Yaşar Atan- Barış dağıtacaktı Akdenizli halklara

1

atanyasar@yahoo.de

Troya savaşı bittikten yirmi yıl sonra bi le kral içe Penelopeya’nın kocası kral Odisseus, hâlâ yurduna dönemedi. Onun öldüğünü düşünen çevre kral lıklarındaki bazı egemenler de, kral içeyle evlenmek için sarayına çöreklendi ler… Artık hem sarayın hem de halkın nesi var nesi yoksa, arsızca yiyip içmeye başladılar. Odisseus’un bebekken bırakıp gittiği yeniyetme oğlu Telemahos da, bu asalak damat adaylarından ve anasından habersiz, bir gemiyle babası Odisseus’u deniz ötelerinde aramaya çıktı…

KRALİÇE’NİN DÜŞÜNE GİRDİ TANRIÇA ATENA…

Anası Penelopeya hal iyle oğlunun bu gizl i yolculuğunu öğrenince çok üzüldü… Bütün gün ağlayıp yırtındı. Odisseus’u çok seven tanrıça Atena, bir arkadaşı kılığına bürünüp o gece düşüne girdi Peneopeya’nın. “Ağlama Penelopeya,” dedi, “oğlunu güdüp yeden tanrıça Atena hep yanında onun.” Penelopeya uyandığında yüreği epeyce serinlemişti… Apaydınlık bir düş görmüştü karanlığın içinde çünkü… Bu arada arsız damat adaylarından Antinoos ve oniki yandaşı; İtake’ye yakın iki ada arasındaki o dar boğazda, gemisiyle ve yoldaşlarıyla dönecek Telemahos’un işini bitirmek için o gece pusuya yattılar… O gecenin sabahında, gül parmaklı şafak tanrıçası Eos; gene erkenden uyanıp karaları, denizleri ve de gökleri kızıla, maviye, safran sarısına boyamaya başladı. Ol impos’taki tanrılar da, Baştanrı Zeus’un çağrısı üzerine apartopar toplandılar. Dünyamızda olup bitenler konusunda yeni kararlara varmak üzere, Baştanrı Zeus oturumu açtı.

HER TANRI İSTEDİĞİNİ SÖYLERDİ, AMA…

Ol imposlu tanrılar, bu geleneksel toplantılarda di lediklerini söyleyip öneri ler getirirlerdi getirmesine, ama bunu önemseyip önemsememek Zeus’un o günkü keyfine bağlı olurdu.. İlk sözü baştanrı Zeus’un kızı mavi gözlü tanrıça Atena aldı. “Ey Zeus baba, ey Ol impos’un ölümsüz tanrıları!” diye başladı söylevine. “Öyle anlaşılıyor ki bundan böyle egemenl ik değneği taşıyan kral ların hiçbiri artık hak ve halksever olmasın. Onlardan birkaçı kalkıp da halkının mutluluğu için iyi şeyler yaparsa, onu hemen cezalandıralım! Halkını kırsın geçirsin kral lar. onları köleleştirsinler… Savaşlarda derledikleri insanları köle olarak pazarlamaları, üstel ik biz tanrıları bi le kendi keyiflerine göre kul lanmaları için onları hep koruyalım… Tabi i ki burada ben kral Odisseus’tan söz ediyorum.

NE CANDAN BİR YÖNETİCİYDİ O!

Ne candan bir kraldı o ülkesi için! Bakın şimdi onu halkı da unuttu. Oysa o gençlerini savaşa sürmemek için del i numarası bi le yaptı! Hem kendi ülkesini, hem komşularını savaşın getireceği kırımlardan uzak tutmaya çalıştı hep. Halkının çıkarları için hep aklını kul landı. Tam bir örnek insandı o! Ama şimdi ne oldu?… Zorla katıldığı Troya savaşından dönüşü sırasında gemi lerini, yoldaşlarını tümden yitirdi denizde. Zar zor, iki tahta parçası üstünde sığındığı tanrıça Kal ipso’nun adasında çi le çekiyor şimdi. Tanrıça Kal ipso salmıyor onu ülkesine!.. Karısı Penelopeya ve artık büyüyüp yetişmiş oğlu yıl lardır onu bekl iyorlar… Bu arada egemenler denen asalak keneler onun sarayına çöreklenmiş, nesi var nesi yoksa habire yiyip içiyorlar. O da yetmiyor, halkın sofrasındaki iki lokma ekmeğe de el atıyorlar. Üstüne üstlük karısı Penelopeya’ya göz koydukları yetmiyormuş gibi, babasını aramaya çıkan oğlu için pusuya yattılar… O gencecik Telemahos’u dönüşünde öldürecekler!” Daha da sözünü uzatmak istiyordu ama babası Baştanrı Zeus; “Neler söylüyorsun sen güzel kızım Atena!” diye sözünü kesti hemen. “Daha önceki toplantıların birinde Odiseus hakkında karar aldırtan sen deği l miydin, güzel kızım? Odisseus ülkesine geri dönecekti ve de o asalak kene dediklerinden öcünü alacaktı!.. Haydi çabuk git, Telemahos’un gemisine. Ona yol göster, tal iplerin kurduğu pusuya düşmesin çocuk. Sağsal im dönsün anası Penelopeya’nın yanına. Sen çok güzel becerirsin bu işleri.

BARIŞIN O DİLE GELMEZ GÜZELLİĞİNİ GÖRECEK…

2Baştanrı Zeus, bunları söyledikten sonra oğlu postacı tanrı Hermes’ i çağırdı hemen. “Sevgi l i oğlum,” dedi ona bütün sevecenl iğiyle, “hep sen getirir götürürsün benim haberlerimi. Bu konuda da çok becerikl isin. Git güzel Kal ipso’ya söyle. Artık o sabırlı Odisseus’u salsın da, karısı Penelopeya’nın, oğlu Telemahos’un yanına dönsün adamcağız. Ama önce iyi kötü serüvenlerle yüklü bir yolculuktan sonra, Fayakların o barış adasına gidecek Odisseus… Hem de suların üstünde zarzor tutunabi ldiği iki tahta parçası üstünde… Fayaklar onu bir tanrı gibi ağırlayacaklar ve sonra tam donanımlı bir gemiyle yolcu edecekler ülkesine… Gemiyi de altın, kehribar cinsinden armağanlarla dolduracaklar. Üstel ik Odisseus; Troya’dan yağmaladığı kanlı ziynetlerle deği l, savaş nedir bi lmeyen Fayakların bağışladığı paha biçi lmez o barış ve dostluk duygularıyla ulaşacak ülkesine. Daha sonra halkına ve bütün Akdenizl i kardeş halklara, bu barış ve dostluğu dağıtacak… Bu sözlerin ardından tanrı Hermes, bir sıçrayışla yıdızların içine atladı hemen. Yıldızları okşaya okşaya, tanrıça Kal ipso’nun adasına bir kuğu kuşu gibi, usulca kondu…

Bütün okurlarımın yeni yılını içtenl ikle kutluyor, artık hep barış sabahlarına uyanalım, diyorum…

***

SABAH UYANINCA

Sabah kuşlarıyla bir uyan

Ve okşa bahçendeki çiçekleri bir bir…

Ama unutma sakın o mavi menekşeleri,

Yoksa zehir olur şiir.

Hele biraz da aşk varsa içinde,

Doldur o mahzun yüreğini,

Tekmil yıldızlarıyla güneşiyle,

O hasret Akdeniz’in…

Sonra da saç onları gökyüzüne…

Yüreğinde varken o ateş.

Hep aşk yağsın artık gökyüzünden,

Yaşasın insanlar kardeş kardeş.

Yaşar ATAN