| Yazılar

Covid döneminde mülteci kampında yaşam

Saadet Türkmen, Sosyal Antropolog

Mülteci kampları, Zymundt Bauman`ın ifadesiyle insanlığın çözülmemiş sorunlarının konteynırı, Giorgio Agamben`a göre de olağanüstü halin normalleşmiş hali olarak tanımlanmakta. Mülteci kampları, sağ popülist politikalarda, yabancı karşıtı söylemlerin temelleri işlevini üstlenmek suretiyle; ırkçı ve faşizan argümanlerin de en temel halkalarından birini oluşturmakta.

Öte yandan, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, İsviçre’de de mülteciler açısından mülteci kampları konusu nedense hiç de dikkate alınmamakta, ya da bu tür konulara pek fazla destek bulamayan çalışmalarda rastlanılmaktadır. Mülteci kampları, ülkelerindeki savaştan, yoksulluktan ya da kovuşturmadan kaçmak zorunda kalan ve mecburi ikamet ettikleri, belirsizliklerin ve olağanüstü koşulların olağanmışçasına en üst düzeylerde yaşandıkları yerlerdir.

Korona virüse dair iki yıldır süren belirsizlikler, bulaşıcı ve öldürücü olma ihtimali, kampta yaşayan insanların hayatında neleri değiştirdi, bu insanlar bu süreçte hangi sorunlarla nasıl baş etmeye çalışmakta. İşte bu kısa yazıda, bu ve benzeri sorular üzerinde düşünceler ve olası cevaplar ifade edilmektedir.

 ANAHTAR KELİMELER: MÜLTECI KAMPI, OLAĞANÜSTÜ DURUM, SAĞLIK, GÜNLÜK YAŞAM, CORONA

CORONA GÜNLERINDE MÜLTECİ KAMPLARI

Bu yazıda sözü gecen mülteci kampları, ilk müracaatın yapılmasından sonraki yerleştirilen merkezler ve geri göndermek üzere tutulan insanların kaldığı merkezlerde ifadesini bulmakta. Bu kampların bir kısmında kalan insan sayısı yirmi iken, bir diğerinde bu sayı yüzü bulmakta. 15-20 metrekarelik odalara yerleştirilen insan sayısı ise 4-6 arasını bulabilmekte. Dünyanın birçok yerinden gelen, farklı yaş, sosyal ve eğitim arka planlı insanların yaşadığı bu yerler; bir yandan umudun, bir yandan da umutsuzluğun, kimi zaman çelişkinin ve tutarlılıkların en uç noktalarını yaşadığı yerler konumunda.

On yılın üzerinde bir zamandır İsviçre’de halen oturum sürecini tamamlamaksızın yaşayan ve bu yazıda adını Rosa olarak anonimleştirdiğim kişinin söylediğine göre:

‘’Korona süresince, Korona hastaları merkezin giriş katındaki izolasyon odalarına yerleştirildiler. Bu odalar genellikle çok soğuktu. Tuvaletleri çok sayıda insan kullanıyordu, ha keza banyoları da öyle. Korona hastaları ile sağlıklı olanlar aynı banyo ve tuvaletleri kullandılar. Burada, pek çok kişi Korona`ya yakalandı. Düşünceme göre insanlar yeterince bilgilendirilmedi ve de hastalığa karşı önlemlerden yoksun bırakıldı’’

Aynı dönemde, bir başka kampta da benzer durumlar yaşanmaktaydı. Bu kamplarda yasayan birçok insanın dile getirdiği en önemli konulardan biri de alanların daralmasına dairdi. Bu insanlarla yapılan görüşmelerde, daha çok yatacak yerler olarak düzenlenmiş odaların işlevinin, salgın hastalık döneminde çoğaldığı dile getirildi. Böylece genelde çok kişinin kaldığı bu dar alanlar, yatmanın yanı sıra oturma ve yemek yeme alanları işlevini de üstlenmeye başladı.  Adını Musa olarak anonimleştirdiğim kişi, bu konulara dair şunları söyledi:

‘’Korona süresince odamızda yemek zorunda kaldık. Bu zamanla uzun ve belirsiz bir sürece evrildiği için hayli problemler yaşandı. Odalarda çok sayıda kişi kalıyor olduğundan, sadece ranzalar ve küçük bir masa vardı.  Bazı odalarda masa da yoktu. Önceleri üzerinde yemek yenmeyen masa ya da yatak gibi yerler yemek yemek için de kullanılmaya başladı. Yani durum değişti. Daha da öteye gidildi. Buraları hem yatılan hem de yemek yenilen yer aynı olmakla kalmayıp aynı zamanda yaşanılan yer de oldu. Tanıdığı olan, çıkıp dolaşırken ya da oralarda kalabilirken, tanıdığı olmayanlar kelimenin tek anlamıyla buralara hapsedildiler. Bu durum, herkes için zor olduysa da özellikle geçmişte mahpusluk deneyimi olanlar için çok zor oldu. Öyle ki, bu durum onlar için post-travmayı iyice yoğunlaştırmış ve iyice kronikleştirmişti ve tedavisi daha zor bir hale geldi.’’

DOKTORLARIN SAĞLIK SORUNLARINA DUYARSIZ VE UMARSIZ OLUŞLARI

Mülteci merkezlerinde kalan hastaların hemen hepsi, kamp yönetimince kendilerine önerilen doktorlara giderek, kronik ya da akut sağlık sorunlarına çözümler aramakta. Bu doktorların, birçok ve farklı yerlerden gelen insanların sorunlarına çözüm bulmada sorunlar yaşaması neredeyse normal kabul edilmekte. Bu anlamda, olağanüstü durumun olağanlaşmasının bir parçası. Buradaki sorunların bir kısmı, dil ve kültür farkı, tıptan ve doktorlardan beklenenler, hastalık ve sağlık anlayışıyla açıklanırken, bir kısmı da birçok şeyi özetlediği ileri sürülen bir kavramla yani iletişim sorunlarıyla açıklamakta. Bir diğer açıklama ise, doktorlardaki keyfilik ve olası (ama olmaması gereken) rasist eğilimler. Musa, bu durumu söyle aktarmakta:

‘’Mülteci merkezlerinde kalanlardan bir kısmına doktorlar tarafından çok kötü muamele uygulanmakta. Öyle şeyler var ki, insanın nutkunu kesiyor. Önüne gelmiş ve çözüm arayan bir hastaya, hiç muamelesi yapılması, hatta beğenmiyorsan geldiğin yere gidersen denmesi, neredeyse günlük yaşama dair. Tüm hastalıkları dafalgan ile tedavi eden doktorlar var, çünkü en ucuz dafalgan. Ya da bazı insanların psikoloğa ihtiyacı varken, başka ilaçlarla gönderilmesi. Bunlar olmaması gereken şeyler, ama oluyor.’’

Öte yandan, psikolojik sorunların yokmuş gibi davranılması da ayrı bir konu. Korona tamam, fiziksel ve ölümcül; ama psikolojik olarak da hayli çökertti insanları, bu durum bence daha sonra anlaşılacak. Doktoru bir dereceye kadar anlıyorum, zorlanıyor, ama her şeye rağmen rasist olma hakkı yok bir doktorun. O Hipokrat yemini etti bu yüzden de yeminine uygun davranmak zorunda.

Rosa ise doktor muayeneleri sırasında, uzun bekleme sürelerine değindi:

‘’Doktor ziyareti neredeyse tüm güne yayılmakta. O kadar uzun bekleme durumları oluyor ki, bazen iki saat, bazen üç saat beklemek durumda kalıyorum. Bana randevu verilmesine rağmen, ben benden sonra gelenler bittikten sonra muayeneye alınıyorum. Red almış olmak, böyle bir muameleyi haklı kılmıyor. Benim durumumun aciliyeti ciddiye alınmıyor, ya da orada çocuğum mu var, beni mi bekler, hiçbir şey dikkate alınmıyor. Bir de zaten tüm zamanı bekleme üzerine kurulmuş bir insan için, olabilecek en sıkıntılı durumlardan biri bu. İlaveten, korona durumunda hem ben dışardan gelen başka hastalar için tehlikeli olabilirim, hem de başka hastalar benim ve kampta kalan diğer insanlar için tehlike arz edebilir. Devam edecek…