Yaşar ATAN- MÜZİSYEN ORFEUS

5

atanyasar@yahoo.de

 Müzisyen Orfeusun sevgilisi güzel Euridike; kötü niyetli bir delikanlıdan kaçarken, üstüne bastığı bir yılanın sokmasıyla , tanrı Hades’in ülkesine göçüp gitti…

Sevgilisi müzisyen Orfeus da, lirini çala çala, Ölüler Ülkesi’ni yöneten karı-koca tanrıların; Persefone ile Hades’in yanına varabildi.

 

SEVGİLİSİNİ ÖLÜLER ÜLKESİ’İNDEN GERİ GETİRECEKTİ..

Tanrı Hades’i yumuşatıp sevgilisini yeniden dünyamıza getirebilmek için neler neler döktürmedi ki lirinden! Sevgilisiyle daha yaşayacakları çok şeyler olduğunu dillendirmeye çalıştı. Orfeus’un ezgilerinden, Hades’in karısı, tanrıça Persefone etkilendi daha çok. Çünkü Persefone’nin de benzer şeyler geçmişti başından!.. Şimdi yanında duran kocası sevimsiz Hades, daha yeniyetmeliğindeyken onu dünyadan kaçırıp getirmişti buralara!.. Bu yüzden genç yaşında buraya düşen talihsiz Euridike’ye çok acıdı tanrıça Persefone. Orfeus’un onu birsüreliğine dünyaya alıp götürme isteğini destekledi ve kocası Hades’i de bu konuda yumuşattı. Ne var ki Orfeus’la sevgilisi Euridike dünyaya dönerlerken yanlarında gözlemci olarak kılavuz tanrı Hermes de bulunacaktı ve Ölüler Ülkesi’nden çıkana dek, Orfeus arkasına dönüp sevgilisine bakmayacaktı! Çünkü Hades; yeniden dünyaya dönüş yolunu kolaylaştırılırsa, sonunda Ölüler Ülkesi’nde kimseler kalmayacaktı!..

BULUTLARIN ÜSTÜNDE YÜRÜYORLARDI.

 Orfeus önde, Euridike arkasında olmak üzere, kılavuz tanrı Hermes’in eşliğinde dünyaya dönüş yolculuğuna başladılar. Bulutların üstünde yürüdükleri için, ayak seslerinin duyulması da sözkonusu değildi!..

Bu çok uzun yürüyüş sırasında Orfeus; bütün direncini kullanıp ardına dönüp bakmadı hiç… Artık Ölüler Ülkesi’nin  çıkış kapısına  ulaşmışlardı. Bir an tanrıların uyarılarını unutup sevgilisi Euridike’ye dönüp bakıverdi!… Bakar bakmaz da Euridike, yeniden gerisingeri dönmeye başladı! Bir yandan da;

“Bu ne çılgınlık böyle, seni beni yokeden?

İşte gene gidiyorum gerisingeri, elveda!

Uzata uzata ellerimi sana…”diye çığlıklar atıyordu…4

Sis-duman bulutları içindeki Euridike, ölü ruhlarına tutunaraktan yeniden Orfeus’una kavuşmak için geriye dönmek istese bile, cehennemin kapısındaki dört başlı bekçi köpek Kerberos ve cehennemi çevreleyen ırmağın sandalcısı Haron, artık ona dünyaya dönüş izni vermeyecekti!

Artık tek başına kalan Orfeus; Ölüler Ülkesi’ni çevreleyen Stiks Irmağı’nın kıyılarında, tam dokuz gün dokuz gece, lirinden döktürdüğü ezgilerle tanrılara yalvardı; hep Euridike’sinin dönüşünü bekledi. Gelmeyince de, tek başına  dünyamıza döndü. Artık dağlara bayırlara vurdu kendini; çalgısıyla hiç duyulmadık ağıtlar yaktı… Sonra Makedonya’daki Sitrimon Irmağı’nın kıyısındaki havada asılı bir kayanın altına oturup tanrılara ve onların çizdiği acıyazgısına ağıtlar yağdırdı.

ARTIK DÜNYAMIZA GERİ DÖNEMEZDİ.

Sevgilisi Euridike için dillendirdiği ezgilerle büyülenen Trakya bölgesinin güzel kızları, Orfeus’un ardısıra koşuşup durdular. Ama o hep Euridike dedi! Gene bu arada şarap tanrısı Diyonisos’un alayındaki Maynad’lar denen güzel kadınlar da vuruldu ona; nereye gittiyse izlediler Orfeus’u. Ama bir türlü gönlünü çelemediler onun. Maynad’ların bu ezikliği, birsüre sonra büyük bir öfkeye dönüştü… Bu yüzden de Orfeus gene elinde çalgısı; Trakya’daki Hebrus Irmağı kıyılarında yanık yanık Euridike’sine olan aşkını dillendirirken, ellerindeki taşlarla sopalarla ona saldırdılar ve ırmağa attılar. Orfeus’un sulara kapılan bedeni, “Euridike…bahtsız Euridike…”diye başlayan ezgiler döktürüyordu aralıksız! Sular üstünde yol alan liri de; “Euridike… Euridike… melodisini çalıyordu inleye inleye… Orfeus’un bedeni bu ezgileri dillendire dillendire, Ege Denizi’ne ulaştı. Oradan da, sürüklene sürüklene, Midilli adasında karaya vurdu…

Trakya bölgesinin her yerinde Orfeus’un ölüsünü arayan teyzeleri güzel esinperileri Musa’lar; bir duyum üzerine Midilli adasına geldiler. Orada buldukları Orfeus’un bedenini, Trakya’daki Dium kentine götürüp gömdüler…

Bu kentteki mezarından başka, tanrı ve tanrıçaların oturduğu Olimpos dağına yakın bir yerde de mezarı vardı Orfeus’un…

BİR YILDIZA DÖNÜŞTÜ ÇALGISI…

Orfeus’a duyulan sevgi ve saygı; kısa sürede dinsel bir tapınıma dönüştü dünyamızda. Haliyle Orfeus’un kendisi de, tanrı Hades’in yönettiği Ölüler Ülkesi’ndeki Euridike’sine kavuştu. Bu arada  teyzeleri olan güzel esinperilerinin tanrı Apollon’a yalvarıları sonunda, onun olağanüstü ezgiler döktüren çalgısı, gökyüzünde bir yıldıza dönüştü…

Bu dönüşümden sonra aradan geçen binyıllar içinde de bütün soylu ozanlar; Akdeniz göklerindeki yıldızların birinden, bazı geceler usul usul, çok dokunaklı ezgiler döküldüğünü duydular.

Ve bütün bu duyduklarını da şiirlerinde, bestelerinde dillendirmeye çalıştılar

   OoO

Mitolojiye ilgi duyan okurlarımıza, aşağıdaki kitapları öneriyoruz: 

* “HOMEROS’UN İZİNDE-TROYA’DAN SAVAŞ EFSANELERİ”   (Yaşar Atan) 

** “AKDENİZLİ TANRILAR” (Yaşar Atan)

*** ” İNSAN VE TRAGEDYA (ANDRE BONNARD” (Çev. Yaşar ATAN – 2. Baskı)