Terör ve Mutabakat Üzerine

TUZEL8(1)

 Meclis başkanının kamuoyuyla paylaştığı teröre karşı ulusal mutabakat yaklaşımı, yurttaşların can güvenliğini sağlamaktan ve halkımızın ortak yaşamını korumaktan uzaktır.

Terörü önleme diye derdi olanlar önce hükümete seslenir. Önce saptanması gereken, ülke topraklarını terör eylemlerine zemin yapanın çözümsüz savaşçı Kürt ve Ortadoğu politikaları olması gerçeğidir;  iç ve dış siyasette ki yanlışlarda ve batakta ısrar etmektir.

İkincisi ulusal mutabakat sağlamak ve çözüm üretmek için, hükümet ağzıyla meseleye yaklaşmak değil başta blok güçleri olmak üzere muhalefetin de görüşlerini almak üzere meclisi toplamak gereklidir.

Şiddet ve terörü kimsenin benimsemesi beklenmemeli. Ancak silah bırakma çağrısı için önce hükümet ve meclisin Kürt sorunu çözümü doğrultusunda adım atması,  düzenlemeler ve girişimlerde bulunması gerekmektedir.  Bu olmadıkça bu çağrının karşılığının olmayacağını meclis başkanı dahil herkes bilmektedir.

Kadınlara ve gençlere yapılan çağrıda çok manidardır. Savaşın doğrudan mağduru ve en fazla acısını çeken kesimlerin kadınlar ve gençlerimiz olduğu açıktır. Ancak bu çağrıyla hükümete destek olmaları istendiği görülüyor.  Savaşa karşı barış ve çözüm isteyen gençlerin ve kadınların uğradığı saldırılar karşısında bu çağrı en hafifinden körlükle izah edilebilir.

Asıl ihtiyacımız bundan sonra olabilecek provokatif eylemler sonrasında gelişebilecek her tür kimlik ve mezhepsel kışkırtmaya karşı, bir toplumsal dayanışma ve birlik göstermektir. Emperyalist savaş ve kontra operasyonları bozmanın,  etkisizleştirmenin tek yolu budur.

Bir kez daha “yeni bir anayasa” denilerek her şeyi buraya havale eden bir beklenti yaratarak, her şeyi tek başına belirlemek isteyen hükümete koz verilmektedir. Yeni bir anayasa için demokrasi ve özgürlüklerin yolunu açmak,  yol temizliği için ne beklenmektedir? Muhalefet güçlerinin iyice sindirilmesi mi?

Kürt sorununu bir kez daha ekonomik kalkınmayla izah etmek, ulusal hak ve eşitlik arayışını görmemekte ısrar,  çözümsüzlükte ısrardır. Bir kez daha gerçek dışı şekilde “üniter devlet yapısı” denilerek demokratik özerklik talepleri ve mücadelesine karşı durulmaktadır. Özerklik birlikte yaşamanın yoludur koşuludur; bölmez, birleştirir.

Terörle mücadelede “uluslararası işbirliğinden” anlamamız gereken her tür uluslararası istihbarat, kontra ve çete örgütlenmelerine kapı açmaktır. İşte bu politika ülkemizi terör organizasyonlarının senaryo alanı haline getirmiştir.

Şehit ve gaziler, terör mağdurları için çıkartılan yasa da, bundan sonra yapılacak iyileştirici düzenlemeler de savaşın haksızlığını örtecek ve oluşan antipatiyi giderecek şeyler olup; ülkemizin ve halkımızın geleceğinin güvensizliğine işaret etmektedir.

Çözüm halkın eşitlik özgürlük ve demokratikleşme taleplerine savaş ve baskı politikalarıyla yanıt vermekte değil, barışta müzakerede demokratik siyasette ısrar etmekten geçmektedir.

Savaşı değil barışı kazanmak için harekete geçelim.

 

Levent Tüzel
İstanbul Bağımsız Milletvekili
HDK Yürütme Kurulu üyesi