ÖNCEKİ YAZILAR
















Hastalanan İnsanlık, Global Çaresizlik!



    Corona ruh sağlığımızı kötü bozdu.
    Corona yayıldıkça psikolojik hastalıklarda da büyük artışlar görülmeye başladı. 
Sınırsız globalleşme, sınırsız kazanç, sınırsız teknoloji ve sınırsız özgürlükler derken; hepimiz bir anda, hiç ummadığımız bir şekilde, kolektif ruh hastası oluverdik. Şu anda hayatımıza yön veren tek şey, konuştuğumuz tek konu: CORONA!
    Bir taraftan ölümsüz insan hayali, yapay zeka, insan klonlama, robot insanlar derken, nasıl oldu da bütün insanlık çaresiz bir şekilde bir VİRÜSE teslim oldu.
Virüs adım adım yakınımıza gelip bizi tehdit etmeye başladıktan sonra en ilkel yaşam reflekslerimiz devreye girdi. Hayatta kalma refleksimizle, marketlere koştuk; gıda ve tuvalet kağıdı depoladık, izole olup tehlike olarak algıladığımız diğer insanlardan uzaklaştık. Çünkü çaresizdik ve tek düşündüğümüz şey kendimizi güvenceye alıp hayatta kalabilmekti. Diğer bir deyişle hastalıktan korunup ölümü engellemek. O andan itibaren sınırsız özgürlük, tatil, eğlence, okul, inanç, kültür, sanat, spor gibi eski birçok vazgeçilmezimiz bir anda anlamsızlaştı ve de hepsinden vazgeçtik.
    Hepimiz çok şaşırdık, böyle bir şeyin olabilme olasılığını hiç düşünmemiştik.Oysa öldürücü salgın hastalıklar, insanlık tarihi boyunca hep vardı, Afrika’da, Asya’nın fakir ülkelerinde hala var. Corona üç beşyüz yıl önce çıksaydı belki Wuhan ve Çin’de birkaç yüz bin kişinin ölümüne sebep olabilirdi; ama Zürih, Londra, Berlin ya da NewYork’a gelme şansı zordu. Dünyadaki birçok insan bundan  haberdar olmayacaktı ve de etkilenmeyecekti. Milyonlarca insanın günlük olarak havada gezindiği bir dünyada, kullandığımız tuvalet kağıdının bile Çin veya Asya’dan geldiğini düşünürsek, Wuhan’daki Covid-19'un Roma, Viyana, Amsterdam veya Zürih’e ulaşması zor olmadı. Ayrıca iletişim kanallarının neredeyse ışık hızıyla geliştiği günümüzde bu tip haberlerin dünyanın bir noktasından öbür noktasına ulaşması sadece birkaç saniyede oluyor.
    Coronavirisü bütün dengemizi ve ayarımızı bozdu. Hepimiz bir anda ruh hastası olduk. 
    Ruhen hastalanan toplumlar kırılgandır, sağlıklı karar veremezler. Manipüle edilmeye, şartlandırılmaya açıklardır. Hastalıklı toplumlar sabırsız olur ve otoriteye sığınma; hatta otoriter güce teslim olma refleksleri baskındır. Bunu bu Corona sürecinde politik otoritenin koyduğu kurallara kayıtsız şartsız teslim olmamızdan görebiliyoruz. Veya başka bir gücün isteği doğrultusunda sorgulamadan red etmek gibi (Trump ve taraftarları).
Dünya halkları bir önemli testen geçiyor, bilim ve insanlık büyük bir sınav veriyor.Sınırsız özgürlük mü? Sıkı güvenlik mi? Sağlık mı yoksa ekonomi mi? Sınırsız global gelişme mi, yenilik mi? Doğaya saygı mı, yoksa vahşi kapitalist gelişmelerle doğal kaynakların talanına devam mı?
Şu bir gerçek ki: Covid-19 virüsü insanlık tarihinde yeni bir çağ (sınırsız dijitalleşme) açtı ve bundan geri dönüş olmayacaktır.Hayatımızda uzun vadede birçok değişime sebep olacaktır. Güç dengeleri değişiyor ve dünya yeniden dizayn ediliyor, sosyal yaşam tarzımıza yeni bir format atılıyor.  Bu yeni dizayn ediliş nasıl olacak, bunu hep birlikte göreceğiz. Ama acı bir gerçek var ki; bu süreç milyonlarca insanın elindeki imkanları kaybetmesine, işsiz kalmasına sebep olacak, sosyal sınıflar arasındaki uçurum daha da derinleşecek ve milyonlarca mağdur ortaya çıkacak.
    Bu sürecin uzamasının, hepimizi psikolojik olarak daha da gerip, ruhen tahrip edeceğini söyleyebilirim. Ruh sağlığı bozulan toplumların sosyal bağları zayıflar ve kutuplaşma derinleşir. Dayanışmanın ve empatinin azaldığı, sınıflararası sosyal derinliğin arttığı toplumlar tehlikeye açıklardır.  Böyle durumlar yeni bir çıkar kavgalarını, siyasi rekabeti ve paylaşım savaşını tetikler. Corona ile tıbbı bir mücadele veriyoruz. Corona sonrası neler olacağını tam olarak kestiremiyoruz. Ama ekonomik, sosyal, politik, kültürel ve psikolojik sonuçları olacağı kesin.  Şu an büyük güçler, milli devletler arasında “AŞI” savaşı yaşanıyor. Corona aşısı oldukça gerilmiş, ruh sağlığı bozulmuş zavallı Ademoğluna bir umut. Başka çaremiz de yok zaten. Ama 8 milyar insanı aşılamak çok kolay bir iş değil. Ayrıca AŞI olunca da her şey bitmiyor, şu anda piyasaya sürülen aşılar kısa süreli koruyucu aşılar. Yani bu durumda her yıl AŞI olmamız gerekecek. Bu şu anlama geliyor: Virüsün doğal bir mutasyonla yok olmasını veya etkili bir ilacın bulunmasını bekleyeceğiz. Şimdilik tedbirlere uymamız, maske, mesafe ve hijen kurallarını uygulamamız hepimizin yararına.Doğa anne Covit 19 virüsü ile bize bir okkalı tokat atıp güzel bir ders verdi. Peki şimdi insanoğlu olarak hangi dersi aldık ve bu krizden nasıl çıkacağız? Birey olarak yapabileceğimiz şey; zihinsel olarak hazırlıklı olmak, hem kendimizi hem de çevremizi virüsten koruyup, ruh ve beden sağlığımıza dikkat etmek. Ayrıca kolektif çarelere yoğunlaşmak, empati duygumuzu yitirmemek, birbirimizden kopmayıp, sosyal dayanışma ruhunu canlı tutarak; insan onurunu, sağlığını ve doğaya saygıyı temel alan yeni bir “ÜST AKLIN” oluşmasına katkı sunmak. Kollektif bir üst akıl, yeni bir politik ruh; barışçıl, insan ve doğaya saygı temelinde. 
2021 yılının hepimize, bütün insanlığa uğur getirmesini diliyorum.

    NOT: Sağlık çalışanlarını lütfen unutmayın!!!

    AtillaToptas 
    Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist




BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV