DİJİTAL EGEMENLİK VE BAĞIMLILIK

ABD ve Çin’in teknolojik hegemonyası altında, küçük ülkelerin yapay zekâda gerçek bir egemenlik kurması neredeyse imkânsız. İsviçre’nin sınırlı yatırımları, veri güvenliği tartışmaları ve teknoloji devlerine bağımlılığı, ülkeyi dijital kapitalizmin dışına itiyor.

Yapay zekâ (YZ), artık yalnızca teknik bir yenilik değil; emperyalist güç mücadelelerinin merkezinde duran yeni bir jeopolitik cephe. Bu alanda ipler büyük ölçüde Amerikan ve Çinli şirketlerin elinde. İsviçre’nin güvenlik kurumlarından sıradan yurttaşlara kadar geniş bir kesim, dijital altyapıların Microsoft ve benzeri devlere teslim edilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Son e-kimlik oylamasındaki zorlanmış kabul, bu güvensizliğin toplumsal bir gerçekliğe dönüştüğünü gösteriyor.

TEKNOLOJİ DEVLERİNİN TAHAKKÜMÜ:
DİJİTAL SÖMÜRGECİLİĞİN YENİ BİÇİMİ
Imperial College London profesörü David Shrier, dünya devletlerinin giderek “yabancı şirketlerin rehinesi haline geldiğini” söylüyor. Bu değerlendirme tesadüf değil: ABD yönetimi ocak ayında, ABD üretimi YZ çiplerinin –özellikle pazarın %90’ını kontrol eden Nvidia ürünlerinin– hangi ülkelere serbestçe ihraç edilebileceğine dair sert kısıtlamalar getirdi. Bu çipler, İsviçre’nin açık kaynak modeli Apertus dahil, uluslararası ölçekte kullanılan tüm büyük modellerin temelini oluşturuyor.
Çin ise teknolojiyi ekonomik değil, doğrudan siyasi bir kontrol aracına dönüştürmüş durumda. Algoritmalara uygulanan ideolojik denetim, ülkenin dijital alanı bir tür otoriter laboratuvara çevirdi.
Bu tablo, küçük ülkelerin yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda kültürel olarak da bağımlı hale geldiğini gösteriyor. Harvard Üniversitesi’nin bir çalışması, ChatGPT gibi modellerin Batı’nın varlıklı ve eğitimli elitlerinin düşünsel şablonlarını yeniden ürettiğini ortaya koyuyor. Shrier, bu durumu “dijital sömürgecilik” olarak tanımlıyor.

AÇIK MODEL ARAYIŞLARI: ÇABAYA DEĞER AMA YETERSİZ
Singapur’un 1,6 milyar dolarlık yatırımı ve bölgesel dillere odaklanan Sea-Lion modeli, tekellere karşı bir çeşit dijital özerklik denemesi niteliğinde. İsviçre’nin Apertus girişimi de, kamusal ve açık bir model oluşturma çabasıyla dikkat çekiyor. Ancak bu girişimlerin iki ortak zaafı var:
* Donanım bağımlılığı: Çip üretimi tamamen ABD ve Tayvan merkezli.
* Enerji ve veri ihtiyacı: Küçük ülkeler bu ölçeği karşılayacak kaynaklara sahip değil.
Bu nedenle, açık kaynak modeller dahi pratikte emperyal teknoloji altyapısına bağımlı kalıyor.

SÖZLER BÜYÜK, BÜTÇE KÜÇÜK
Konfederasyon’un süper bilgisayar Alps için ayırdığı 100 milyon frank ve Apertus’u içeren İsviçre YZ girişimine ayrılan 20 milyon frank, uluslararası ölçekte sembolik kalıyor. Üstelik yıllık 10 milyon franklık ek işletme maliyetleri bile zor karşılanıyor.
EPFL’den Marcel Salathé durumu şöyle özetliyor: “Gerçek bir egemenlik için gerekli yatırım bu değil; çok daha fazlası gerekir.”
EPFZ’den Alexander Ilic ise daha somut bir uyarı yapıyor: “Önümüzdeki on yılda bugün sahip olduğumuzun 20 ila 100 katı hesaplama gücüne ihtiyaç duyacağız.”
Bu sırada ABD ve AB milyarlarca dolarlık yeni YZ altyapı planlarını açıklamış durumda. İsviçre ise tam tersine araştırma bütçelerinde kesintiye gidiyor. Kamu fonları azalırken, özel sektör yatırımları da tetiklenemiyor. Bu durum, ülkeyi yüksek teknoloji üreticisi olmaktan çıkarıp tüketici konumuna itiyor.

EGEMENLİĞİN FİZİKSEL SINIRLARI:
ÇİP, ENERJİ, VERİ
YZ altyapısının temel bileşenleri olan: çipler, devasa veri setleri, yüksek kapasiteli enerji kaynakları küresel Kuzey’in büyük güçlerinin kontrolünde. İsviçre gibi küçük ve tarafsızlık iddiasında olan bir ülkenin tüm tedarik zincirini yönetmesi teknik olarak mümkün değil. Bu nedenle Federal Hükümet de tam bir “dijital bağımsızlık” hedefinden ziyade ihtiyatlı, sınırlı bir özerklik arayışında.
Hükümetin açıklamasına göre, açık kaynaklı projeler bile –Apertus dâhil– uluslararası yazılım topluluklarına bağlı oldukları için uzun vadeli istikrar garantisi sunmuyor.

ÇIKIŞ YOLU: ULUSLARARASI “EGEMEN YZ FEDERASYONU” MU?
Bilim insanları, tek tek ulus devletlerin bu yarışta ayakta kalamayacağı konusunda hemfikir. Bu yüzden Imperial College’dan David Shrier ve Aldo Faisal, “egemen YZ federasyonu” adını verdikleri uluslararası bir işbirliği modeli öneriyor: Ülkeler verilerini, altyapılarını, araştırma çıktılarının bir kısmını bir ağ üzerinden paylaşacak. Böylece maliyetler düşecek, çip tekellerine bağımlılık bir nebze azalacak.
Aldo Faisal son sözünü şöyle söylüyor: “Bugün dünyada sıfırdan bir YZ sistemi inşa edebilen yalnızca iki ülke var: ABD ve Çin. Diğer tüm ülkeler, İsviçre dahil, bir şekilde taviz vermek zorunda.” (Arkadaş)