UNİA GÖÇMEN KONGRESİ- “Zorlama kongre, etkisiz sonuç!”

IMAG1908

Ali Korkmaz

7 Şubat 2015 Bern’de sözde ilk göçmenler kongresi gerçekleşti. 250 kadar delege ve davetlilerden oluşan bu günü, Unia sendikası düzenledi. Unia sendikası bu etkinliğin gerçekleşmesi için Unia sendikası göçmenler komisyonu,Secondas plus (ikinci kuşak) ve İsviçre’de yaşayan İtalyan topluluğunun en büyük federasyonu Coloni Libre’yi çağırıcılar arasına davet etti. Balkan ülkeleri vatandaşlarından, Latin Amerikalı, Avrupa ülkelerinden ve Türkiyeli çevrelerden de katılımlar oldu bu etkinliğe.

Böyle bir etkinliğin organizasyonunda esas etken rol olan ve kısa bir zamanda gerçekleşmesi için özel bir çaba sarf eden, Unia göçmenler sorumlusuna göre bu etkinlik kalabalık ve coşkulu geçti. Unia sendikası göçmenler grubundan diğer aktivistlere ve katılımcılara göre de alelacele hazırlanan bir projeyi tamamlamak üzere hazırlanmış bir etkinlikmiş gibi kafalarda soru işaretleri bıraktı.

Unia sendikasının ciddi organlarında, hiç tartışılmayan bu sözde göçmenler kongresi, İsviçreli yerli halkla ortak bir mücadelenin bütünleyeni olarak ele alınmasından çok, göçmen olma vurgusunun öne çıkarıldığı bir perspektifte ele alındı. Unia’nın ne delegeler toplantısında ne merkez toplantısında ne Unia göçmenler komisyonunda ne de kanton bölge guruplarında tartışılmadan düzenlenen bu ‘kongre’ bu yönlü oluşturulabilecek ortak siyasi bir iradenin baştan engellendiği bir işlev gördü ve daha çok katılanlara nispi bir figüranlık payesinin biçildiği bir içeriğe sahipti. Tabanla, konuşulup tartışılmaması, sendika aktivistlerinin dahi haberleri olmadan bu etkinliği düzenlenmesi ise başka bir keyfilik olarak dikkat çekti Bu aceleci tutum ise birçok soruyu beraberinde getiriyor. Tabanla sendika üyeleriyle tartışılmayan birlikte örgütlenmeyen bir kitle etkinliği ne kadar meşrudur, veya ne kadar hayat bulur? Göçmenlerin sorunlarına ne kadar çare bulur?

FİMM 23 Nisan 2005 yılında kuruldu o gün de, bu oluşuma katılan ve aynı şekilde FİMM oluşumuna katkısı olan militanları dinlediğimizde benzer bir kalabalığın olduğu, ama 50 den fazla ülkenin dernekleri ve kurumlarıyla birlikte bir buçuk yıl çalışarak bir ‘’Charte’’ (Temel yasa) hazırlanıldığı vurgulanıyor. 7 Şubat 2015 Bern’de gerçekleşen bu sözde kongre de kabul ettirilen manifesto ise sadece bir kaç hafta da hazırlandı ve sadece birkaç sendika çalışanı haberdar edildi. Militanların, göçmenlerin ve tabanın büyük çoğunluğunun bu manifestodan haberi bile yoktu.

Manifestoda bu kongre gibi ihtiyaca cevap vermekten uzak ve tespitlerinde ise yetersizdi. Yani işin kısası bu ‘kongre’ içerik olarak bir taraftan yapılmış olmak için yapılan, ama bir proje çalışmasının dayanağı olduğu yönünde de kuvvetli veriler taşıyan, diğer taraftan da ülkenin politik atmosferi gözetilerek, yaklaşan seçimler üzerinden yürütülen hesapların, serbest dolaşım gibi anlaşmaların geldiği kritik sürecin merkeze alınarak, popülist bir yaklaşımla göçmenlerin özne yapılarak sivriltilmesi kamuoyuna da öyle yansıtılması işlevini görmüştür. Halbuki, göçmen kökenlilerin bu durumlarından kaynaklı sorunları yanı sıra yerli emekçilerin de ortak olan sorunları ve talepleri söz konusu ve bu talepler etrafında örgütlenip yürütülecek örgütlü bir çalışma ise kaçınılmaz bir ihtiyaç. Bu ihtiyaç ise bazı kurumların göçmenler adına metinleri kaleme alıp, bir oturumda onaylattırmasıyla giderilebilecek bir durum değil. Eğer buralılaşmadan, temel hak eşitliğinden bahsedilecekse de bunun biçimi göçmen kongresi ve yahutta göçmen grevi gibi absürt, emekçileri ve halkı bölücü bir çıkış değil. Olması gereken, halkın ayrıştırıcı, provakatif popülist ırkçı politikalara yedeklenmesi girişimlerine karşı, geniş tabanlı bir mücadelenin sosyal, politik ve ekonomik sorunları ve talepleri de merkezine alan bir tarzda ilerletilmesidir.

GÖRÜŞLER

IMAG1947

Claudio Micheloni,
İtalya parlamentosunda senatör,
İsviçre’deki İtalya Coloni Libre
Federasyonu Başkanı

Merhaba, Bu güne panelist olarak katıldınız düşüncelerinizi alabilir miyiz? Federasyonunuz mu böyle bir günü organize etmeyi Unia sendikasına önerdi? Bu gün için neler düşünüyorsunuz?
Hayır, Unia sendikasının bir inisiyatifidir. Sendikanın göçmenlerden sorumlu yetkilisi bizi davet etti bizde katıldık, göçmenlerin olduğu yerde biz bulunuruz. Konuşmalarımda da belirttiğim gibi bu gün, beni çok şaşırtı, 23 Nisan 2005 de yapılan FİMM’in (Göçmenler Forumu) oluşum gününe çok benziyor, ve hazırlanan Charte (Temel Yasa) 52 çevre ve göçmenler dernekleriyle, inanç guruplarıyla ve duyarlı çevrelerle İsviçre’de biz göçmenler bir buçuk yıllı aşkın bir sürede hazırladık ve yazdık.

FİMM bittimi, işlevliğini yerine getiremiyor mu? Bu günü organize eden organizatörlere sormak gerekiyor, bu günü organize etmelerindeki neden FİMM’i tekrardan canlandırmak mı, yeniden organize etmek mi? bu soruları geçiştiremeyiz, veya başka ne tür bir proje yapılmak isteniyor?
FİMM’in kurucu üyelerindenim ama 9 yıldır Avrupa’daki İtalyanları İtalya senatosunda senatör olarak temsil etiğim için, FİMM çalışmalarından uzak kaldım. Öğrendiğim kadarıyla FİMM kurulduğu gibi artık amaca hizmet etmiyor ve bundan dolayı mı böyle bir gün organize edildi diye organizatörlere sormak gerekiyor? Sevgili yoldaşım bunlar hep doğruysa o zaman FİMM’i istemiyoruz deme zamanı gelmiştir.
Tabi ki, bu gün elbette ki gerekli bir andır, ama bu kondisyonlarda bir manifesto hazırlanamaz, bugün olduğu gibi öneriler yapılamaz Bir manifesto önceden tartışılır, konuşulur, değerlendirilir ve birlikte hazırlanır ve yapılan itirazlar da yerindedir.

Kısa zamanda hazırlanan manifestoya bakarsak; provokasyonlara açık ve göçmenleri zor durumda bırakacak formülasyonlar mevcut. Ayrıca göçmenlerin sorunlarına çözüm bulmaya yardımcı olacak gibi de görünmüyor. Siz ne dersiniz?
Soruyu anladım ve düşünüş tarzına katılıyorum. Biz göçmenler yıkıcı olamayız, yapıcı olmak zorundayız, bu ülkede yabancıların sorunlarını çözmek için adım atmalıyız daha iyi bir toplum için aktiviteler yapmalıyız.

Bu günü organize edenlerin, geçen yıl göçmenlere önerdikleri şuydu; göçmenler grevi organize edelim, buna şiddetli bir şekilde itiraz eden göçmenlere bu yıl da ”göçmen kongresi” düzenlediler, bu konudaki düşünceleriniz nedir?
Göçmenler politik bir güç olmalı mıdır? Politik partilerin göçmenleri manipüle etmelerine karşı ne yapmalıdır? Bana göre gerçek uyum politikası, ne zaman ki göçmenler tüm politik partilerin listelerinde aday gösterilir ve her düzeyde seçimlere katılmalarına olanak sağlanır, o zaman uyum politikası gerçekleşir ve eşitlik olur.

Bize ayırdığınız zaman için teşekkür ederiz
Ben size duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ederim

 

IMAG2102

Tarık BAKMAZ, İTİF (İsviçre Türkiyeliler İşçi Federesyonu) yönetim kurulu üyesi, 7 Şubat 2015 Bern’de gerçekleşen ”1. Göçmenler Kongresi” ne delege olarak katıldı. Üç yıla yakındır İsviçre’de yaşıyor, bağcılık ve şarapçılık üzerine çalışıyor.

Bir delege olarak bu günkü kongre izlenimlerinizi alabilir miyiz?
Tabi, Unia sendikasının düzenlediği bu kongreyi ilk etapta olumlu bulduk, niyet olarak olumluydu, bize davetiye 7 Şubat 2015’ ten 2 hafta önce geldi, Basel İTİF temsilcimizle ilişkiye geçilerek davet edildik, belli dokümanlar geldi ama sadece nasıl bir kongre olacağı nasıl çalışmalar olacağı şeklinde bilgilendirmeydi, bizi merak ettiren, göçmenlik kongresi gibi iddialı bir kongrenin neleri konu alacağı, hangi sorunlara dikkat edeceği ve işleyeceği oldu. Katıldığımızda tamamen çok farklı bir durumla karşılaştık; öncelikli olarak bizim de eleştirdiğimiz bir kısımdı, tartışma konuları veya gündem, sundukları dokümanların daha önce tartışılmaması, bizlere önceden gönderilip tartıştırılmaması ve kısa bir süreye sığdırması doğru bir yöntem değil, bu tarz bir işleyişe en azından kongre denmesi hiç doğru değil, demokratik değildi, kongre diyebilmemiz için üzerine önceden çalışılmış bir taslak olması gerekiyordu, dokümanlar; 4 tane öneri ve 1 tane manifesto bize ulaştırılmadığı gibi başka kurum ve göçmen derneklerine de ulaştırılmadığını kongre günü öğrendik, bu dokümanlar orda kongre günü dağıtıldı, tartışmaya açıldı ve öneri yapılması istendi, bu çok yanlış. Sonuna kadar bekledik, ne olacak nereye gidecek diye özelikle atölye çalışmalarına da değinmek istiyorum, sunulan dokümanların ne şekilde önerileceği son haline konacağı önceden belirlenmişti tartışmalar sadece yapmacıktı formaliteydi, oylamalarda bu organizasyonun kararıdır şeklinde tüm alınan kararlar hep organizasyonun önceden aldığı kararlar olarak sunuldu ve hep çoğunluğa onaylatıldı, bunu da niyet anlamında sorgulanabilinecek olduğunu düşünüyoruz. Göçmenlerin yaşadığı sorunlar için mi yoksa başka hesaplar için mi bu kongre yapıldı, kongrenin sonunda kafalarımızda soru işaretleri kaldı doğrusu. Belli taleplerin es geçilmesi, örneğin bizim sunduğumuz eşit hak eşit ücret talebi tartışmaya bile açılmadı, buda göçmenlik açısına bakış açısının bir göstergesidir. İTİF ve başka federasyonların da tartışmak istediği eşit işe eşit ücretin tartışılmasının sendika tarafından engellenmesi ne kadar samimi olunduğunun bir göstergesidir.

Hep de negatif olmayalım diye düşünürsek, karabalık bir katılımın olması pozitif bir imaj da vermişti, nasıl bir pozitif bilanço çıkarabiliriz bu kongre de ve sonrasında neler yapabiliriz?
Tabiki ilginin olması, göçmenlerin sorunlarının şu veya bu şekilde gündeme gelmesi olumluydu. Şu bir gerçektir ki, göçmen sorunlarının göçmen kurumları dikkate alınmadan çözülmeye çalışması doğru olmaz ve hiç bir zaman’da hayat bulamaz. Kongreler öyle oldu bittiye getirilmemelidir, göçmenlik sorunları öyle basit değildir, kongreler tamamen demokratik bir ortamda gerçekleşmelidir, karşımızda çok agresif bir divan vardı, bu agresiflik de şunu gösteriyor, bu kongrenin nasıl geçmesini istiyorlarsa öyle geçirmek için uğraştılar ve şimdilik istedikleri gibi de oldu. Bir göçmen kurumu olarak kendimizi bulamadık, bir işçi sendikasının göçmenlik sorununa böyle bakması gerçekten üzücü, bırakın diğer göçmen örgütlerini, bir sendikanın kendi göçmen gurupları ile bile tartışmaması, çok büyük bir handikap. Atölye çalışmalarında da göçmenler grevinin tartışılması çok vahim bir durum, göçmenleri hedef tahtasına koymaktır, bu şekildeki bir yaklaşım doğru değil.

Okurlarımızla paylaşmak istediğiniz, başka vermek istediğiniz mesajlarınız var mı?
Tüm göçmen kuruluşlarının, geliştirmek istenen ırkçılığa karşı daha fazla dayanışma yapmaları gerekiyor, duyarlı olmaları şart, göçmenler üzerinde oluşturulmak istenen baskıya karşı olmak hepimizin görevi, dayanışmayı daha fazla büyütmemiz gerekiyor, örgütlenmek örgütlü olmanın önemi daha fazla ortaya çıkıyor, özelikle gündemi takip ederek bu referandumlar halk oylamalarını iyi takip etmek gerekiyor.

İsviçre’ye geldiğimden beri Arkadaş Gazetesi`ni takip ediyorum, yayın hayatında başarılar diliyorum, özelikle Arkadaş Gazetesi`nin gündemi nasıl takip edeceğini özenle bekliyorum, Arkadaş Gazetesi`nin aylık yayın süresinden 2 haftalık periyoda geçerek ihtiyaca daha çok cevap vereceğini düşünüyorum.

Bize zaman ayırdığın için sana teşekkür ediyoruz, mücadelende başarılar diliyoruz.

IMAG2061

Derya Dursun, Endüstri dalında sendika sekreterive Neuchatel kantonu göçmen grubu sorumlusu. Evli 3 çocuk annesi.

”1. Göçmen kongresi”ne 6 delegeyle Neuchatel Kantonun’dan gelip katıldınız. Bu kongre de olan pozitif ve negatif izlenimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?
En azında, Unia sendikasının kendi kurumlarının dışına çıkarak başka göçmen oluşumlarla bir etkinlik yapması olumluydu. Yabancıların oy kullanıp kullanmamaları tartışıldı, bana göre bunun bir önemi yok ayrımcılık yapıldıktan sonra oy kullanabilse de ayrımcılık yapılıyor. Umarım bu kongre fiyaskoyla sonuçlanmaz. Bu kongre biz sekreterlere bir kaç hafta önceden haber verildi az da olsa bilgilendirildik ama iyi hazırlanamadık. Koordinasyon sorunu yaşandı teknik sorunlar oldu, netlik kazanılamamıştı, diğer organizasyonlarda da öyle olmuştur.

Davet edilen panelistler daha cesur panelistler olabilirdi, sorunlara sarılamadılar, otokritik olmamız gerek, çok işi aynı anda yapmak istediler. Her résolution veya manifesto apayrı bir kongre konusudur. Bu konular tekrardan ele alınması gerekir.

Ne şekilde?
Yabancıların sorunlarının çözülmesi için; hoşnutsuzluklar ortadan kaldırılmalı, mademki en zor işlerde yabancılar çalıştırılıyor bu eşitlik sağlanmalı, iş organizasyonu, iş dünyası güzelleştirilmeli. Bugün 580 kadar CCT (toplu iş sözleşmesi) var, bu beraberinde bir çok sorunu getiriyor eşitsizliği getiriyor, her geçen gün işçilerin aylıkları düşürülüyor.

Önemli bulup ta vermek istediğini başka mesajınız var mı?
Tabiki var, ciddi bir şekilde düşünmek gerek, bu gidişatı satanist bir şekilde kabul edemeyiz. Marx’ın kapitalini tekrar okumak gerek, aynen böyle yazın lütfen, tek çözüm kapitali okuyup anlayıp ona göre çareler bulmak gerekiyor.

Ayırdığınız zaman için teşekkürler, işinizde ve mücadelenizde başarılar dileriz.