Birlik, Mücadele  ve Dayanışmayı  Büyütmek   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

           

       

 

       FUAT AKYÜREK

 

       1 Mayıs 2022 dünyanın hemen hemen her köşesinde işçi ve emekçilerin meydanları sokakları doldurarak, sermayeye ve iktidarlara karşı taleplerini dile getirdikleri, mücadele, birlik ve dayanışmayı yükseltme kararlılığını yeniledikleri bir gün oldu. Kuşkusuz bu 1 Mayıs’a damgasını vuran pandemi döneminde daha da ağırlaşan ekonomik sorunlar, düşük ücretler, hak kayıpları, savaş ve silahlanmaya karşı mücadele çağrıları oldu. Gelişmeler gösterdi ki, uluslararası işçi sınıfı sermayenin saldırısına karşı kendi birliğini, mücadelesini, dayanışmasını daha fazla büyütmeye zorunlu olduğu bir döneme girmiş bulunuyor.

 

Pandemi devam ediyor ama iktidarlar salgın artık geride kalmış gibi davranıyorlar. Salgın döneminde çalışma koşulları ağırlaşmış, genel olarak üretim devam etmiş, buna karşın işçi ve emekçilerin ekonomik koşulları hızla kötüleşmişti. Bu nedenle bu 1 Mayıs’ta ücretlerin yükseltilmesi, hayat pahalılığının engellenmesi, sosyal hakların geliştirilmesi talepleri öne çıktı ve önümüzdeki dönemde hemen hemen her ülkede ortak olan bu talepler için işçi ve emekçilerin mücadelesinin yükseleceğinin tüm işaretlerini ortaya koydu. Bu mücadelelerin sermayenin egemenliğini yıkma, ücretli köleliğin ortadan kaldırılması mücadelesine doğru genişlemesinin nesnel koşulları olağanüstü gelişmiş bulunuyor.

Rusya’nın saldırısıyla Ukrayna’da süren savaş ve bu savaşın Batı ve onun ABD’nin kontrolündeki savaş aygıtı Nato’nun ve bazı Nato ülkelerinin silah ve malzeme desteğiyle Rusya’ya karşı genel bir hesaplaşmaya çevrilmeye doğru götürülmesi, daha büyük kapışmaların fitilini ateşleyebilecek özellikler taşıyor. Savaş özellikle enerji ve gıda maddelerinde genel olarak bir fiyat artışı getirirken, aynı zamanda bazı tüketim maddelerinin temin edilmesinde ciddi sıkıntıların ortaya çıkmasına da yol açtı. İşçi ve emekçi kitleler tüm bunların yükünün kendi sırtlarına yıkılmasına, hayat pahalılığına, savaş malzemelerine büyük paralar harcanmasına, savaş kışkırtıcılığına karşı öfke ve tepkilerini 1 Mayıs öncesinde de dile getirmeye başlamışlardı, bu 1 Mayıs’ta bütün bunlar daha kitlesel ve yaygın olarak protesto edildi.

Türkiye bütün bu sorunların daha ağır yaşandığı, işçi ve emekçi kitlelerin korkunç bir hızla yoksulluğa sürüklendikleri bir dönemden geçiyor. Asgari ücret açlık sınırının -sadece gıda harcamaları- altında kaldı ve aradaki makas hızla açılıyor. Hayat pahalılığı olağanüstü bir artış gösteriyor ve ücret ve maaşlar yerlerde sürükleniyor. Buna karşın Erdoğan iktidarı işçi ve emekçilere “buldukları ile şükretme” tavsiyesinde bulunurken, büyük sermayeye, “beşli çete” diye bilenen kesimlere, zengin para babalarına işçi ve emekçilerin soygunundan sağladığı kaynakları cömertçe sunuyor. Kar garantili ödemeler, kur korumalı mevduat hesapları, her gün yapılan zamlar ve bindirilen vergiler işçi ve emekçiler için yaşamı çekilmez hale getiriyor. Bu 1 Mayıs bütün bunlara karşı işçi ve emekçilerin taleplerini çok yaygın biçimde dile getirdikleri bir gün oldu.

Kuşkusuz bu 1 Mayıs’a damgasını vuran sadece ekonomik talepler olması. 1 Mayıs’tan kısa bir süre önceye gelen Gezi kararı halk arasında öfkeyi körükleyen son olay oldu. İçinde AKP’li hakiminde olduğu kurgulanmış mahkemenin açık bir hukuk skandalı niteliğindeki kararı geniş protesto gösterileri ile lanetlendi. Bu karar Gezi’den intikam almayı hedeflediği gibi, ekonomik ve politik baskılar altında yoğun bir öfke biriktiren halkada verilmiş bir göz dağı niteliğindedir. İşçi ve emekçi halka ‘eğer mücadele yolunu tutarsanız başınıza gelecek budur’ denmektedir. Gerek Gezi kararına yönelik protesto gösterileri, gerekse de 1 Mayıs alanlarına taşınan tepkiler, kitlelerin boyun eğmeyeceklerini açıkça ortaya koydu.

Tüm dünyada olayların gösterdiğive kanıtladıkları gerçek şudur: uluslararası işçi sınıfı sermayenin saldırılarının daha da yoğunlaşacağı, emperyalistler arası çelişki ve çatışmaların sertleşeceği bir dönemde birliğini güçlendirme, mücadelesini yükseltme, dayanışmasını geliştirme sorumluluğu ile karşı karşıyadır.Tek tek ülkelerdeki işçi mücadeleleri, küçük üreticilerin tepkileri, köylülerin şehirlere taşan protestoları, yaşam alanların tahrip edilmesine karşı ortaya çıkan yaygın tepkiler işçi ve emekçi halkların mücadelesinin yükseleceğini ve sertleşeceğini göstermektedir. 2022 1 Mayıs’ı bütün bu tepkilerin yaygın ve güçlü bir biçimde dile getirildiği bir 1 Mayıs oldu ve bu durum uluslararası işçi sınıfının ve emekçi halkların sermayenin saldırılarına boyun eğmeyeceklerin bir kanıtı oldu. Uluslararası işçi sınıfı ve dünya halkları daha sert mücadelelerin eşiğinde ve bu durum mücadeleci kesimlere daha büyük bir sorumluluk, enerji ve yetenekle mücadele etme görevi yüklüyor.