| İsviçre | Manşet

%99 İnisiyatifi ve ardında kalanlar

%99 İnisiyatifi 26 Eylül‘de yapılan halk oylamasında ret edildi. Ülke genelinde kabul yönünde aldığı oy oranı %35 civarında kalırken, Basel, Cenevre, Bern gibi kantonlarda kabul oyu %40 – % 50 Aralığında ülke ortalamasının üzerinde yer aldı. Ortaya çıkan bu sonuçlar doğal olarak inisiyatif oluşturanları ve inisiyatif karşıtlarını sonuçlar üzerinden değerlendirmelerde bulunmaya yöneltti.  İnisiyatifi oylamaya götüren Juso’ya göre;  her ne kadar kabul için yeteri derecede oy alınmadıysa da tüm kampanya süresince ülkenin gerçekliğine, emek ve sermaye arasındaki gelir dağılımı uçurumuna dikkat çektirme ve konunun geniş çevrelerce tartışılmasını sağlama olanağı doğdu ve bunda başarı sağlandı.  İnisiyatif karşıtı sermaye partileri birliği ve işverenler birliği diğer sermaye örgütleri ise durumdan memnun bir şekilde ayrıcalıklı durumlarının geliştirilip ilerletilmesini bir tutumla kamuoyunun önüne çıktılar.

Oylamaya konu olan vergilendirme ve içeriğine geçmeden önce SP’nin gençlik örgütlenmesi Juso’nun öne çıkan bazı tutumlarına değinmekte fayda var ve bu tutum %99 inisiyatifinin de ortaya çıkmasına götüren verileri içeriyor.  Son 5 yıllık sürede Genç Sosyalistler (Juso) izledikleri rotayla SP bünyesinde ve kamuoyunda birçok tartışmanın da önünü açmışlardı. Öncelikle parti programı çerçevesinde sınıf savaşı vurgusunun yer alması üzerine sürdürülen tartışmalar, demokratik sosyalizm hedefi ve bunun %20’ler civarında oy alan bir parti içerisinde cereyan etmesi, taleplerin sosyal reformcu çerçevesine rağmen İsviçre burjuvazisi için oldukça endişe vericiydi. Üzerine ölü topağı atılmış bazı kavramlar yeniden gündeme geliyor ve tartışılıyordu. Bu yönlü değerlendirmesinde Juso’ya hak vermek lazım.  Zürih Kantonu yönetiminde yer alan SP’li Mario Fehr’in partisinden SP sola kayıyor iddiasıyla istifa etmesi, SP’nin sağ kanadında ve SP dışı odaklarda Juso SP’ye zarar veriyor propagandasının yaygınlaştırılmasını da beraber getirdi.  Ayrıca gençlik örgütlenmelerinde beliren ve burjuvazinin benimsediği politik anlayışın dışına çıkan eğilimlerin kontrol altına alınması ve ‘zararsız’ hale getirilmesi için içerden ve dışarıdan basınç uygulayabilecek her türlü faktörün devreye koyulduğu bu dönemde Juso’nun gelir dağılımı, vergi reformları konusundaki eşitsizliklere daha çok dikkat çeken yönelim içine girmesi bu konularda adım atma çabasını da beraber getirdi. %99 İnisiyatifi de bu sürecin ürünü olarak ortaya çıktı. Juso içerisindeki eğilime bakıldığında ise benzer inisiyatiflerin önümüzdeki dönem farklı biçimlerde gündeme gelmesi beklenebilir.

%99 İnisiyatifi’nin yeterli imzayı alıp oylamaya sunulacağı kesinleştikten sonra sermaye örgütleri onların lobici kurumları ve temsilcileri ağız birliğiyle karşı saldırıya geçtiler. Bu çevreler ağırlıklı olarak İsviçre’de refahın kaynağını dışarıdan gelen sermaye olarak göstererek, sermaye kaçarsa refah da olmaz algoritması üzerine kurdukları söylemle halkı etkilemek için muazzam ekonomik olanaklarıyla da güçlü bir kampanya yürüttüler.  Çıkarılan gürültüyle hedeflenen aslında gerçeklerin gizlenmesiydi. İsviçre’nin vergi gelirleri yıllık 146 milyar frank yıllık ve gayri safi milli hasılanın yaklaşık %20’sine tekabül ediyor. İnisiyatife konu olan faiz ve temettü vergisi ise 146 milyar vergi gelirinin yaklaşık %8’ini oluşturuyor yani yıllık 11,5 milyar frank. Yani vergilerden elde edilen hazine gelirini ülkenin emekçileri bil fiil çalışarak üretiyorlar. Juso inisiyatifi faiz ve temettü gelirlerinin 1,5 kat fazlasıyla vergilendirilmesini istiyor, elde edilecek ek gelirle de düşük gelirlilerden vergi indirimine gidilmesini talep ediyordu. Bunun üstüne yaygara koparan, vergi gelirlerimiz düşecek diyen burjuva Federal Konsey şimdi damga vergisini, sanayi mallarına uygulanan gümrük vergisini ve çeşitli tarım ürünlerine uygulanan vergileri kaldırıyor. Bu sebeple hazinede oluşacak gelir eksikliğinin de faturasını çalışan emekçi yığınlara kesmiş olacak. Kamu hizmetlerinde tasarruf, sağlık ve eğitimde kısıtlamalar ise sermayeye vergi indirimleri engellenemezse emekçi kitleleri bekleyen sonuçlar olacaklar.

Bütün bu olgular önümüzdeki dönem açısından gerçekleşmesi muhtemel olaylar hakkında da oldukça fikir verici. Federal Konsey eliyle bir taraftan sermaye lehine düzenlemeler yapılırken, işçiler ve çalışanlar için kemer daha da sıkılacak. Böyle olmaması için ise oylama dönemlerine sıkıştırılmış çalışma ve kampanya biçimlerinden çıkıp, daha yaygın günlük ve etkili bir tarzın hâkim kılınması ve buna karşı mücadele eden kesimler açısından da bunun ortaklaştırılması tek çıkar yoldur. (arkadaş)