| Yazılar

BİR ÜTÜ ÖYKÜSÜ

Yaşar ATAN

atanyasar@yahoo.de

 

Ben daha 13-14 yaşlarındayken, yani ortaokul 2 nci ya da 3 ncü sınıftayken, gene birgün ŞakireTeyze’min evine gittim. Orada ilk kez gördüğüm bir ablayla karşılaştım. ŞakireTeyze’min kızı  Hanife Abla’nın arkadaşıymış. İkisi de 16-17 yaşlarında görünüyordu…

ŞakireTeyzem ilkin beni bütün dostluğuyla bir güzel kucakladıktan ve kısa bir hoşbeşten sonra, o konuk abladan sözetmeye başladı: “Bak Yaşar oğlum,“ diye başladı ŞakireTeyzem, „bu Abla İzmir’den geldi buraya. Kendisi yakın akrabamız olur… Uzun yıllardır orada oturuyorlar… Geçen gün annesi buraya geldiğinde, onu burada bıraktı birkaç haftalığına…. Zaten daha önce de bu kızımız buraya bir kez gelmişti annesiyle…Ama fazla kalamamışlardı burada. İzmir’de acele işlerimiz var deyip evlerine dönmüşlerdi…

Bu kızımızın adı Şirin! Doğrusu ya, bak, kendisi de adı gibi, çok da „ şirin“ değil mi?„

Bu sözlerden sonra ŞakireTeyzem, Şirin’i kucaklayıp birkaç kez öptü… Sonra da bana dönüp: „Bak Yaşar, Şirin Abla sana İzmir’i anlatsın… Biraz eğlenirsiniz…„ deyip tezgah odasına doğru yürüyüp gitti…

Gerçekten de başbaşa kalınca, biraz şuradan buradan konuştuk Şirin Abla ile… Doğrusu öyle utangaç, sıkılgan biri değildi… Üstelik çok da içtenlikle konuşuyordu…

 

Konuştuğumuz şeylerin çoğunu, haliyle pek anımsamıyorum aradan geçen bunca yıldan sonra. Ama ben ona güzel bir bahçemiz olduğundan ve oraya sık sık gittiğimden; yalnızlığı, kuşları ve .çiçekleri çok sevdiğimden filan sözettim…

Yalnız burada beni o anda çok üzen ve  uygularımı alt üst eden ve de hiç unutamadığım birşey vardı: Zaten tek olan pantalonum ütüsüzdü!..Ve elektrik filan da olmadığı için, elektrikli ütü diye birşey de yoktu… Ben evimizde bir tek pantalonumu ütüleyebiliyordum: O da yatağımdaki üstüne yattığım çarşafın altına pantolonumu yerleştirerek!..Annem de zaten hiç ütü kullanmıyordu! O çağdaki bütün o yaşlı teyzeler gibi..

İzmirli Şirin ile konuşurken, o hınzır pantalonum, sırf beni utandırmak için olacak, beni habire iğneliyordu !..

İşte o gün ŞakireTeyze’min evinden ayrılırken, onların odun közleriyle ısıtıp kullandıkları ütü geldi birden aklıma! ŞakireTeyze tezgah odasında tezgah dövüyordu… Epey sıkılaraktan da olsa, Şirin’e duyurmadan, ilkin Hanife Abla’ya anlattım derdimi… Sonra da onunla ŞakireTeyzemin yanına gidip ütülerini istedim…  İşim bitince onu hemen geri getirecektim!

„Tabii… tabii….“ Dedi Teyzem.“ Götür, istediğin gibi kullan. Ta işin bitince getirirsin… Hiç acele etmene de gerek yok!..“ Sonra tezgahının başından kalkıp ütüyü bir torba içine koyup elime tutuşturdu. Ne varki ütüyü elime tutuştururken, biraz gülümsedi… Ama hınzırca bir gülümsemeydi bu! Sonra da Şirin’in yüzüne baktı aynı gülümsemeyle! Bugün bile o gülümsemeyi hala anımsıyorum…

Ütüyü eve alıp getirdim… Annem pek bir şey anlamadı ilkin. Ben hemen evdeki tek masayı hazırladım… Ocağa yerleştirdiğim odunları köz oluncaya dek iyice yaktım… Yapacağım ütü işinde kullanabilmek için… Ve yaşamımda ilk kez, ütüyü kullanaraktan pantolonumu ve bir gömleğimi ütüledim… Bu arada bana, ütüyü neden ve kimden aldığımı sordu annemle babam. Ben durumu anlattım… Ne var ki „Şirin“ durumunu anlatınca, bizimkilerin davranışları hemen değişiverdi! Demek ütüyü ben o „İzmirli Abla“ için getirmiştim eve!..

O gece annemle babam aralarında, bu Şirin meselesiyle ilgili olarak epeyce konuştular… Bir ara Annem;  o İzmirli Abla’ya kafayı takarsam, derslerimin ters yüz olacağını, artık o parlak öğrencilik durumumun sona ereceğinden filan sözetti…

Bu arada ben de uyuyakalmışım!..

Sabahleyin elimin acıdığını duyumsadım… Çünkü pantolonumu ütülerken bir elimi biraz yakmıştım! Bir süre sonra annem ütüyü torbaya yerleştirdi… Biraz kahvaltı ettikten sonra okula giderken beni usulca kucakladı… Sonra ütüyü götürüp ŞakireTeyzeme vermemi istedi… Bu ütü işiyle uğraşmamamı, gerekirse pantolonumu terziye verip ütületebileceğimi söyledi… Ben durumu iyice sezinlemiştim artık: Onlar, yüzünü bile henüz görmedikleri Şirin Abla’dan huylanmışlardı!  Okuldan çıkınca da doğruca eve gelmemi istedi annem… Bir işleri olduğunu, onu birlikte halletmemiz gerektiğini söyledi…

Böylece „ŞirinAbla“ya giden bütün yolları kapatmışlardı!

Daha sonraları, yani Şirin Abla İzmir’de oturan ailesinin yanına döndükten sonra, haliyle ŞakireTeyzemle dostluk ilişkilerimiz öylece, aralıksız olarak sürüp gitti…

Ne varki Şirin Abla, Şakire Teyze’min yanından ayrılırken, bana  selam bırakmış…