Yaşar Atan- BARIŞ GÜLLERİNE DÖNÜŞECEKTİ KAN

G 335 Adonis ve tanrica afrodit

Troya’dan dönüşünde Odisseus, karısı kraliçe Penelopeya’ya,  Akdeniz ülkelerinde gelenekleşen Adonis şölenlerinden sözetti..

Gerçekten de bu inanışın kökeni, savaş tanrısı Ares‘e dayanıyordu… Zaman içinde barış, toprak ve bereketin simgesi olan Sümer ve Hitit kaynaklı Adonis inancı;  Akdeniz coğrafyalarında etkinliğini aralıksız sürdürdü. Ayrıca birçok ozan ve plastik sanatçının yapıtlarına sürekli esin kaynağı oldu.

KRAL KIZINI ÖLDÜRECEKTİ

Söylenceye göre Kıbrıs kralı Kiniras’ın talihsiz oğluydu Adonis… Mirha  adında, güzelliği dillere destan bir de kızı vardı kralın. Kiniras,  sarayda verdiği bir şölen sırasında, kızının güzellik tanrıçası Afrodit’ten daha güzel olduğu anlamında bir söz kaçırdı ağzından! Bunu duyan Afrodit de;  hemen kral Kiniras’a ve kızı Mirha’ya, yanından ayrılmayan Eros aracılığıyla birbirlerine deli divane tutulmaları için aşk okları göndermeye başladı!… Bu okların etkisiyle kral; kızıyla yasak ilişkiye  girmeye başladı geceleri… Birsüre sonra kızı Mirha’nın gebe kaldığını öğrenince de; olayı örtbas etmek için onu öldürmeye karar verdi. Mirha, babasının bu niyetini sezinleyince, saraydan kaçıp ormanda bir mağaraya sığındı… Kral, onu heryerde aramaya ve aratmaya başladı artık!

BAŞTANRI, GÜZEL MİRHA’YA ACIDI

Kızın bu durumuna acıyan Baştanrı Zeus, tam babasının eline geçeceği bir sırada, onu hemen bir mersin ağacına dönüştürüverdi!. Birsüre sonra da, mersin ağacına dönüşen ve babasından gebe Mirha’nın kabuğundan, bir çocuk geldi dünyaya…

Olayların bu şekilde gelişmesine neden olduğu için çok üzülen tanrıça Afrodit; Adonis adını verdiği bu güzel bebeğin bakımını üstlendi; ona heryerde kol kanat germeye başladı… Üstelik gitgide artan ve karşı durulamaz büyük bir tutkuyla ona bağlı olduğunu da anladı… Artık büyük bir aşkla tutulduğu Adonis, kış aylarında üşüyüp hastalanmasın diye, yeraltındaki Ölüler Ülkesi’nin tanrıçası Persefone’ye geçici olarak emanet etti.  Ne var ki bu kez de Adonis’e vurulan tanrıça Persefone, onu bir daha geri vermek istemedi! Afrodit de çocuğu geri alabilmek için Baştanrı Zeus’a başvurdu. Bu konuda Zeus; “çocuğun kış mevsimine denk gelen dört ayı, yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrıçası  Persefone’yle geçirmesi, ondan sonra gelen dört bahar ayında da, Afrodit’in yanında olması ve kalan diğer dört ayı da istediği yerde geçirmesi” şeklinde bir öneri getirdi. Zeus’un bu önerisini her iki tanrıça da kabul etti.

ADONİS ARTIK AFRODİT’in SEVGİLİSİYDİ

Tez büyüyüp delikanlı olan Adonis, kısa zamanda Afrodit’in yere göğe sığdıramadığı bir sevgilisi olup çıktı! Artık Adonis de kış ayları dışındaki bütün zamanlarını sevgilisi Afrodit’le, dünyamızda  birlikte geçirmeye başladı. Haliyle bu durum, herkesin nefret ettiği ve Afrodit’te gözü olan  savaş tanrısı Ares’in kıskançlığını kamçılamakta gecikmedi… Sevimsiz tanrı Ares, birgün ormanda avlanırken karşılaştığı Adonis’in üstüne çok azgın bir yabandomuzu saldı; domuz delikanlıyı parçalayıp öldürdü… Olayı duyar duymaz Adonis’in yanına   deliler gibi koşaraktan gelen Afrodit; hıçkıra hıçkıra ağladı… Tanrıçanın gözyaşlarıyla Adonis’in kanı birleşip sel gibi akmaya başladı. Ve bu kanlı sel, aktığı bütün yerlerde kıpkızıl aşk çiçeklerine dönüştü. Bu arada ormanda sevgilisi Adonis’e doğru apartopar koşarken Afrodit’in ayağına bir diken batmıştı. Ayağından püsküren kanlar da, çevredeki beyaz gülleri kıpkızıl sevgi ve barış güllerine dönüştürdü…

Adonis’in mezarının bulunduğu Suriye’nin Biblos yöresindeki halk, bir süre sonra Adonis’e tapınmaya başladı. Daha sonraları bir mezhebe dönüşen Adonis inancı; kısa sürede bütün Anadolu’da, İtalya’da ve Atina’da yaygınlaştı. Kıbrıs’taki yabandomuzlarının artık Adonis onuruna kurban edilmesi de sürekli bir geleneğe ve tapınıma dönüştü. Atina’da da, onun onuruna daha değişik törenler düzenleniyordu nisan aylarında..

ÜLKEDEN ÜLKEYE KUTLAMALAR..

Roma çağındaki kutlamalardaysa, Adonis’i temsil eden bir delikanlı; göstermelik olarak ölü döşeğine yatırılıyor; aşktan yana başı gülmemiş kadınlar, bu ölü döşeğinin çevresinde ağlayıp dövünüyor; ağıtlar yakıyorlardı. Göstermelik Adonis’in dirilmesi için Baştanrı Zeus’a yalvarıp yakarıyorlardı!…

Fenike’de de yaygınlaşan Adonis inancı, mevsimlerin özelliklerine uygun düşecek törenlerle kutlanıyordu…Örneğin kış mevsimi sonunda yapılan törenler; yeraltında tanrıça Persefone’nin yanında kalan Adonis’in hemen yeryüzüne dönmesi dileğine uygun olarak düzenleniyordu.

Çünkü ilençli savaş tanrısı Ares’in öldürdüğü Adonis, dünyamıza dönüp sevgilisi tanrıça Afrodit’le buluştuğunda, toprak ve su aniden uyanıyor; kızıl güller ve laleler donatıyordu Akdeniz coğrafyasını… İnsanlığın savaş tanrılarına ve adaletsizliğe isyan ettiği, ama sevgiye, barışa ve kardeşçe üretime dört elle sarıldığı umut ayları başlıyordu…

Böylece Adonis aşkıyla tutuşan halklar; mutlaka ulaşacakları o Altınçağın hasretiyle coşmaya başlıyorlardı…