Yaşar Atan- Hekimliğin Tanrısı Asklepyos

3

yasar_atan@yahoo.de

Zorbalığıyla ünlü kral Flegyas’ın kızı Koronis, gerçekten de çok güzeldi; üstelik babasına inat, çok iyi yürekliydi… Zamanının çoğunu, güzel düşünceler kuraraktan, kırlarda geçiriyordu… Bu kır gezintileri sırasında birgün, dünyamızın ormanlarını, bayırlarını çok seven müzisyen ve ozan tanrı Apollon’la karşılaştı… Ve Apollon; şiirleriyle, ezgileriyle bu güzel kızı büyüledi. Herkeslerden gizli, unutulmaz serüvenler yaşadılar.

BİR KEÇİ, SÜTÜYLE BESLEDİ ASKLEPYOS’U BEBEKKEN…

Güzel Koronis; tanrı Apollon’dan gebe kalınca, babasından çok korktuğu için, gizlice doğurduğu bebeğini, bir dağbaşına bıraktı…
Güzel Koronis’in dağbaşına bıraktığı bebeğine bir çobanın keçisi kendiliğinden süt vermeye ve köpeği de ona bekçilik etmeye başladı. Köpeğini ve keçisini günlerce arayan çoban, sonunda onları ışıklar saçan bir bebeğin yanında buldu. Ve çoban, ışıklar saçan bu bebeğin tanrısal bir varlık olduğunu sezmekte gecikmedi… Onu hemen kucakladığı gibi evine götürdü. Çobanın Asklepyos adını verdiği bu bebeğin bakımıyla, perikızları da ilgilenmeye başladılar….
Tez serpilip büyüyen Asklepyos; bakıcısı ve eğitimcisi Atadam Heyron’dan, doğal bitkilerle pek çok hastalığı iyileştirme yöntemlerini öğrendi… Onun yaşadığı Epidauros kentindeki halk; ünlü bir hekimlik okulu da olan bir tapınak kurdu çok sevdikleri Asklepyos adına. Daha sonraları Ege’deki bazı kentlere de, Asklepiyeyon denen bu tapınak ve iyileştirme merkezlerinin benzerleri kurulacaktı…
Bunların en ünlüsü, Bergama’daydı. Bu sağlık merkezinde; fiziksel iyileştirmelere ek olarak, eğlence ve kültüre dayalı yöntemler de uygulanıyordu. Anadolu’ya özgü bu hekimlik merkezlerinin benzerleri; birçok ülkede de kurulacaktı…

BİR OT, ÖLÜ YILANI DİRİLTTİ…

Asklepyos’un yaşadığı yıllarda, bazı umarsız hastalar onun tapınağına gelirler, geceyi orada geçirirlerdi. Bu hastaların söylediğine göre hekim tanrı Asklepyos, onların düşlerine girip gereken ilaçları söylerdi… 1
Bir söylentiye göre de bu tanrı hekim Asklepyos; ünlü Glaukos’u iyileştirecek ilacı bir türlü bulamıyordu. Arayıp taramaktan bunaldığı bir sırada, aniden önünde bir yılan belirdi. Büyük bir korkuya kapılan Asklepyos, bir taşla yılanı öldürdü. Bu kez ortaya çıkan bir başka yılan gelip bu ölü yılanın üstüne bir ot koydu: Ölü yılan aniden dirildi ve iki yılan, dolana dolana, odadan çıkıp gittiler!… İşte Asklepyos, yılanı dirilten aynı otla, Glaukos’u iyileştirdi! Bu olaydan sonra yılanın, hastaya iyi gelecek bitkiyi gösterdiği inancı yerleşti… O yüzden de yılan; o çağlarda olduğu gibi günümüzde de, artık hekimliğin simgesine dönüştü…

Gene bu hekim tanrı Asklepyos; tanrıça Atena’nın kendisine verdiği Gorgo denen canavarın kanıyla, ölüleri bile diriltmeye başladı!.. Yeraltı Ölüler Ülkesi’nin sevimsiz tanrısı Hades; bu gidişle Ölüler Ülkesi’nin kepenklerini indirmek zorunda kalacağını anlamakta gecikmedi!.. Hemen Baştanrı Zeus’a gidip durumu ayrıntılarıyla anlattı. Konuşurken bir yandan da ağlayıp sızlanıyordu. Baştanrı Zeus, sevimsiz ölüm tanrısı Hades’in sızlanmalarına hak verdi. Çünkü akıllarını kullanıp bilimlerle aydınlandığı zaman, kendisine bile meydan okuyacaklarını çok iyi bildiği insanoğullarının, bir de ölümsüzlüğe ulaşmasını haliyle düşünmek bile istemiyordu!.. Bu yüzden Zeus, doğanın gizlediği ilaçlarla ölümün bile önünü kesmeye kalkan hekimliğin tanrısı Asklepyos’u, Olimpos’tan saldığı bir yıldırımla yaktı!

ASKLEPYOS, SAĞLIK TANRIÇASI KIZINI DÜNYAMIZA ARMAĞAN ETTİ.

Tanrı Asklepyos; ardında kızı ve aynı zamanda yardımcısı olan sağlık tanrıçası Higiyeya’yı (*) bıraktı insanlığa armağan olarak. Ne var ki Asklepyos’un babası tanrı Apollon da, Baştanrı Zeus’un bu şekilde oğlunu yıldırımlarla yakıp kavurmasına çok içerledi. O da gidip yeraltındaki demirci işliklerinde yıldırımlar üretip Zeus’a sunan Tepegöz denen Kikloplar’dan birkaçını öldürdü!.. Haliyle bu olaya öfkelenen Baştanrı Zeus, bu kez de Apollon’u, bulutların üstündeki Olimpos Tanrılar Ülkesi’nden kovup dünyamıza sürgün etti… Zeus’un buyruğuyla tam bir yıl Yunanlı kral Admetos’un buyruğunda köle olarak çobanlık yapmak zorunda kaldı tanrı Apollon!…- Ne var ki Apollon da, dünyamızın güzelliğiyle ilgili en içten ezgilerini ve şiirlerini, bu kölelik sürecinde üretti…
Bir süre sonra cezası biten tanrı Apollon’la Baştanrı Zeus barıştılar… Bu barışmanın onuruna Baştanrı Zeus; hekimliğin tanrısı insansever Asklepyos’u, gökyüzünde hiç sönmeyen ve hekimliğin menzil feneri olacak, çok parlak bir yıldıza dönüştürdü…
(*) Bu ad,“sağlık, temizlik” anlamında, Avrupa dillerine geçti. O yüzden Yunanca hygieia, Fransızca hygiene, Almanca Hygiene; İngilizce hygiene, hep aynı anlama geliyordu …

oOo

Bu kez de tanrıça Afrodit’ten bir esinti…

***

AFRODİT’İN HARİTASI

Gün doğmamışsa bile uyandığında
Dağıtacaksın az ötedeki bulutları
Kaleminle fırçanla
Yeşile boyayacaksın dağları
Ve gökyüzüne masmavi halılar yayacaksın
Hani ürkmesin diye güneşin atları

Tanrıça Afrodit o evren güzeli
Hani çok sever yanık şiirleri
Yeter ki aşk koksun çığlık çığlığa
Eğilip bakar hemen penceresinden
Zeytin portakal tarlalarına dünyamızdaki
Çizer o günün aşk haritasını
Başlar ilk üretim el ele
Ve ilk bölüşüm kardeşçe.

Yaşar ATAN

***

Mitolojiye ilgi duyan okurlarımıza, aşağıdaki kitapları öneriyoruz:

* “HOMEROS’UN İZİNDE-TROYA’DAN SAVAŞ EFSANELERİ” (Yaşar Atan)

** “AKDENİZLİ TANRILAR” (Yaşar Atan)