dışişleri bakanları daha fazla zorlayıcı önlemlerin dayatılması için de görüşüyorlar. Ancak Merkel AB ve ABD’nin ortak Rusya politikasının “İş birlikçi teklifler içermesi” gerektiğini de vurguladı. Bu, örneğin federal hükümetin tutunmayı planladığı Nord Stream 2 doğal gaz boru hattı için geçerliydi.

    ÇİN: BELKİ DAHA DA KARMAŞIK
    Çin politikasında kalıcı farklılıklar belirgin hale geliyor. Münih video konferansında Biden, transatlantik güçlerin “Çin ile uzun vadeli stratejik rekabete ortaklaşa hazırlanmalarını” talep etti: “Çin ile rekabet şiddetli olacak”; ancak böylece “Gelecek için yarışı kazanabiliriz”.  Öte yandan Merkel, “Çin’e karşı ortak bir gündem” geliştirmenin, ortak bir Rusya politikası üzerinde anlaşmaya varmaktan “belki daha da karmaşık” olacağını öngördü. Bunun nedeni, Berlin’in, yoğun bir iktidar-politik çatışmasına rağmen, Pekin ile devam eden ekonomik iş birliği için çabalarıydı. Buna karşılık, Çin’e karşı askeri stratejileri gözden geçirmek için yakın zamanda bir Pentagon görev gücü kuran Biden yönetimi, Halk Cumhuriyeti’ne karşı agresif ekonomik önlemleri hedef almaya devam ediyor. Washington düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’ın Avrupa Direktörü Erik Brattberg, bu durumun “Avrupa’nın Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini sürdürme arzusuna taban tabana aykırı olduğunu” söylüyor.

    YAPTIRIMLAR VE ‘AMERİKAN SATIN AL’ YASASI
    Transatlantik anlaşmazlıklar, özellikle ticari ilişkilerde devam ediyor. Şimdiye kadar AB’nin, Biden yönetiminin, Trump yönetiminin uyguladığı cezai tarifeleri kaldırmaya çağrısı başarısız oldu. Buna ek olarak, ABD Başkanı Biden, ilk resmi işlemlerinden birinde, ABD hükümet kurumlarının yalnızca kendi ülkelerinde üretilen malları ve yalnızca ABD hizmetlerini satın alması ilkesini tanımlayan bir kararnameyle “Amerikan Satın Al Yasası” nı sertleştirmesi. Bu durum Berlin ve Brüksel’de ciddi bir hoşnutsuzlukla karşılandı. Bunun nedeni, söz konusu sipariş hacminin etkileyici bir 600 milyar ABD doları olduğunun tahmin edilmesi. Geçen perşembe, AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, Brüksel’in Biden’ın “Amerikan Satın Al” uygulamalarının DTÖ kurallarına uyup uymadığını “dikkatle inceleyeceğini” açıkladı.
    Çeviren: Semra Çelik