2015 göç krizinin üzerinden on yıl geçmesine rağmen Akdeniz geçişleri hâlâ ölümcül. Kurtarma faaliyetleri yürüten kitle örgütleri giderek artan engellerle karşı karşıya.
2015’teki büyük göç krizinin ardından medya ilgisi azalmış olsa da, her yıl binlerce insan Akdeniz’i geçmeye çalışırken hayatını kaybediyor. Bu rotada çalışan insani yardım kuruluşlarına yönelik baskılar ise her geçen yıl artıyor. SOS Méditerranée Suisse Direktörü Eliott Guy, Akdeniz’in “her zamankinden daha düşmanca bir alan” hâline geldiğini söylüyor.
Guy, 1 Aralık günü basına yaptığı açıklamada, özellikle İtalya’daki hükümet değişikliklerinin doğrudan etkili olduğunu belirtti: “Her yeni İtalyan hükümetiyle birlikte yeni yasalar ve yeni engellemeler geliyor. Durum giderek daha fazla kontrolden çıkıyor.” Ona göre sonuç açık: kurtarma gemilerinin sayısı azalıyor, kapasite düşüyor.
ON YIL ÖNCE İŞBİRLİĞİ VARDI
İtalyan makamlarının uyguladığı kısıtlamaların kitle örgütleri üzerinde ciddi bir yorgunluk yarattığını belirten Guy, örnek vererek durumu şöyle anlatıyor: “Bir dönem gemimizde iki-üç hafta boyunca 401 kişiyi taşıdığımız oluyordu. Bugün 400 kişilik kapasitesi olan bir gemide 40 kişiyi kurtarıyoruz; ancak bize bu insanları indirmek için beş-altı gün yol gitmemiz, ardından yeniden beş-altı gün geri dönmemiz söyleniyor.”
Uzmanlar, Akdeniz’de durumun on yıl öncesinden tamamen farklı olduğunu vurguluyor. Göç üzerine çalışan sosyolog Valentina Brinis’e göre, özellikle İtalyan sahil güvenlik birimleriyle ilişkiler büyük ölçüde değişti: “İtalyan sahil güvenlikleri eskiden çok önemli bir rol oynar, bunu hâlâ sürdürüyorlar. Ancak değişen şey ilişkiler oldu. Bugün pek çok bilgi artık kitle örgütlerine iletilmiyor; tehlike altındaki teknelere dair uyarılar bile.”
Brinis, göç politikalarının hem İtalya’da hem de Avrupa genelinde sertleştikçe, kurumlar ile insani yardım örgütleri arasındaki iletişimin kopma noktasına geldiğini ifade ediyor.
LİBYA: “BİR TRANSİT ÜLKEDEN CEZALANDIRICI BİR ÜLKEYE”
Sağlık çalışanları da sahadaki tabloya dikkat çekiyor. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) arama-kurtarma operasyonları sorumlusu Juan Matias Gil, Libya’daki değişimi şöyle anlatıyor: “Eskiden Libya sadece bir transit ülkeydi; insanlar birkaç hafta orada kalır, ardından geçiş denerdi. Bugün Libya cezalandırıcı bir ülkeye dönüştü. Kurtardığımız insanların bedenlerinde bunun izlerini görüyoruz.”
“KİTLE ÖRGÜTLERİ OLSA DA OLMASA DA İNSANLAR GEÇMEYİ DENEYECEK”
Tüm zorluklara rağmen uzmanlar bir noktada hemfikir: Akdeniz’i geçmeye çalışan insanlar, kitle örgütlerinin varlığına ya da yokluğuna bakmadan bu yolculuğu denemeye devam edecek.
Bu nedenle, insani yardım örgütleri üzerindeki baskı yalnızca örgütleri değil, doğrudan hayatta kalmaya çalışan binlerce insanı da etkiliyor.
(Arkadaş)
