TISA –TTIB protesto edildi

t1

İsviçre’nin de içerisinde bulunduğu, ülkelerin, eğitim sağlık, enerji, iletişim, ulaşım ve diğer hizmet sektörlerini uluslararası tekellerin yağmasına açan ABD, AB ve 21 diğer ülkeyi kapsayan TISA ve ABD ve AB arasında pazarlığı yapılan TTIB (Transatlantik Serbest Yatırım ve Ticaret Anlaşması) Bern’de binlerce kişinin katıldığı bir gösteriyle protesto edildi. Gösteriyi TISA-TTIB Karşıtı Ulusal Birlik düzenledi.

Görüşmelere katılan ülkelerde, tekeller için özel yasalar çıkarılmasını, var olanların esnetilerek, nispi olarak ulusal ‚koruma‘ altına alınınmış sektörlerin tekellerin dizginsiz sömürüsüne açılmasını isteyen ve kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmelere karşı yapılan protestoda, tekelci diktatörlüğe sınırsızca açılan kapıların faturasını tüm halkın ve emekçilerin ödeyeceği vurgulandı. Post, Swisscom gibi işletmelerin ilk elden, özelleştirileceği, sağlık eğitim, iletişim, sosyal hizmetlerin talan edileceği, tüm emekçilerin hak ve kazanımlarının hedefe alınarak daha ağır çalışma koşullarının yürürlüğe geçirileceğine dikkat çekilerek, tekellerin dayatmasına karşı mücadele edilmesi çağrısında bulunuldu. İsviçre’nin her tarafından başkent Bern’de bir araya gelen emekçiler, taşıdıkları döviz ve pankartlarla tekellere geçit verilmeyeceğini dile getirdiler.

Özellikle 3.6 milyonluk Valon Bölgesi’nin bütün pazarlıklara rağmen anlaşmaya onaylamaya yanaşmaması, bunun üzerine Belçika’nın anlaşmaya imza koymaması nedeniyle ertelenen töreninden sonra, Belçika merkezi hükümetiyle Valon ve Brüksel bölgesi yöneticileri arasında yoğun görüşmeler ve pazarlıklar yapılmaya başlandı.Anlaşmaya karşı çıktığı için Belçika ve Avrupa çapında bir anda dikkat çeken sosyal demokrat Valon Bölgesi Başbakanı Paul Magnette, pazarlıklar sırasında istediklerini aldıklarını ifade ederken, imza törenin gecikmesinden ötürü de özür diledi.

VALON BÖLGESİ NEYİ ELDE ETTİ?

Alman basınında yer alan haberlere göre, yapılan pazarlıkların ardında Valon Bölgesi CETA anlaşmasında bazı ayrıcalıklar elde etti. Bunların başında köylülerin ve tüketicilerin daha fazla korunması bulunuyor.

Valonya, CETA’nın tarım açısından dezavantajları olaca- ğı, hizmet sektöründeki standartların ve tüketiyici koruyan uygulamaların azalacağı konusunda itiraz etmişti. Yapılan değişikliklerde ülke dışından gelebilecek rekabete karşı çiftçileri koruyacak önlemler öngörülüyor. Bunun yanı sıra arabulucu mahkemeler konusunda da bir çözüm bulundu. Buna göre, devlet ve firmalar arasındaki anlaşmazlıklarda Avrupa Adalet Divanı’na başvurulabilecek.Ancak bunun ayrıntıları konusunda halen kesin bir bilgi bulunmuyor. CETA’nın yüzde 99’unun yürürlüğe gireceğine kesin gözüyle bakılırken, söz konusu ayrıcalıkların aslında sürecin özünü değiştirmeyeceği yönünde.Avrupa genelinde sendikaların ve ilerici kesimlerin tepkisi yoğun olarak çeken Arabulucu Mahkemeler konusunda aslında ciddi bir değişiklik bulunmuyor. ABD ile AB arasında imzalanması planlanan TTIP anlaşmasında da yer alan bu Arabulucu Mahkemeleri, işyerlerinde işçi ile işveren arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar konusunda Avrupa yargısını devre dışı bırakıyor. Ayrıca, Valon Bölgesi’nin sonradan anlaşmayı reddedebileceği de yazılanlar arasında. Ancak bunun ne kadar mümkün olabileceği ise belirsiz.

Buna rağmen anlaşmayı onaylamaya vize veren Valon ve diğer bölgelerin kararı AB ve Kanada yöneticileri tarafından memnuniyetle karşılandı. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, sosyal medya üzeriden yaptığı açıklamada, karardan memnun olduğunu ve pazar günü yapılacak imza törenine katılacağını söyledi.

VALONLAR ERKEN PES ETTİ

Bir anda Avrupa’da CETA ve TTIP‘ karşı mücadele eden güçlerin dikkati Valon Bölgesi, hem Brüksel’deki merkezi yönetimin hem de AB’nin baskısında fazla dayanamayarak pes etti. Anlaşmaya siyasi nedenlerden çok teknikhukuksal açıdan karşı çıkan Valon Bölgesi’nin sosyal demokrat hükümeti, böylece bir anla yükselen umutları söndürdü. Halbuki, Avrupa’da uzun zamandan beri süren mücadelenin sonuç vermesi açısında önem taşıyordu.