Unia sendikası 4. kongresini yaptı

2016-10-29-ganzer-saal-2_01

Ali Korkmaz

3 gün süren kongre 27, 28 ve 29 Ekim tarihlerinde Cenevre Palxpo salonunda gerçekleşti. İsviçre’nin her bölgesinden 350 kadar delegenin, 150 kadar da davetlinin katıldığı kongrenin, temel sloganı “toplumda dayanışma ve iş yerlerinde güçlü olma.” olarak öne çıktı. 140 öneri, 7 tane karar (Résolution) tartışılarak çoğunluğu karar altına alındı. Yüzden fazla yön metni, 3 Aralık 2016’ da Bien/Biele`de yapılacak ara kongrede tartışı- lıp delegelerin görüşlerine sunulacak.Bir kısım öneri ve kararlar farklı önerilerle değiştirilip kabul edilse de, bazı karar ve öneriler de ret edildi. Arada bir yönetim kurulu azınlıkta kalsa da bölgelerin karar ve önerilerinin önemli kısmı delegeler tarafından kabul edildi.

Tartışılıp alınan kararlar:

A – İşçilerin haklarının korunması ve aylıkların güvence altına alınması

B – Göçmen politikasında açık ve dayanışma içerisinde olan bir İsviçre,

C – Emniyetli ve dengeli bir sosyal.

D – Uzlaşma.

E – Numaralandırılan ekonomi, kapitalizmin mantığına göre değil, daha ziyade insan haklarına dayalı iş.

F – İş yerlerinde işçi mücadelelerini artırarak yoğun hale getirmek.

G – İş yerlerinde sendikal aktiviteleri artırmak.

Bu kararların bir kısmı yönetim kurulunun karşı önerileriyle kabul edildi.

İlk kez sayısını artırarak 15 kadar olan Türkiyeli delegelerin katilimi %5 oranını geçemedi. Unia kongresinde ayrıca Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda çalışan fotoğrafçı Eren Karakus’unSUR`dayasanan katliamı anlatan fotoğraf sergisi açıldı. İlk defa Türkiye`den bir sanatçının Unia kongresine davet edilmesi, kongreye katılanlar tarafından ilgiyle karşılandı.

Kongrenin birinci günü Unia Başkanı Vania Aleva’nın açılış konuşması ile başladı. Cenevre bölgesi Unia Başkanı Danielle Parmentier delegelere hoş geldin konuşmasında, Cenevre`de iyi bir kongre olması dileğini belirti ve Cenevrelilerin eleştirici, gerektiğinde de haklarını aramak için bağırdıklarını ve bu kongrede de eleştirmekten, gerekirse bağırmaktan çekinilmemesi gerektiğini dile getirdi. 2012 Lozan kongresinden bu yana yaşamlarını yitiren 100 kadar Unia üyesi için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Unia faaliyet raporu üzerinde konuşmaların ardından kısa bir filim gösterimi gerçekleşti. Federal Bakan Didier Burkhalter adına sekreteri serbest dolaşım ve Avrupa Birliği ile İsviçre`nin anlaşmalarından bilgiler verdi. Cenevre belediyesi adına Sandrine Salerno söz alarak delegeleri hoş geldiniz dedi.

Saat 17.00 itibariyle tüm delegelerle Cenevre Universitesi Bastion Parkı’na gidilerek konservatuar okulu önünde, ellerde tutulan porz kartonlarla, güç anlamını taşı-yan yumruk ve anlaşma anlamındaki el sıkışma maketi yapıldı

csm_2016-10-20-aktion_01_df6b07b48a

Kongrenin ikinci günü, 2016 – 2020 stratejisi belirlendi. Kendi ülkelerindeki savaşlar nedeniyle göç etmek zorunda kalan ve Akdeniz’de boğularak hayatını kaybeden göçmenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Sendikalar Birliği GSB/ÜSS başkanı Paul Rechsteiner iş yerlerinde yasanan kirizleri gündeme getirdi. Ardından yönetim kurulu seçilerek, aynı var olan yönetim tekrardan göreve getirildi. Pierluigi Fedele yeni yönetim kadrosuna yoğun işlerinden dolayı aday olmazken, Rita Schiavi emekli olduğundan adaylığı son buldu.

Kongrenin son günü olan cumartesi günü uluslararası davetlilerin konuşması ile başladı. Filipinler’den sendikacı Marco Polo Ferrer, Katar`da ki kötü iş koşularını ve Katar hükümetiyle hiçbir insan hakları anlaşmalarına girilemediğini ve yapı iş dalında çalışan işçilerin hiçbir güvenliklerinin olmadığını ve Filipinler`de ve diğer ülkelerden Katara çalışmaya giden göçmenler çok düşük ücretlerle çalıştırıldıklarını anlattı. Philip Jennings 150 ülkede 900 sendikayı bir araya getiren Sendikalar Birliği Genel Sekreteri (ÜNİ Global Union), kapitalizmin çıkmazda olduğunu ve işsizliğin her geçen gün çoğaldığını, Avrupadaki 1/4 gençliğin işsiz olduğunu, Yunanistan ve İspanya da %60 işsizliğin olduğu, bir jenerasyonun feda edildiğine değindi, bu dramatik durum karşısında yapılabilecekleri, ekonomik, sosyal, demografik sonuçları gerekir ve birliğin önemine, işçilerin örgütlenmesinin önemini de dile getirdi.

Türkiyeden tek davetli olarak üç günlük Unia sendikası kongresine fotoğraf sergisi açmak için Cenevre’ye geldiniz, sizi tanıyabilirmiyiz? fotağraf serginizle ilgili bilgi verebilirmisiniz?

Tabi ben Eren Karakuş, Diyarbakır’dan geliyorum, Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nda çalışıyorum, Sur ile ilgili resimlerim bundan 4 ay kadar önce Bern`de yine sergilenmişti. Sur`da bir tiyatro oyunu sergilemek için, Basel`de bir tiyatro oyuncusunu Alina Jendrekyo Sur’a davet etmiştik, tam olayların başladığı sıralardı, oyunu iptal etmek zorunda kaldık, Alina Jendrekyo daha sonra beni buraya Isviçre’ye davet etti. Bern`de ki 20 günlük fotoğraf sergisi döneminde miletvekileri ve sendikacılardan politikacılardan bir heyet oluştu. Unia`danHansueli Schedegger ile daha önce yine Diyarbakır`da tanışmıştık, o beni bu kongreye gelip fotoğraf sergisi açmam için davet etti. Tüm çatışma dönemi Sur’da yaşıyordum, iki katlı Ermenilerdne kalan bir taş evde kalıyorum, bu evin bir kısmını ev bir diğer kısmını da atölye olarak kullanıyorum ve bu fotoğrafların hepsi Sur’a aittir. Fotoğraf makineleriyle Sur`a girmek yasaktı, ama cep telefonunu yasaklamayı akıl edemediler, ben de cep telefonuyla resim çekiyordum.

Diyarbakır ve Sur belediyeleri HDP’nin elinde, siz sanat ve kültürle ilgilenenlere yardımcı olunabiliniyor mu? Veya baskılara maruz kalıyor musunuz?

Daha yeni Diyarbakır Belediyesi eş başkanlarımızı tutukladılar, diğer belediyelere kayyum ataması yapıyorlar, biz sanat ve kültürle ilgilenenler de risk altındayız. Ben kendim birçok kez olayların resimlerini çekerken, kurşunlar sağımdan solumdan geçti. Geçen ay Batman Belediyesi’ne kayyum atadıklarında ilk yaptıkları iş, şehir tiyatrosunu kapatmak oldu. Kapatılan televizyonlar içerisinde en manidar olanı Zarok TV, bir çocuk kanalı idi. Türkiye`de hukuktan söz etmek çok imkânsız, çünkü öyle bir şey yok, tamamen korku politikası, güç gösterisi. Kesinlikle var olan sistemin kaostan beslendiğini çok iyi biliyoruz. Durumların düzeldiğinde bu suçları işleyenlerin yargılanacağından da eminiz. Daha önceleri de demokrasi ihlalleri olmuştu ama bu sefer ki çok daha katı bir zulüm. Ben perşembe günü Diyarbakır`a dönü- yorum. ilk önce işten atılma durumum söz konusu, daha sonra tutuklanmam da olabilir. Hükümet yanlısı bir Tweter sayfası, ne kadar sanatçı varsa tiyatro, sinema, fotoğrafçıları, ressam ve ne kadar Kürt sanatçısı varsa hepsinin ismini oluşturdu ve ifşa eti HDP`ye destek veren Kürt terörist sanatçılar diye bir liste oluşturdu. Korkmuyoruz ama durum bu maalesef ve çok kötü.

Dışarıdan gelen bir davetli olarak Unia kongresi hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz?

Buraya davet edildiğimde biraz Unia sendikasını araştırdım, çok güçlü bir sendika olduğunu, İsviçre`deki en büyük sendika olduğunu öğrenmiştim. Genel olarak organizesi güzel yapılmış, inanılmaz bir potansiyel var ama dil sorunum olduğu için fazla bir şey söyleyemiyorum. İnsanlar sergime çok duyarlılar, ilgileniyorlar.

Okurlarımıza vermek istediğiniz başka bir mesajınız var mı?

Unia ile sizinle tanışmak benim için çok iyi oldu, Sur`da sokağa çıkma yasağı halen devam ediyor, yani ortada sokak yok ama sokağa çıkma yasağı halen devam ediyor, tanklarla her tarafı yakıp yıktılar, binlerce insan evsiz kaldı göç etmek zorunda kaldılar.

 

4Unia sendikası kongresinin 3. günü, kongre birazdan bitecek. Once kendinizi tanıtıp sonra da kongreyle ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?

Merhaba, ismim Cemal Kaplan, bir reklam firmasında çalışıyorum, kongreye Unia Aargau bölgesinden delege olarak katılıyorum, 3 gündür buradayız, yoğun bir çalışma oldu. Oldukça çok önergeler sunuldu, bu önergelerin içinde önemli önergeler vardı ve birçoğu kabul edildi, bir kısmı da kabul edilmedi. Bana göre kongrede şöyle bir izlenim edindim, önergeler delegelerin oylarıyla kabul ediliyor ya da kabul edilmiyor ama, Unia yönetim kurulu sürekli bir muhalefet halinde karşı duruşları oldu. Bizim anlayışımıza göre bu böyle olmamalı, karşı duruşlar da olsa bu delegelerden olmalı, bir takım önergelerin karşı koyuşları hep yönetimden geldi. Ben bunu doğru bulmuyorum. Karşı çıkılması gerekiyorsa bunu delegelerin yapması gerekirdi, bu tarz karşı çıkışlarda da delegelere söz verilmesi gerekirken bu böyle olmadı. Bir seferinde de bir önergeyi başka bir önergeyle karşılaştırmak istediler, kabul edilmiş bir önergeyi bu şekilde tekrar kabul edilmez yapmak istediler, o da yanlışdı. Unia daha güçlü bir sendika olması için bizim gibi üyelerin, politik kökenli üyelerin daha yoğun olması gerekir. Politik üyelerin belirleyici olması gerekir diye düşünüyorum. Unia bana göre daha çok göçmen işçilerin yer aldığı bir sendika, tabiki göçmen işçilerin sendikalara daha çok ihtiyaçları var, en kötü işlerde çalışan en zor işlerde çalışan göçmen işçilerdir. Bu zor koşularda çalışan göçmen işçilerin haklarını savunmak içinde politik kökenli göçmen işçilerin sendikalarda daha aktif görevler alması gerekir, etkin olmaları bir ihtiyaçtır diyorum. Ancak böyle güçlenip sendika içerisinde düşüncelerimizi aktif hale getirebiliriz. Daha güçlü bir örgütlenme yapmak için Unia da hep birlikte olmalıyız diyorum.

Kaç yıldır İsviçre`de bulunuyorsunuz ve kaç yıldır sendikalısınız?

15 yıldır İsviçre`deyim, 7 yıldır Unia`da sendikalıyım, tam olarak bir işte çalışmaya başladıktan sonra sendikaya üye olabildim. Sadece 7 yıl düzenli çalışabildim. Aargau bölgesinde yönetim kurulu üyesiyim.

Sizce diğer uluslara göre Türkiyelilerin kongreye katılımı yeterli miydi?

400′e yakın delege var burada, Türkiyeliler 13 delege kadardı, bu sayıyı ben çok yetersiz buluyorum.

Bulunduğunuz bölgede ne tür önerileriniz oluyor?

2 yıldır yönetim kurulundayım. Daha önce sadece üyeydim. Bulunduğumuz bölgede Arnavutlar, Portekizler İspanyollar guruplar oluşturuyorlar, böylelikle sendikada daha aktif olabiliyorlar. Bizler de daha aktif olabilmemiz için, gerek yönetim kurulunda gerekse bölge kongrelerinde tabiki aktif üyeler kazanabilmek için öneriler çalışma yöntemleri öneriyoruz.

Önerileriniz sadece Türkiyeli işçilere yönelik mi oluyor, yoksa genel İsviçre`deki işçiler ve ücretliler için de mi önerilerde bulunuyorsunuz?

Tabiki İsviçre`de çalışan tüm herkes için de önerilerde bulunuyoruz, örneğin Aargau Kantonun`da 1 Mayıs’ın resmi tatil olması için de önerilerimiz oldu, ama hala masada bekliyor daha bir sonuç alamadık. 1 Mayıs birçok ülkede resmi tatil, işçi bayramı, ne yazık ki İsviçre`de bir iki kantonun dışında resmi tatil değil.

Kongreyle ilgili başka söylemek istedikleriniz var mı?

İzlenimlerim genel olarak olumlu, birçok arzu edilen öneriler geçti, tabiî ki geçmeyen önergeler de oldu, istediğimiz önerileri geçirebilmek için bizim burada güçlü olmamız lazım. Başta da söylediğim gibi, politik göçmenlerin burada örgütlü olması şart, asıl rol bize düşüyor, uzak durmamalıyız, İsviçre`de birçok Türkiyeli politik örgüt, dernek ve kurumlar var, İsviçre`de defaliyetleri var ama sendikada temsilcileri yok, sendikayla ilgili değiller niye ilgili değiler anlamış değilim. Sadece yönlerini Türkiye`ye dönmüşler, yönleri dönük olsun da, burada yaşıyorsak buradaki yaşamla da ilgili olmalıyız, sendikalarda ilerici örgütlerde ve partilerde yer almalıyız.

Arkadaş gazetesi okurlarına vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Gazeteye aboneyiz evimize düzenli geliyor, böyle bir gazete ihtiyaçtır, çalışmalarında başarılar diliyorum. Onlara da İsviçre`deki kurum kuruluşlarda örgütlensinler diye öneride bulunuyorum. Posta diye bir gazete var konsolosluk çıkarıyor galiba, İsviçre`deki tüm Türkiyelilerin evlerine bedava gönderiyorlar, ama bizim böyle bir maddi imkânımız yok. Onun için Arkadaş Gazetesini destekleyip abone olmalıyız, gazeteye sahip çıkıp güçlendirmeliyiz.

 

5-copieEric Voruz, eski postane emekçisi, eski belediye başkanı, eski parlementer ve şu an emekliler gurupu başkanı, Unia sendikası kongre delegesi. Merhabalar Eric, emekli olanlara çok güzel bir örnek, mucadeleye emekli iken de devam etmenin örneğini bize göstermiş oluyorsun. 3 günlük kongre bitmiş oldu, gazetemizi tanıyorsunuz, daha önceden göçmen sorunları ile ilgili röportajımız seninle olmuştu. Şimdi de Unia kongresiyle ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?

Kapitalizm iş dünyasını ve dayanışmayı yok etmek istiyor. OrneğinUber bir Amerikan şirketidir, Taksileri özeleştirmeye başladılar. Zürich`de, Cenevre`de, Lozan`da gelişmeye başladı, insanlara siz kendi patronunuz olacaksınız diyerek, bir nevi özeleştirme, taşeron işçiliği gibi, sadece taksiler değil şirketlerde de bu tür girişimler başladı. Bu tamamen dayanışmayı ve iş hakkını ortadan kaldırıyor. Kısacası toplumun Amerikanlaştırılması, bununla kapital finansmanlarına tam yetki veriliyor.

Kongreye gelince bu kongre pozitif, demokratik bir kongre, bazı alınan kararlardan dolayı memnun oluruz ve ya olmayız, birkaç senedir kongrelere katılamıyordum ama bu kongre solcu bir kongre oldu. Solun hakim olduğu bir kongreydi. Belki sosyal demokrasiye net bir cevap vermesi gerekiyordu yatırımlarını unutmalı, sendikal hareketlerin verdiği mesaj aynı zamanda sosyal liberalizim politikasından vaz geçmek olmalıdır, sendikacı ve ya sosyalist olduğumuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilmeliyiz, ben bu mesajları Uniakongresin’de almış bulundum.

Bölgelerin bir takım aldığı kararlar ve öneriler kabül edilmedi bunun için ne söylemek istersiniz?

Bu normaldir, demokrasinin kurallarıdır. O kadar öneri ve kararların hepsi kabul edilemez ki, ret edilenleri yine delegelerin çoğunluğu ret ediyor. Burda sorun nerde, demokrasi bu işte, birkaç bölge aynı fikirde olup bir başka bölgenin öneri ve kararlarını ret edebilir, sonuçlardan memnun değilsek refarandumhakı vardır, ayrıyeten Unia yönetim kurulu bir çok kez delegeler tarafından da azınlık konumuna düşürüldü de. Almanca lasgemende diyoruz, komünal, taban kararı, yani Unia sendikası yönetim kurulu ve merkez komitesine rağmen, taban karar alıyor, işte bu demokrasidir, tabiki tabanda da farklı görüşler olabilir bu da demokrasidir

Gazete okurlarımıza vermek istediğiniz mesaj var mı?

Tabiî ki vermek istediğim mesaj Türkiye`deki Türk, Kürt ve diğer azınlıklar için birlik ve demokrasi için mücadele etmelerini temenni ediyorum. Benim kişisel düşüncem inanıyorum ki, 15 Temmuz askeri darbe kalkışması tamamen Erdoğan’ın kendisi organize etti. Bunu bahane ederek, olağan üstü hali getirdi ve kendisine karşı olan tüm çevrelerin üzerine korku oluşturmak istedi. Kaos yarattı ve gazetecileri, sendikacıları, muhalif partileri, şimdi de seçilmiş belediye başkanlarını tutuklatıyor. Daha devam edecek parlamenterleri de tutuklatacak. Bu tek kişilik politika, diktatörlüktür, oysa ki Türkiye bunu hak etmiyor, çok daha güzeline laik, Kürt ve Türk arkadaşlarıma hep söyledim, Türkiye`deki var olan çok kültürlülüğü kabul etmek gerekir. Burada İsviçre`de olduğu gibi farklılıklarla birlikte yaşamayı bilmeliyiz, öğrenmeliyiz, bu Türkiye`de de olmalıdır. İsviçre`de yaşayan Türkiyeliler, Kürdistanlılar sendikalara kurum ve partilere gelmelidirler, kapılarımız onlara açıktir. Unia sendikası 200 bin üyesiyle en çok ulusların olduğu sendikadır, enternasyonalist yanı da vardır.