İsviçre’de aile içi şiddet hâlâ alarm verici bir toplumsal sorun olmaya devam ederken, mağdurlara yönelik sığınma evleri neredeyse tüm kantonlarda dolu kapasiteyle çalışıyor. Buna karşılık, şiddet faillerine yönelik kabul ve destek hizmetleri ise sayıca çok sınırlı olmasına rağmen son yıllarda artış gösteriyor.
Cenevre’de faaliyet gösteren Le Pertuis adlı kurum, hem şiddet mağdurlarını hem de şiddet faillerini kabul eden nadir yapılardan biri olarak dikkat çekiyor. Kurum, mağdurlar için yıllardır sürekli dolu kapasiteyle çalışırken, şiddet faillerinin kabulü de belirgin biçimde artmış durumda: 2018’de 12 kişi olan kabul sayısı 2025’te 25’in üzerine çıktı (aynı anda en fazla üç fail kabul edilebiliyor).
ŞİDDETİN GÖRÜNÜRLÜĞÜ ARTIYOR, SOSYAL KRİZ DERİNLEŞİYOR
Yetkililere göre bu artışın arkasında yalnızca vakaların daha fazla tanınması değil, aynı zamanda Covid sonrası dönemde ağırlaşan sosyo-ekonomik ve genel kriz koşulları da bulunuyor. Artan yaşam maliyetleri, psikososyal baskı ve güvencesizlik, aile içi gerilimleri derinleştiren yapısal etkenler olarak öne çıkıyor.
İsviçre’de aile içi şiddetin toplumsal etkisinin geç kabul edildiği de vurgulanıyor. Son yıllarda artan kadın cinayetleri, bu alanda kamuoyunun dikkatini çeken “tetikleyici” gelişmelerden biri oldu ve 2025 yılında bu vakaların sayısının yeniden yükselmesi, sorunun sürekliliğini gözler önüne serdi.
FAİLLERE YÖNELİK DESTEK POLİTİKALARI HÂLÂ BAŞLANGIÇ AŞAMASINDA
Mağdurlara yönelik destek mekanizmalarının görece daha kurumsallaşmış olmasına rağmen, şiddet faillerine yönelik çalışmalar hâlâ oldukça sınırlı ve başlangıç aşamasında değerlendiriliyor. Fail bireylerin çoğu, uygulanan tedbirleri anlamakta zorlanıyor, eylemlerini inkâr ediyor veya psikolojik destek almayı reddediyor. Bu durum, yalnızca cezai değil, aynı zamanda terapötik ve toplumsal müdahale gerektiren bir alanı işaret ediyor.
Cenevre’de Vires ve Fribourg’da EX-pression gibi kuruluşlar, şiddet faillerine yönelik barınma, dinleme, diyalog ve psikolojik destek süreçleri yürütmeye çalışıyor. Özellikle failin aile ortamından uzaklaştırıldığı durumlarda geçici barınma ve sosyal takip önemli bir araç olarak kullanılıyor.
AYNI KURUMDA MAĞDUR VE FAİL
Le Pertuis yönetimi, faillerin genellikle eşleriyle birlikte kabul edilmemesi nedeniyle doğrudan bir güvenlik sorunu yaşanmadığını savunuyor. Kuruma göre aile içi şiddet çoğunlukla mahrem ilişkiler içinde gerçekleştiği için fiziksel ayrışma riskleri azaltıyor. Ancak bu yaklaşım, şiddetin yalnızca bireysel davranışa indirgenmesi riskini de beraberinde getiriyor.
Kurumda kalan bireylerin diğer sakinler ve sosyal hizmet uzmanlarıyla birlikte yemek yemesi, diyalog kurma imkânı yaratıyor. Sosyal hizmet çalışanları, faillerin çoğunlukla başlangıçta şiddeti inkâr ettiğini veya küçümsediğini, bu nedenle müdahalenin temel aşamasının “şiddeti adlandırmak” ve sorumlulukla yüzleşmeyi sağlamak olduğunu belirtiyor. Bu süreçte amaç, şiddeti meşrulaştırmak değil, davranışı analiz etmek ve yeniden üretimini engellemek olarak tanımlanıyor.
SOSYAL DEVLET MEKANİZMALARI GÜÇLENDİRİLMELİ
Bununla birlikte, İsviçre’de sığınma evlerinin kronik biçimde dolu olması, devletin önleyici sosyal politikalarının yetersizliğine işaret ediyor. Mağdur odaklı altyapı kapasitesinin sürekli aşırı yük altında olması, aile içi şiddetin münferit olaylar değil, yapısal bir toplumsal sorun olduğunu gösteriyor.
Öte yandan failler için ayrılan sınırlı kontenjan, kamu politikalarının hâlâ reaktif ve parçalı olduğunu ortaya koyuyor. Şiddeti yalnızca bireysel psikolojiye indirgemek yerine, ataerkil ilişkiler, ekonomik güvencesizlik, göçmenlik statüsü ve sosyal dışlanma gibi faktörlerin birlikte ele alınması gerektiği yönünde eleştiriler artıyor.
Uzmanlar, yalnızca kriz anında barınma sağlayan modellerin yeterli olmadığını, kapsamlı önleme politikaları, zorunlu terapi programları ve toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren kamusal yatırımlar olmadan şiddetin döngüsel olarak yeniden üretileceği uyarısında bulunuyor. Bu bağlamda, İsviçre’de aile içi şiddetle mücadelede kurumsal kapasitenin genişletilmesi ve sosyal devlet mekanizmalarının güçlendirilmesi giderek daha acil bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. (Arkadaş)
