Nilgün Özdal
DIDF İsviçre Kadın Grubu’nun geleneksel iki günlük kadın buluşması, 4. kez Grimentz belediyesinde 14–16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi.
İsviçre’nin farklı bölgelerinden bir araya gelen kadınlar, kadınların politik yaşama katılım yöntemleri ve göçmen kadınların mücadelesinde bu yöntemlerin nasıl kolektif ve etkili bir biçimde kullanılabileceği üzerine düzenlenen atölye çalışmasıyla buluşmayı açtı. Herkes söz alarak kendi yaşadığı deneyimleri ve birlikte yapılabilecek çalışmaları paylaştı.
Sistemin farklı baskı ve manipülasyon yöntemleriyle kadınları nasıl pasifleştirdiği, politik sorunları bireyselleştirerek göçmen kadınları yalnızlaştırdığı, parçalayıp böldüğü ve sistemden kaynaklanan sorunların kişinin kendi bireysel sorunuymuş gibi içselleştirilmesine yol açtığı üzerine değerlendirmeler yapıldı. Özellikle kadınların emeğinin ve iş gücünün farklı biçimlerde sömürülmesi konusunda farkındalık yaratıldı.
Farklı meslek gruplarından kadınlar tartışmalara oldukça aktif katılım sağladı ve yaşadıkları deneyimleri paylaşarak ortak mücadele perspektifine katkıda bulundu.
14 Haziran’da yapılacak olan referandumda “Keine 10 Millionen Schweiz” girişimine neden karşı olunduğu da ele alındı. Bu girişimin, başta göçmenler olmak üzere özellikle yerli ve yabancı emekçilerin sosyal haklarının gerilemesine ve çalışma koşullarının ağırlaşmasına yol açacağı vurgulandı. Buna karşı çevremizde nasıl mücadele edileceği ve insanların nasıl bilinçlendirileceği rol oyunlarıyla paylaşıldı. Ayrıca sağcı ve sermaye yanlısı partilerin halkı farklı iletişim yöntemleriyle nasıl manipüle ettiği ve buna eleştirel bir gözle yaklaşmanın önemi tartışıldı.
14 Haziran Kadın Grevi’nin tarihsel önemi ve mücadele sonucu elde edilen kazanımlar üzerine değerlendirmeler yapıldı. Kazanılan hakların korunması ve yeni hakların elde edilmesi için kolektif mücadelenin önemi vurgulanırken; ayrışmanın değil dayanışmanın, özellikle göçmen kadınların mücadelesinde belirleyici olduğu ifade edildi. İş yaşamı ve günlük hayattaki deneyimlerden çıkarılan sonuçlarla göçmen kadınlara özgü talepler üzerine tartışmalar yürütüldü.
Şiddete karşı mücadele, dayanışma ağlarının güçlendirilmesi, sendikalaşma, DIDF Kadın Grubu olarak mücadeleye katkı sunma ve yerli kadın örgütleriyle ortak mücadele olanakları üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Farkındalık yaratmak için hangi araç ve yöntemlerin kullanılabileceği; sözlü ve yazılı çalışmaların, sanatın, kültürün ve bilgi paylaşımının önemi ele alındı. Ayrıca destek alınabilecek kurumlar üzerine de konuşuldu.
Buluşma kapsamında çocuklar için çeşitli oyunlar da oynandı. Düzenlenen etkinlikler çocuklar kadar yetişkinlerin de keyifli ve eğlenceli vakit geçirmesini sağladı.
Katılımcıların iki günlük etkinlikle ilgili değerlendirmeleri de buluşmanın ne kadar verimli ve etkileyici geçtiğini ortaya koydu. Katılımcılar, samimi ve dayanışmacı atmosferin kendilerini kısa sürede kaynaştırdığını, eğitim çalışmaları sayesinde yeni bilgiler ve farklı bakış açıları kazandıklarını ifade etti.
Bir katılımcı, “Yıllar sonra kendimi yeniden gençlik yıllarımdaki gibi heyecanlı ve coşkulu hissettim” diyerek etkinliğin yarattığı duyguyu dile getirdi. Başka bir katılımcı ise iki gün boyunca saygılı, uyumlu ve sevgi dolu bir ortam yaşadıklarını, organizasyonu yapanların doğal ve içten yaklaşımının bunda büyük etkisi olduğunu söyledi.
Atölye çalışmaları sayesinde mevcut bilgilerin pekiştirildiği, özellikle sorulara nasıl yanıt verileceği ve tartışmalarda nasıl yaklaşım geliştirileceği konusunda önemli deneyimler kazanıldığı belirtildi. Dünyada yaşanan savaşlar ve gerginliklerin, referandumda “Hayır” deme sorumluluğunu daha da önemli hâle getirdiği vurgulandı.
Katılımcılar, programın beklediklerinden çok daha ileri düzeyde ve etkileyici geçtiğini ifade ederek; paylaşmanın, birlikte politik düşünmenin ve kolektif üretimin kendileri için yeni ve değerli bir deneyim olduğunu dile getirdi. Mücadelenin zor ama vazgeçilmez olduğu sık sık vurgulandı.
Birçok kadın, daha önce bilmediği pek çok şeyi öğrendiğini ve döndüğünde edindiği bilgileri arkadaşlarıyla paylaşacağını söyledi. DIDF Kadın Grubu’nun çalışmalarını çevresine ve gençlere anlatacağını ifade eden katılımcılar, medyanın manipülatif yönünü ve olaylara eleştirel bakmanın önemini daha iyi kavradıklarını belirtti.
Eğitim içeriğinin kolektif ve uyumlu biçimde hazırlanması büyük beğeni topladı. Sıcak ortam sayesinde kısa sürede güçlü arkadaşlıkların kurulduğu ifade edildi. Bazı katılımcılar ise göçmenlerin yerel basını yeterince takip etmediğini, bu nedenle İsviçre’de yaşanan gelişmelerden haberdar olamadığını söyleyerek böyle eğitim çalışmalarının önemli olduğunu ve artık gündemi daha fazla takip edeceklerini belirtti.
Etkinlik boyunca açıkça fikir beyan etmenin önemine dikkat çekilirken, seçilen konuların oldukça yerinde olduğu ifade edildi. Daha önce siyaset ve politika konuşulduğunda geri çekildiğini söyleyen bazı katılımcılar, burada yapılan tartışmalar sayesinde politikayı ve önemini daha iyi anladıklarını dile getirdi.
Katılımcılar ilk kez bu kadar samimi ve kolektif hareket eden bir ortamda bulunduklarını ifade etti. Etkinliğin çok verimli geçtiğini söyleyen kadınlar, mücadeleye devam edeceklerini, DIDF hakkında daha fazla bilgi edinmek ve etkinliklere daha aktif katılmak istediklerini belirtti. Ayrıca katılımcılık, birlikte karar alma ve ortak üretimin öneminin bir kez daha görüldüğü vurgulandı.
Müzik, halay ve danslarla neşeli bir kapanış yapıldı. Pansiyon görevlisi ise grubun köye neşe ve canlılık getirdiğini ifade etti. Etkinliğin ardından katılımcılardan Nurkan, Arkadaş Gazetesi’nde yayımlanmak üzere birlikte geçirilen zamanın yarattığı duyguları anlatan bir şiir yazdı.
Kadınların Sıcaklığı
Geçmişin tüm izlerini taşıyan küçük bir köy…
Karlı dağların arasında,
Devasa duruşuyla zamana meydan okuyor.
Eski bir diyardan gelen,
Gülüşleriyle kışı bahara çeviren kadınlar
Dolanıyor dar sokaklarında.
Oyma sanatıyla şekillenen her heykel,
Sanatkârın ruhunu saklamıyor artık;
Gizem dolu anılar sinmiş ahşaba.
Ve bir şelale…
Gürültücü bir çocuk misali
Köpük köpük, süt beyaz akıyor içimizden.
Zamanın dudakları yapışmış çeşmeye,
Varsın aksın dursun aşk…
Sözlerimiz yankılanıyor taş duvarlarında,
Rüzgâr taşıyor fısıltıları kulaktan kulağa.
Kar taneleri vururken yüzümüze,
Beyaz örtüsüne sarınmış yüce dağlar
Yıldızlı göğü kucaklıyor usulca.
Ve saatin çaldığı o vakitte…
Kadınlar dansa duruyor,


