Yaşar ATAN- HALKIYLA YENİDEN BULUŞACAKTI

atanyasar@yahoo.de

İtake adası kralı Odisseus, on yıl süren Troya savaşından sonra ülkesine hemen dönemedi…

Çünkü denizlerin ve anakaraların gizemlerini çözmeye kalkan serüvencileri çiğ çiğ yiyen, tek gözlü dev Polifemos’un gözünü kör etmişti!.. Polfemos da, denizler ve karalar tanrısı Poseydon’un oğluydu.  O yüzden de eli yabalı tanrı Poseydon; Odisseus’un ülkesine dönüş yolculuğu sırasında gemilerinin önünü sürekli kesiyor; saldığı kasırgalarla onları birer-ikişer batırıyordu!..

Son olarak sığındığı kimsesiz bir adada, tek başına oturan tanrıça Kalipso da, Odisseus’a deli divane vuruluverdi! Tanrıça artık onunla aynı adada yaşamak istiyordu. Tam yedi yıl salmadı Odisseus’u baba toprağına!.. Haliyle kral Odisseus’un karısı güzel Penelopeya, oğlu Telemahos ve de halkı, Odisseus’un sağ salim dönüşünü bekiyorlardı yıllardır…

GÜNDÜZ ÖRDÜĞÜNÜ GECE ÇÖZERMİŞ4

Ne var ki onun öldüğünü düşünen gerek İtake krallığında, gerekse Ege’deki krallıklarda doğuştan soylu geçinen birsürü prens ve ünlü kişiler, kraliçe Penelopeya’yla evlenebilmek için gelip onun sarayına çöreklendiler!.. Penelopeya da, sürekli kendi elleriyle ördüğü bir kumaşı bitirdikten sonra, kiminle evleneceğine karar vereceğini söylüyordu hep. Ne var ki Penelpeya; gündüzleri ördüğü kumaşı geceleyin, bir çıra aydınlığında gizlice çözüyordu!.. Ertesi gün yeniden başlıyordu örgü işine!.. İşte bu yüzden de o soylu asalaklar; Odisseus’un konağını yurt edinmişler, onun nesi var nesi yoksa yiyip içiyor, günlerini gün ediyorlardı!..Onlara sorarsanız, her biri sözde Penelopeya’nın ördüğü kumaşın bitmesini bekliyordu!..

Bu arada hep aklını kullandığı için Odisseus’u çok seven akıl tanrıçası gök gözlü Atena; babası Baştanrı Zeus aracılığıyla, tanrılar kurulundan artık Kalipso’nun Odisseus’u özgür bırakması konusunda bir karar çıkarttı. Sonra da hemen Odisseus’un dostu kral Mentes kılığına bürünüp doğruca onun konağına gitti… Onu konağa buyur eden Odisseus’un oğlu yeniyetme Telemahos, konuğunun tanrıça Atena olduğunu haliyle bilmiyordu. Atena’nın amacı; halkın ürettiklerini yıllardır silip süpüren bu arsız damat adaylarını, Odisseus’un konağından kovdurmaktı…

Kral Mentes kılığındaki tanrıça Atena, arsızca eğlenen bu adamların kim olduğunu sordu Telemahos’a. O da; “Bak konuğum, madem babamın çok yakın dostusun, senden hiçbir şeyi saklayamam, “ diye söze başladı. “Ben mutlu bir adamın oğlu olmak isterdim! Neylersin ki babam, ölümlülerin en karayazgılısıydı!”

Bunun üzerine tanrıça Atena, Telemahos’un içindekileri iyice öğrenmek için onun öfkesini daha da şahlandıracak sorular sormaya başladı: “Demek Penelopeya senin gibi güzel bir oğul doğurmuş! Şimdi sen bana açıkça anlat: Bu şölen, bu kalabalık nedir böyle? Kimdir, nerelidir bu adamlar? Düğün dernek mi var sarayınızda yoksa?”

ZORLA TROYA’YA GÖTÜRMÜŞLER

Bu sözler üzerine Telemahos; “Madem dostça ilgilendin, sana herşeyi anlatayım, sevgili konuğumuz,” diye yeniden söze başladı. “Kral olan babam halkıyla çok iyi anlaşıyor, ükesini güzel güzel yönetiyormuş. Anam da, halk da çok mutluymuş. Bildiğin gibi Agamemnon denen Yunanistanlı Başkral, sözde o ünlü Helena’nın namusunu temizlemek için Troya’ya savaş açınca, babamı da savaşa götürmek istemiş. Ama babam; Başkral Agamemnon’un amacının Troya’daki hazineleri ve köle olacak gençleri ülkesine getirip yakınlarına peşkeş çekmek olduğunu sezince, savaşa katılmak istememiş! Hattâ anlattıklarına göre, bir deli kılığına girmiş. Kumların üzerine tuz ekmiş, sonra sabanla sürmeye başlamış! Ama inandıramamış!..Her neyse, hiç değilse bir mezarı olsun isterdim babamın!..On yıl süren  savaştan sonra gemileriyle buraya dönerken, tanrıların kurduğu tuzaklara düşmüş olmalı. Kimbilir, belki de kasırgalara kapılıp deniz diplerinde yitip gitmiştir… İşte bu yüzden gerek ülkemizdeki gerek komşu ülkelerdeki soylu kişiler, babamın artık öldüğünü düşündüklerinden anamla evlenmek istiyorlar! Anamsa böyle bir evlilik istemiyor! Damat adaylarını sürekli oyalıyor! Ama bu soylu keneler de burayı artık yurt edindi. Velhasıli hem bizim evimizdeki, hem de ada halkının bütün ürettiklerini arsızca yiyip içmekteler!..” 

5Yeniyetme Telemahos’un gözleri dolarak anlattıklarını tanrıça Atena, can kulağıyla dinledi ve olup bitenlere çok canı sıkıldı… Telemahos’un üzüntüsünü biraz hafifletmek için, babası Odisseus’un ülkesine kesinlikle döneceğini söyledi. Ne var ki bu sömürgen asalaklar herşeyi tamtakır kurutmadan, hemen yapılması gerekli şeyler konusunda öğütler vermeye başladı: “Bir baba dostu olarak beni dinlersen, sevgili delikanlı, hemen yarın bu adadaki dostlarını toplantıya çağır, derim sana. Onlara olup bitenleri açık açık, bana konuştuğun gibi anlat. Hep birlikte bu heriflerin buradan çekip gitmelerini sağlayın. Yok, anan ille de kalsınlar, beklesinler diye diretirse, ona babasının evine dönmesini söylersin. Düğünü orada hazırlansın, çeyizi orada düzülsün!..”


ONUN DENİZLERE AÇILMASINI İSTEDİ

Tanrıça Atena bunları söyledikten sonra biraz soluklandı ve hemen dayalı döşeli sağlam bir gemi hazırlatmasını, güvendiği yirmi kadar adamı da yanına alıp doğruca denizlere açılmasını öğütledi Telemahos’a. Uzaklara açılıp babasını sorup soruşturmasını; özellikle troya’dan ülkesi Sparta’ya yeni dönen ve Helena’nın kocası olan sarışın Menelaos’la konuşmasını önerdi. “Hiç kuşkusuz, babanın yakında ve kesinlikle buraya döneceğini öğreneceksin… O artık sizlerle, halkıyla yeniden buluşacak…Bu asalakların da üstesinden gelecek!..” deyip sözünü bağladı…

Birden dile gelmez umut yelleri esmeye başladı Telemahos’un yüreğinde… Candan ve sımsıcak bir dost olarak benimsediği konuğuyla uzun uzun kucaklaştı… (*)

 oOo

 (*) Mitolojiyle ilgilenen okurlarımıza aşağıdaki kitapları öneriyoruz:

-.AKDENİZLİ TANRILAR (Yaşar ATAN– .Baskı)

- AKDENİZ MİTOLOGYASINDN EFSANELER (Yaşar ATAN)

- İNSAN VE TRAGEDYA (ANDRE BONNARD (Çev. Yaşar ATAN – 2. Baskı