Sorunlarımızı ancak örgütlenerek çözebiliriz

337

“Ali Korkmaz 28 yıla yakın bir süredir İsviçre’de yaşıyor. Esas mesleği tornacılık. 22 yıl bir iş yerinde çalıştıktan sonra işveren tarafından işten çıkartılmış. 2009 yılından sonra girdiği 3 ayrı işten, yine kriz gerekçeleriyle işten çıkarılan Ali Korkmaz, şu andan SBB’nin Lozan’da  tren tekerleği üreten atölyesinde geçici işçi olarak çalışıyor. Ali kendi deyimiyle ‘ İşçi olarak Ali, sermaye tarafından işten atılan emekçilerin duygularını en derinden anlayacak binlerce işçiden biri ’  Unia Sendikası Waadt Kantonu Göçmen  Komisyonu Başkanı olan Ali Korkmaz, aynı zamanda Unia Sendikası Merkez Yürütme Kurulu Üyesi. Bir sendika yöneticisi, sanayi işçisi, aktif mücadeleci Ali ile, Unia Sendikası’nın son kongresini, gelişmeleri, mücadeleyi  yani, kısaca mücadeleci bir işçinin penceresinden hayatı konuştuk..”

 

Kongreden başlayalım istersen… Unia Sendikası İkinci Genel Kongresini topladı. Gerçi basından bilgi edinmek mümkündü ama biz birde senden dinleyelim. Kısaca özetler misin?

Süreç bayağı stresliydi açıkçası. 400’ün üzerinde delege uzun denilebilecek bir zaman diliminde kongreye hazırlandı. Kongreye yaklaşık 200 önerge tartışılmak amaçlı sunuldu. Neticede bu 200 önergenin 3 gün içerisinde ele alınması zor bir durumdu ve bunun  son güne bırakılması işi daha da zora soktu. Tüm önergeler tartışılamadı. 20 kişi söz hakkını kullanamadı. Burada bir planlama hatası olduğu daha sonra MYK’ da da konuşularak kabul edildi. Eksik kalan meselelerden biri de göçmen sorunları ile ilgili sendikanın tutumunu belirleyen deklarasyonun tartışması da sonlandırılamamasıydı. Biz Waadt Kantonu olarak buna itiraz etmiştik zaten.

Neye itiraz ettiniz tam olarak?

Serbest dolaşım ve sonuçları ile ilgili değerlendirmelerde ki eksikliklere. Bu deklarasyonda; artan ev kiraları ve hayat pahalılığı özel olarak ekonomide ‘iyi’ olan durumun sonucu olarak gösterilmiş. Oysa serbest dolaşım özelikle uzman işgücü girişini hedefliyordu  ve sermayenin isteğiydi. Dışarıdan gelen bu talep, bilinçli olarak şişirilerek ev kiralarına yansıtıldı ve normal ücretli bir işçinin ödeyemeyeceği seviyeye çıkarıldı. Dahası işçiler ve çalışma koşulları üzerinde baskı aracına döndü. Ücretler, geçici çalıştırılma vb. gibi. Bu konular daha kapsamlı irdelenmeli ve ona göre tutum geliştirilmeli.

Peki bu kongrenin temel talepleri nelerdi?

Emekçilerin Birliğine yapılan vurgu öne çıkıyordu. Bu örneğin, banka merkezlerinin olduğu yerde, büyük balık, köpek balığı animasyonu ile delegeler tarafından temsil edildi.Küçük balıklar tek tek birleşip daha büyük balık olup köpek balığını haklıyordu. Bu köpek balığı tabiî ki sermayeyi  simgeliyordu. Öte yandan TİS’lerde işçi ve emekçilerin hak kazanımlarının ilerletilmesi ve işten atılmalara karşı bir mücadele platformunun benimsenmesi ve oluşturulması gibi talepler ön planda olmak üzere başka taleplerde söz konusuydu.

İşten atılmalara karşı mücadele dedin.. İsviçre İş Yasası,işçi hakları düşünüldüğüne Avrupa’nın en kötü yasası. Yıllardır da yürürlükte. Patronlar sabah kapıda durup her hangi bir işçiyi rahatça işten atabilecek haklara sahip. Bu nasıl değiştirilecek?

Evet doğru. İşçi hak ve kazanımları açısından iş yasası çok zayıf. Birincisi bunun için ilerici sayılabilecek çevreler ve partilerle tam bir ittifakın sağlanması gerekiyor. Örneğin sanayi ülkeleri Almanya,İtalya,Fransa ‘ da işten çıkarılmak bu kadar kolay değil ve tazminatlar vb. yan ödemeler mevcut.Örneğin burada Cenevre’de Merck Sorano adlı bir firma vardı. Bir Alman Tekeli tarafından yutuldu.Alman tekeli kısa sürede Merck’ten bir çok çalışanı sokağa koydu. Tekel yöneticilerinin açıklaması İsviçre’de işten işçi çıkarmak çok kolaydır olmuştu.İşte hedef işçiyi bu kadar kolay kapı dışı edilmesinin engellenmesidir.

Bende bunu merak ediyorum işte. Bu nasıl olacak?

İş yasasının değiştirilmesi gerekiyor.Yani önce parlamento, olmazsa halk oylaması. Çalışmalar bu yönde olacak, eylemlerin örgütlenmesi planlanıyor.Örneğin biz Kanton olarak bu konuda da bir öneride bulunmuştuk. Tüm İsviçre’den 30 bin işçi ve emekçinin katılımıyla yapılacak bir protesto gösterisiyle dikkatleri çekip  başlamak gerektiğini belirtmiştik. İLO anlaşmalarının uygulanmasında da sorunlar var. İş güvencesi sağlayacak, işçilerin kolayca sokağa atılmasının olanak sağlayan maddeleri kaldırmak ve işçilere koruma sağlayacak düzenlemeleri işçilerle birlikte hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Ama şöyle bir durum da var. Bu yasa onlarca yıldır yürürlükte.Ve yıllardır işçiler, emekçiler rahatlıkla kapı dışarı ediliyor. Bu güne kadar bu konuda sendika yöneticileri neden bir adım atmadılar?

Bu güne kadar iş barışı adı altında ne şiş yansın ne kebap diyen sendikal anlayışın hakimiyeti vardı. Bu anlayış bu gün yoktur diyemeyiz. Ama bu anlayışın savunucuları bile bu işin böyle gitmeyeceğini görüyorlar. İşten atılmalar, güvencesiz çalıştırılmalar, geçici işçi sayısı günden güne büyüyor. Bunu pas geçebilecek döneme ve koşullara sahip değiller.

Biraz da genele dönelim. Peki Unia’nın kendisi kuruluşundan buyana geçen süreyi nasıl değerlendiriyor?

Bu konular merkezi yönetimde elbette tartışılıyor.Üye sayısı açısından bakıldığında Örneğin Bern ve Zürih Kantonları’nda son bir yıl içerisinde sendika üyeliğinden ayrılanların sayısının yeni üye olanlardan daha fazla olduğu görülüyor. İsviçre geneli açısından da gelen giden sayısı arasında aşağı yukarı bir denge durumu söz konusu. Ya da 5 bin üye artışı olmuş denebilir. Bu durum genelde pozitif ele alınıyor. Ama esas dikkat edilmesi gereken şey işçi ve emekçilerle kurulun ilişkinin niteliğidir. Her yıl bu kadar sendika üyesi neden sendikadan ayrılıyor ? sorusu önemli ve çözümünün bulunması zorunlu olan bir sorudur. İşçi ve emekçilerin gerçek sorunlarıyla ilgilenmek bir anahtar rolü görmektedir. Öte taraftan bu gün itibar ile sendikal örgütlülükler işçilerin taleplerine tam olarak yanıt verebiliyorlar mı? Diye sorulursa elbette bu da hayırdır. Bunlar değerlendirilen tartışılan sorunlar. Mesele sadece sendikaya üye kazanmakla bitmiyor. Bunun bir kere sendika sekreterleri arasında bir yarışa dönüşmesinden çıkması gerek. Ben kendim şu an sendika içerisinde deneyimli, yetenekli sendikacıların olduğu kanaatindeyim. Bu ve benzeri sorunların orta vadede çözülebileceği inancını taşıyorum.

Mücadele ve örgütlenme açısından  ne denebilir ?

Bazı başarılı örgütlenmeleri oldu. Eksikliklerde var tabi. Örneğin, Novartis’in bizim kantonda bulunan fabrikası kapanacaktı. 1.000 işçinin işini kaybetmesi söz konusuydu. İşçilerin sendikayla beraber mücadelesi sonucunda fabrikanın kapanması engellendi. Benzer kazanımlar ve mücadeleler başka bölgelerde de vardı. Ama neticede mücadele ve kazanımların daha da ilerletilmesi gerekiyor. Yani sendika mücadele etmeyi önüne görev olarak koyduğunda daha başarılı sonuçlar alıyor ve tecrübelerini arttırıyor.

Daha önceyle kıyaslandığında sendikal çizgide nasıl bir değişiklik görüyorsun?

Mücadele etme eğilimi önceye göre güç kazandı. Kongrede yönetim kadrosunda da bir değişiklik yaşandı. Bir açılım da var ayrıca. Daha geniş bir alanda hareket ediliyor. Sonuçta yönetim kadrosunu delegeler seçiyor.Gelecek açısından tabanın inisiyatifinin artması zorunlu. Bu inisiyatif aynı zamanda işini yapmayan, görev ve sorumluluğunu yerine getirmeyen yöneticilerin de görevlerinin değiştirilmesi ve görevden alınması sorumluluğunu da beraber getirir. Eksiklikler ve zaaflar elbette var ama işçilerin sendikalara sahip çıkması gerekiyor. Ancak o zaman daha güçlü olabiliriz.

Merkez yönetimde yer alan göçmen ve işçi kökenli birisin. Türkiyeli işçilerin sendikalarla olan ilişkileri nasıl?

Portekiz ve İtalyanlarla kıyaslandığında  düşük. Burada elbette nüfus oranı da bir faktör. Alman kantonlarında Türkiyeliler açısından bir hareketlilik var.Yani sendikalara üye olma isteği açısından.Fransız kantonlarında bu daha az. İnsanlarımızın çoğu sendikal örgütlülük konusunda yeteri derecede bilgi sahibi değiller. Burada sendikaya da büyük görevler düşmektedir. Bu alandaki aktivitelerin ve mücadele ivmesi artırılması gerekmektedir. Bir başka sorun ise dilden kaynaklanıyor. Dile hakim olamama, bu tür örgütlenmeler içerisinde yer alma isteği açısından da engeller oluşturuyor.

Eklemek istediklerin var mı?

Önümüzdeki süreç  mücadeleler açsından önemli bir dönem. İsviçre uzun süreden ilk defa yoğun grev tartışması içerisine girmiş bulunuyor. Dolayısıyla bizimde artan saldırılar karşısında örgütlenmemiz ve mücadele etmemiz önem taşıyor. Sorunlarımızı ancak örgütlenerek çözebilir ve ilerleyebiliriz. Sendikalar bunun araçlarından biridir.