Yaşar ATAN- ACILARINI ŞİİRLERE GÖMEN OZAN

Nelly Sachs atan kose

Bu sayımızdaki ozanımız Nelly Sachs , sancılı bir kadın yazar.. II.Dünya savaşının bütün acılarına katlanmış; şiirlerine tutunaraktan yaşamış… Şiirleri de o yüzden hani öyle bir okuyuşta hemen ortaya çıkmıyor; Bir deniz feneri gibi, ona ne kadar çok yaklaşırsanız o kadar yakından görebiliyorsunuz.Ondan çevirdiğim şiirlerden birkaçını bu ay sizlerle bölüşmek istedim…

 

Yahudi kökenli Alman ozanı Nelly Sachs (Neli Saks), 1891 yılında Berlin’de doğdu. Sekiz yıl süresince Nazilerden kaçıp saklandı ve İsveçli yazar Selma Lagerlöf’un yardımıyla göçmen olarak İsveç’e sığınabildi. Bütün ailesi ve yakın dostları, Hitler’in  toplama kamplarında yok edildi. Haliyle Sachs’ın şiirleri de, onun bu unutulmaz acılarını bütün yakıcılığıyla yansıtıyordu. Ve bu kişisel acılarını, bütün öteki Nazi kurbanlarının çektikleriyle bütünleştiriyordu. N. Sachs’ın yapıtlarından yansıyan ve çok derinlerden gelen sesi; bir ermiş, bir bilge sesi gibidir.. Ve bazen  şiirlerindeki o anlaşılmaz gibi görünen öğeler, çok değişik imgeler ve derin anlamlar çağrıştırır.

İsveç’te de şiirlerini, radyo oyunlarını Almanca olarak yazdı.  Özellikle genç Alman ozanlar, onun şiirlerinde en büyük evrensel usta ozanlardan birini buldular ve onu kılavuz edindiler…

Nobel ödülünü de alan Nelly Sachs, 1970 yılında İsveç’te öldü.

EVİNİ YENİDEN KURANLAR İÇİN

Kurduysan eğer yeni baştan evini

duvarlarını yatağını masasını divanını

artık seninle oturmayacak olanlar için

dökeceğin o gözyaşları var ya hani

Dikkat et değmesin onlar sakın

tahtalara taşlara yada duvarlara

Süzülür girerler yoksa

zaten sana zor yeten o kısacık uykularına

Yatağın çevresinde dolanırken de

sakın hıçkırıp ağlama

yoksa karışır düşlerin

o hasret ölülerin ecel terleriyle

Ah o duvarlar o mobilyalar yok mu

rüzgarla çalışan çalgılar örneği

duyup yansıtırlar hemen olup bitenleri

ve acıların filizlenip büyüdüğü bir tarla örneği

yüreğindeki tozlarla karıştırırlar gözyaşlarını

Kur evini akıp giden o saatlerde

ama üzülme varsın savrulsun dakikalar

toz olup uçuşurlarken onlar

geçen günü bir perde gibi örterler

Çev.: Y. Atan) 

 

AH SİZ İHTİYARLAR

Orda işte onlar

o yıldız dünyamızın kıvrımlarında

büzüşüp sarınmışlar gece örtülerine

öylece Tanrı’yı bekliyorlar

 

Bir diken büzüp kapatmış dudaklarını

yitip gitmiş dilleri gözlerinin içinde

ama çeşmeler gibi gürlüyor o dilleri

ve o çeşmeler içinde boğulmuş bir ölü bedeni

 

Ah, siz ihtiyarlar, hep taşırsınız gözlerinizde

yakınlarınızın kireç kesilmiş bedenlerini

olup olacağı hani o son hazinelerinizi.

(Çev.: Y. Atan)

 

EY GECE

Çocukların ağladığı o gece var ya

çocukların ölüme gideceği o gece

Ulaşamazsınız uykularında bile onlara

Anneleri olmuştur artık o ürkünç kadın gardiyanlar

hani o kalleş ölümü avuçlarında saklayanlar

Bütün duvarlardan çatılardan püskürür dehşetin filizleri

heryere yuvalanmıştır ölümün tohumları

Anne memesi yerine gardiyanlar

çocukları uyuşturup sustururlar

Daha dün bir anne uyumaya götürüyordu

o ay parçası yavrusunu

bir elinde oyuncak bebeği yavrunun

solmuş öpülmekten oyuncağın o kıpkızıl dudakları

öbür elinde saman dolgulu bir hayvan

canlanıp dirilmiş çocuğun o delişmen aşkından

esiyor oysa bir ölüm rüzgarı şimdi

topluyor rüzgar yolu üstündeki gömleklerden

artık hiç tarak değmeyecek o saç tellerini!

(Çev.: Y. Atan)

 

NE ÇOK YARAMIZ VAR

Öylesine çok yara var ki bedenimizde

bazen vurulmuşa dönüyoruz beynimizden

hani kötü bir laf savurduğunda sokak bize

 

Oysa anlamıyor olup bitenleri sokak

ama böyle ağır bir yükü de kaldıramıyor

çünkü hiç görmemiş yolu üstünde yürüdüğünü

bir volkanın hani buncasına acılarla yüklü

 

Geçmişin o ilkel anıları silinmiş belleğinden  sokağın

ışık yapay yollarla üretidiğinden beri

zaten melekler de yalnızca çiçeklerle kuşlarla oynar oldular

yada süslediler hep gülücükleriyle çocukların düşlerini.

(Çev.: Y. Atan)

 

SENİ YENİDEN GÖRDÜM

Yeniden gördüm seni

O sis çizince şöyle bir görüntünü

Hani sırtında bir koza gibi duran

o mantoyu çıkarıp attın

çünkü gün batar batmaz

benziyordu ölmüş bir bedene o manton

Ve sürüp giderken senin aşkın

ışıl ışıl yandı gece

yükseldi de yükseldi

tam uçacağı sırada açılan

kırlangıç kanatları gibi

İşte bir tüy kopardım o anda rüzgardan

Ama yapışmıştı tüyün üstüne

kayıp giderken bir yıldız gökyüzünde.

(Çev.: Y. Atan)

 

atanyasar@yahoo.de