Mehmet Murat Yıldırım
İsviçre Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu DIDF tarafından İsviçre’nin Bern, Zürih ve Cenevre’de olmak üzere 3 ayrı yerde düzenlenen ‘Emperyalist güçsavaşları, dünü ve bugünü ile’cumhuriyet’ , günceldinamikler ve emek perspektifi ‘ başlığıyla düzenlenen söyleşiler gerçekleştirildi. Cumhuriyetin kuruluş süreci, Lozan sonrası tek tipleştirme politikaları, emperyalist güç savaşları ve bugünün emek-demokrasi mücadelesi tarihsel ve sınıfsal bir perspektifle ele alındı. Söyleşilerde konuşmacılar Yusuf Karadaş ve Erdoğan Aydın olurken, açılış ve moderasyon görevini DIDF Başkanı Haydar Sancar üstlendi. Suriye’de yaşanan gelişmeler, Rojava, ‘çözüm süreci’ gibi başlıklarında ele alındığı söyleşiler sonrasında Yazar Erdoğan aydın kitaplarını imzalayarak katılımcılarla sohbet etti
Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu’nun (DIDF) düzenlediği “Emperyalist güç savaşları, dünü ve bugünü ile ‘cumhuriyet’, güncel dinamikler ve emek perspektifi” başlıklı söyleşi, Türkiye’nin yüz yıllık siyasal tarihini bugünün demokrasi ve emek mücadelesiyle birlikte tartışmaya açtı. Bern Alevi Dergahı’nda, Zürih’te Volkshaus’da ve Cenevre’de gerçekleşen etkinliklerde, cumhuriyetin kuruluş döneminin resmi anlatıların ötesinde, halklar, sınıflar ve bastırılan toplumsal dinamikler üzerinden yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı.
Cumhuriyet tartışması bugünün mücadelesinden koparılamaz
Etkinliğin açılış konuşmalarını yapan ve söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen İsviçre DIDF Başkanı Haydar Sancar, cumhuriyet tartışmasının yalnızca tarihsel bir mesele değil, bugünün siyasal saflaşmalarını ve emek mücadelesini doğrudan ilgilendiren bir başlık olduğuna dikkat çekti.
Sancar, emperyalist güç savaşlarının derinleştiği bir dönemde, cumhuriyetin kuruluş sürecinin “ilerleme–gericilik” gibi basit ikiliklerle ele alınamayacağını vurgulayarak, halkların iradesinin, emekçi sınıfların taleplerinin ve bastırılan kimliklerin bu tarihin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Söyleşinin amacının, geçmişi kutsamak ya da toptan reddetmek değil, bugünün demokrasi ve emek mücadelesi için tarihsel dersler çıkarmak olduğunu belirtti.
‘Cumhuriyet’ inşasına giden yol kendi sınıf karakterini içeriyor
Evrensel gazetesi yazarı Yusuf Karadaş, söyleşilerde cumhuriyetin kuruluş sürecini emperyalist güç dengeleri ve sınıfsal ilişkiler çerçevesinde ele aldı. Karadaş, Osmanlı’nın çözülüş sürecinden Cumhuriyet’e geçişin, yalnızca ulusal bir kurtuluş anlatısıyla açıklanamayacağını, bu sürecin aynı zamanda uluslararası sermaye dengeleri, burjuva sınıfının çıkarları ve emekçi sınıfların tasfiyesi üzerinden şekillendiğini vurguladı.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte halkçı ve demokratik beklentilerin hızla sınırlandığını belirten Karadaş, emek hareketinin ve sosyalistlerin sistematik biçimde bastırıldığını, çok partili hayata geçişin ise uzun yıllar boyunca gerçek bir toplumsal temsil üretmediğini ifade etti. Bugün yaşanan siyasal ve ekonomik krizlerin, cumhuriyetin kuruluşundaki bu sınıfsal tercihlerden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. Suriye’de yaşanan gelişmeler, Rojava, ‘çözüm süreci’ gibi başlıklarında ele alındığı söyleşiler sonrasında Yazar Erdoğan aydın kitaplarını imzalayarak katılımcılarla sohbet etti
Birinci Meclis tasfiye edilerek halkların iradesi yok edildi
Tarihçi-yazar Erdoğan Aydın ise konuşmasında özellikle 1920–1923 dönemine odaklanarak, Birinci Meclis’in çok kimlikli ve çok sesli yapısının nasıl tasfiye edildiğini ayrıntılarıyla anlattı. Aydın, bu dönemin bir “Türk ulusal kurtuluş savaşı” ya da “Türk millet meclisi” olarak sunulmasının tarihsel gerçekliği çarpıttığını belirterek, Birinci Meclis’in Türkiye halklarının ortak iradesini yansıtan bir zemin sunduğunu vurguladı.
1921 Anayasası’nın yerinden yönetim, halkların temsili ve demokratik imkânlar açısından kritik bir eşik olduğunu ifade eden Aydın, bu anayasanın ve meclisin tasfiyesiyle birlikte Kürtlerin, Alevilerin ve emekçi sınıfların siyasal alandan dışlandığını söyledi. 1924 Anayasası’yla birlikte merkeziyetçi, tekçi ve mülkiyet eksenli bir devlet yapısının kurulduğunu belirten Aydın, sonraki yüz yıl boyunca yaşanan inkâr, asimilasyon ve baskı politikalarının temelinde bu kopuşun yattığını dile getirdi.
Aydın ayrıca Türkiye Halk İştiraki Fırkası’nın milletvekillerinin yargılanarak tasfiye edilmesini hatırlatarak, bugünkü siyasal baskı pratiklerinin köklerinin yüz yıl öncesine uzandığını ifade etti. Demokrasi, laiklik ve sosyalizm mücadelesinin, bu “hakiki tarih” üzerinden yeniden kurulmadığı sürece kalıcı bir toplumsal karşılık üretemeyeceğini söyledi.
Konuşmaların ardından Karadaş ve Aydın, katılımcıların sorularını yanıtladılar



