FRİBOURG’DA HALK KEMER SIKMA POLİTİKALARINI REDDETTİ

Nisan’da Fribourg kantonunda yapılan oylamada seçmenlerin ezici çoğunluğu hükümetin kemer sıkma paketini reddetti. Bu sonuç, kanton hükümeti için ciddi bir siyasi yenilgi anlamına geliyor.

 

“KRİZ” SÖYLEMİ, GÜÇLÜ KAMU MALİYESİYLE ÇELİŞTİ

Hükümetin dayattığı tasarruf programı, kamuoyunda temel bir çelişkiyle karşılaştı: Devlet maliyesi açıkça güçlü ve fazla verirken neden “kemer sıkma” gerektiği sorusu yanıt bulmadı. 2025 yılı hesaplarının belirgin şekilde fazla vermesi, yüksek öz-finansman oranı, önemli rezervler ve artan kamu varlığı gibi göstergeler, hükümetin kriz anlatısını zayıflattı.

Kamu Emekçileri Sendikası (SSP) ve kamu maliyesi uzmanları uzun süredir bu “tasarruf zorunluluğu” söyleminin ekonomik verilerle örtüşmediğini savunuyordu. Seçim sonucu, bu analizlerin toplum nezdinde karşılık bulduğunu gösterdi.

 

“KİMSE ETKİLENMEYECEK” SÖYLEMİ İNANDIRICI OLMADI

Hükümet, LAFE olarak bilinen tasarruf planının ne kamu hizmetlerine ne de kamu emekçilerine zarar vermeyeceğini iddia etmişti. Ancak seçmenler bu söylemi ikna edici bulmadı.

Plan, 222 milyon CHF’yi aşan kesintiler öngörüyordu. Bu kesintiler; sağlık sistemi (HFR), yaşlı bakım kurumları (EMS), kreşler, sosyal hizmetler ve toplu taşıma gibi doğrudan halkın günlük yaşamını etkileyen alanları hedef alıyordu. Zaten yetersiz olan hizmet kapasitesinin, artan nüfusla birlikte daha da baskı altına gireceği eleştirileri yaygındı.

 

SİYASİ MESAJ NET: TASARRUF PLANI GERİ ÇEKİLMELİ

Oylama sonuçları, hükümete açık bir mesaj verdi: Kemer sıkma politikası toplumsal meşruiyetini kaybetmiştir. Bu nedenle SSP ve çeşitli sendikalar, yalnızca LAFE’nin değil, PAFE kapsamında yer alan ek kesinti önlemlerinin de tamamen geri çekilmesini talep ediyor. Özellikle HFR ve RFSM’de kamu yararı hizmetlerinin dondurulması ve sağlık emekçilerinin ücret iyileştirmelerinin ertelenmesi, en sert eleştiri alan başlıklar arasında. Yatırımı kısmak değil, vergi politikasını değiştirmek alternatif öneriler olarak dikkat çekiyor.

Mevcut mali durumun “olağanüstü güçlü” olduğu koşullarda, sendikalara göre yapılması gereken şey kesinti değil, kamu maliyesi yaklaşımının değiştirilmesi. Öneriler arasında:

  • Yatırım amortisman sürelerinin uzatılması
  • Bütçe denkliğinde amortismanların hesaba katılmaması
  • Sosyal ihtiyaçlara göre bütçe açığına izin verilmesi

Ayrıca, gerçekten ek kaynak ihtiyacı doğarsa, çözümün son yıllarda büyük gelir gruplarına ve şirketlere verilen vergi indirimlerinin geri alınması olacağı vurgulanıyor. Özellikle kurumlar vergisi, sermaye vergisi ve servet vergisi alanındaki “vergi teşvikleri” tartışmanın merkezinde yer alıyor.

Bu açıdan Fribourg’daki oylama, yalnızca bir bütçe planının reddi değil; aynı zamanda kamu hizmetlerinin geleceği, vergi adaleti ve sosyal devlet anlayışı üzerine güçlü bir siyasi mesaj olarak değerlendiriliyor. (Arkadaş)