Yaşar Atan- Troya`ya İsteksiz Gittiler

12

atanyasar@yahoo.de

Eskiçağdan günümüze, bütün sanat dallarına, bilimlere, felsefeye… esin kaynağı olan Yunanlı kral Odisseus’un ve Ahilleus’un katıldığı Troya savaşları, hiç unutulmadı. Bu savaşları İzmirli Homeros yazıya döktü; evrenselleştirip ölümsüzleştirdi…
O yüzden Troya savaşlarının özellikle iki kahramanını; Odisseus’la yarı ölümsüz Ahilleus’u biraz yakından tanımak gerekir…

***

Odisseus; Yunanistan kent krallıklarından İtake adasının kralı Leartes’in oğluydu… Ama anası; kral Leartes’le evlenirken o ünlü kral Sisifos’tan gebeydi! Zaten bütün kurnazlığıyla, cin gibi akıllılığıyla da gerçek babası Sisifos’un hık deyip burnundan düşmüş gibiydi!
Gerçekten de dillere destan olduğu gibi, sırf bu yüzden Sisifos, çok ağır bir kayayı yuvarlayaraktan bir dağın doruklarından öte tarafa aşırmakla cezalandırılmıştı tanrılarca…
Odisseus; gerek el işlerinde, gerekse en çetrefil sorunların çözümünde çok becerikliydi. Bir işe girişmeden önce bin kez düşünenlerdendi! Zaten babası Leartes de yaşlanınca, Odisseus’a bıraktı tahtını…

HELENA EŞİNİ KENDİ SEÇECEKTİ!

Odisseus kral olunca, güzel Helena’yla evlenmek isteyen kralların ve prenslerin arasına o da katıldı… Ne var ki damat olamayacağını sezinleyince de, şöyle bir öneri attı ortaya: “Güzel Helena, özgürce seçeceği kişiyle evlensin. Başına birşey geldiğinde de herkes ona arka çıksın!” Bu öneri bütün adaylarca uygun görüldü. Bunun üzerine Helena, kral Menelaos’u eş olarak seçti. Odisseus da gidip Helena’nın yakın akrabası, güzel Penelopeya ile evlendi. Bu evliliklerinden Telemahos adlı bir oğlan çocukları oldu…
Gerçekten Odisseus, savaş düşkünü bir kral değildi. O; bu dünyanın nimetlerine bağlı, sürüleriyle ve toprakla uğraşmayı seven, doğanın gizemlerini çözmeye çalışan biriydi. Sorunların çözümünde en başta kendine güvenirdi hep. Üstelik diğer krallar gibi, komşu halkları savaş yoluyla sömürmeyi de düşünmedi hiç…

AFRODİT, HELENA’YI YÖNLENDİRDİ

O yüzden de yurttaşları ve çok sevdiği çoluk çocuğuyla sorunsuz yaşayıp gidiyordu… Ne var ki günün birinde evli barklı güzel Helena; tanrıça Afrodit’in yarmaz Eros aracılığıyla saldığı aşk oklarına dayanamayıp Troya prensi yakışıklı Paris’le; Troya sarayına gelin gitti! Bunun üzerine Başkral Agamemnon da; Odisseus’un bir zamanlar kabul edilen önerisi uyarınca, Helena’nın namusunu temizlemek üzere açacağı savaşa, bütün kent krallarının katılmasını istedi.

Kent kralı Odisseus da; yıllarca karısından, çocuğundan ve de halkından ayrı kalmayı düşünmek bile istemiyordu. Üstelik bu savaşı çıkaran Başkral Agamemnon’un gerçek niyetinin ne olduğunu göremeyecek denli safdil de değildi!.. Ne ülkesini ne de yurttaşlarını ilgilendirmeyen ve zaten iğrendiği şavaş denen o iğrenç bataklığa saplanmamak için, kendisini almaya gelen Başkral Agamemnon’un elçilerine delirmiş gibi davrandı. Deniz kıyısındaki kumların üstüne tuz ekti. Sonra da çifte koştuğu öküzleriyle, kumlu sahili sürmeye başladı… Ne var ki kendisini izleyen elçilerden birinin kafası bu oyuna pek yatmadı! Bu yüzden öküzlerin geçeceği yere Odisseus’un oğlu Telemahos’u koydu! Haliyle o da oğlunu çiğnetmemek için hemen hayvanların yönünü değiştiriverdi!.. Böylece kendini ele veren Odisseus, savaşa katılmak zorunda kaldı!..

AHİLLEUS’UN YAZGISI TOPUĞUNDAYDI.11

Ege denizinin dibindeki paslanmaz yosun yeşili bir konakta oturan ayağı gümüş halhallı tanrıça güzel Tetis de, savaşları hiç sevmiyordu. O yüzden de oğlu yarı-ölümsüz Ahilleus’un bu savaşa katılmasını istemeyenlerin başında geliyordu! Kendisi ölümsüz bir tanrıça olmasına karşın, babası ölümlü bir insan olduğu için oğlu Ahilleus yarı ölümlüydü. O yüzden biliyordu ki, oğlu bir gün patlayacak Troya savaşına katılırsa, Troya düşecek ve oğlu büyük bir ün kazanacaktı… Ama savaş sırasında da, topuğundan vurulup gencecik ölecekti!.. İşte bütün bunları bildiğinden Tetis; oğlu Ahilleus’u ölümsüzlüğe ulaştırmak için daha bebekken onu ayak bileğinden tutup harlak ateşler üstünde tavlamış, ölümlü hücrelerini yoketmişti. Ama eliyle tuttuğu topuğu ateş görmediği için, orası silahlara karşı en duyarlı yeri olarak kalmıştı! Katılacağı bir savaşta topuğundan vurulup öleceğini bildiğinden, onu hep kız çocukları olan kral Likomede’nin sarayına göndermişti. Ama Troya savaşı başlayınca da ünlü bilici Kalhas, Başkral Agamemnon’a; Ahilleus olmadan Troya’nın düşmeyeceğini söyledi ve kız kılığında onun saklandığı yeri de açıkladı!.. Bunun üzerine Başkral Agamemnon; yazgının bir cilvesi olarak, Ahilleus’u kızların arasından bulup çıkarma görevini kurnaz Odisseus’a verdi!

AHİLLEUS HEMEN SİLAHLARA BAKMIŞTI!

Kurnaz Odisseus da bohçacı bir kadın kılığına girdi; çok çekici rengârenk giysiler ve takılarla doldurduğu bohçasının içine, biriki tane de pırıl pırıl yanan silah koydu ve gençkızların oturduğu saraya gitti. İşte bir gençkız kılığındaki Ahilleus; bohça açılınca, büyük bir ilgiyle hemen silahları eline alıp incelemeye başladı!..
Böylece Ahilleus da kendini ele vermiş oldu…
Artık Troya’yı yağmalayacak ve sonunda ateşe verecek orduların komutanlarından biri olacak gücüne erişilmez Ahilleus da Odisseus örneği, böylece savaşa bulaşmış oldu…
Bu savaş, hem kendilerinin hem de Akdenizli kardeş halkların yaşamlarını ve uygarlıklarını altüst edecek o ilençli savaşların en ünlüsü olarak hiç unutulmayacaktı…

OoO

Bu ay da çileli Macar ozan Attila JOZSEF’in bir şiiriyle biraz başbaşa kalalım, diyorum.

***

BEN BAHÇIVAN OLACAĞIM

Ağaçlar yetiştireceğim bahçıvan olunca
Güneşle bir, hop ayakta hop yatakta.
Artık umurumda değil diyeceğim dünya,
Dikip suladığım o çiçekler dışında…

Diktiğim çiçeklerin hepsini,
Hiç ayrımsız öylece seveceğim.
Isırganotu bile olsa hani onlardan biri,
Ona da başımın tacı diyeceğim…

Ağzımda pipo, arada süt içerekten,
Adım gibi herşeyi temiz tutacağım.
Uzak olacak her tehlike, uzak benden
Artık o toprakla iç içe, harman olacağım.

Gerçekten böyle yapmalı, hep böyle,
Hem günbatımında, hem gündoğumunda…
Dünyamız tuzla buz olduğu zaman,
Bir çiçek bulunsun diye son yatağında.

(Çev. Yaşar ATAN)

oOo

Mitolojiye ilgi duyan okurlarıma, aşağıdaki kitaplarımı öneriyorum:

*. “AKDENİZLİ TANRILAR” (Yaşar Atan)

** “AKDENİZ MİTOLOGYASINDAN EFSANELER” (Yaşar Atan)

*** “HOMEROS’UN İZİNDE-TROYA’DAN SAVAŞ EFSANELERİ “(Yaşar ATAN)