Filistin direnişi sürüyor, sürecek!

 

 

 

 Ergün ÖZALP 

Günümüze kadar devam eden filistin sorunun özü, filistin topraklarındaki ‘siyonist işgal’dir.Bu işgalin düşünsel, felsefi  temelleri 29-31 Ağustos 1897’de Basel’de Stadt Gasino’da  toplanan, ilk Siyonist Kongre‘de atıldı.Basel’de, siyonistler ve destekçilerince bu yıl kutlanan, Siyonist Kongre’nin  125.yıldönümüdür.

Siyonizmin temellerini atan viyanalı gazeteci Theodor Herzl, ilk  Basel Kongresi’nde   yahudilerin ‘seçilmiş bir halk‘ ve  ‘evrensel bir ulus‘ olduğu tezlerini savunarak, Sion Dağı’na (Süleyman’nın tapınağının olduğu yere) geri dönerek, ‘Büyük İsrail’in yeniden inşasını‘, karar altına almayı başarmıştı.  Siyonizmin, yayılmacı ve ırkçı bir ideoloji olarak, ‘Nilden Fırat’a kadar büyük israil krallığı kurmak‘ hayali, tarih sahnesine bu kongreyle birlikte çıktı. 1901‘deki  5. Siyonist Kongresi, Filistin’de toprak satın almak için Ulusal Yahudi Fonu’nun oluşturulmasını kararlaştırdı. Çarlık rejimindeki pogromların ve Hitler faşizminin 2. Dünya savaşında yahudi soykırımın mağduriyetlerini  kullanan yahudi üst ve orta sınıfları, siyonist hedefleri için yakaladıkları bu uygun koşulları değerlendirmeyi başardılar. 14 Mayıs 1948’de, ABD desteğiyle, Filistin toprakları üzerinde küçük otonom bir İsrail devletini kurdurdular. Sonraki süreçte, sınırları belirsiz bu  siyonist devletçik, Kudüsü başkent ilan ederek; terörist yöntemlerlerle genişleyerek, filistin halkını  Batı Şeria‘ya ve daracık Gazze şeridine hapsetti. Ortadoğu‘da  ABD’nin ileri karakol ve  jandarma rolü verdiği  israil devleti, katliam ve soykırımlarla, filistinli yerleşim yerlerini yıkarak, buralara göçmen yahudileri yerleştirerek, 4 milyon filistinliyi kendi öz yurdunda, 6 Milyon filistinliyi ise sürgünde;   vatansız mülteci konumuna düşürdü. Filistin halkının siyonist işgale karşı isyanları, 1960 ların ortasından  itibaren örgütlü bir niteliğe büründü. El –Fetih‘in ve FHKC’nin  ve daha sonra çatı örgütü olarak FKÖ’nün kuruluşuyla ivme kazanan Filistin Ulusal Kurtuluş savaşı, günümüzde farklı mücadele biçimleriyle devam ediyor.

Filistin halkı, ulusal kurtuluş hareketlerine, dünya devrimci ve sosyalist hareketlerine kucak açarak ve onların desteğini alarak; enternasyonalist dayanışma gücüyle, bugün haklı davasını dünya kamuoyuna kabul ettirmiş olsa da, başta ABD ve  siyonist  İsrail yönetimi; medyatik algı ve kara propaganda gücüyle, filistinlilerin haklı mücadelesini karalıyorlar. ABD ve yardakçısı emperyalistler, kendi işgal ve katliamlarını ‘demokrasi‘ ‘uygarlık‘ ve  ‘insan hakları‘ adına yapılan eylemler olarak yansıtırken, kendilerine karşı koyan ulusal kurtuluşçuları, İsrail‘in yaptığı gibi, ‘sakallı,eli palalı, şeriat isteyen islamcı radikal teröristler‘ olarak yaftalıyor.Dünya ve Avrupa kamuoyunu, korkutarak  bir şekilde manüple ediyorlar. İsrail devleti’nin normal yollardan kurulan bir ulus-devlet olmadığı, aksine ‘yahudi şeriatı‘ temelinde kurulmuş ‘ırkçı bir din devleti‘  olduğu gerçeği ise, bu arada unutturulmaya çalışılıyor. Gerçekte ise, filistinli örgütlerin çoğu demokratik– laik bir Filistin Devleti‘nin kuruluşundan yanadırlar. Dünya devrimcileri,sosyalistleri,Deniz Gezmiş ve yoldaşları, enternasyonalist bir ruhla Filistin‘e giderek siyonistlere karşı,‘Özgür ve Demokratik bir Filistin‘ için savaştılar. Bilindiği gibi,‘Büyük Ortadoğu Projesi‘ kapsamında Ortadoğu ve Türkiye’de ABD eliyle islamcı akımlar, desteklenerek güçlendirildi ve onlara iktidar olanakları sunuldu. Ama tüm bu çabalar, halkların demokrasi ve sosyalizm istemlerini,isyanlarını bugüne kadar söndürmede başarılı olamadı.

İsrail devleti, hergeçen gün ırkçı, katliamcı siciline yenilerini ekliyor.Geçtiğimiz haftalarda Gazze’ye yönelik  son İsrail saldırısında 20‘si çocuk olmak üzere 49 filistinli katledildi.Uluslararası Af Örgütü geçtiğimiz Şubat ayındaki raporunda,İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği suçların ‘apartheid‘ (sistemsel ayrımcılık) olduğunu açıklayarak; İsrail’in hesap vermesi gerektiğini vurgulamıştı.Bu türden duyarlı yaklaşımlara karşın; ABD ve Avrupalı Emperyalistler, israil’in  katliamlarını görmezden gelerek, siyonistlere desteklerini artırıyorlar. Geçtiğimiz ayın ortasında Almanya’yı ziyaret eden Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas‘a bir gazetecinin, “Münih’te yapılan olimpiyatlar sırasında Filistinli teröristlerin düzenlediği saldırının 50. yılı vesilesiyle İsrail’den özür dileyecek misiniz?” şeklindeki sorusuna,M.Abbas; “İsrail 1947’den bugüne kadar 50 Filistin bölgesinde 50 katliam yaptı” dedikten sonra “50 katliam, 50 Holokost. Her gün insanlar İsrail askerleri tarafından öldürülüyor. Eğer geçmişi eşeleyeceksek, evet o zaman buyurun” yanıtı vermişti. Basın toplantısında bir şey söylemeyen  Almanya  Başbakanı Scholz, daha sonra kendine yönelen tepkiler üzerine; ‘Holokost bezetmesini kabul edilemez bulduğunu‘ açıkladı. Gerçek şu ki, bir dönem Hitler faşizminin yahudilere yönelik soykırımın benzerini, Siyonist İsrail devleti, hergün filistinliler üzerinde uygulamaktadır. Bütün bu gelişmeler olurken, Basel Kanton Hükümeti’nin Siyonist Kongre’nin 125. Yıl kutlamaları ve ziyaretçilerin güvenliği için, 6 milyon Frank kadar bir harcama yapmasının anlamı nedir? Bu siyonistlerin filistinlilere yönelik katliam girişimlerine destek olmak değil midir? Halkın vergileriyle oluşturulan bütçeden, çocuk ölümlerine verilen bu desteği, hangi isviçrelinin vicdanı kabul edebilir?

Sonuç olarak, ne batılı emperyalistlerin  ne de, onların Ortadoğu‘daki Jandarmalığını yapan siyonist İsrail devleti’nin ırkçı,soykırımcı çabaları; filistin halkının emperyalizme ve siyonizme karşı yürüttüğü haklı ulusal kurtuluş savaşını yokedemedi.Filistinli çocuklar savaşa doğuyor, savaşla yaşıyorlar. İsrail işgal ettiği toprakları terketmedikçe  barış gelmeyecek.Filistin direnişi  ve intifada başladığı gibi  sürüyor, sürecek!